Gayrete getir ruhunu


Can Dostlar Merhaba,
İşte son düzlüktesin; İşte, Rahmete ermedesin! Sıklaştır biraz daha adımlarını;
gayrete getir ruhunu, dimağını!

[Dinleyene Not:]
Hicaz’dan kainatın kalbinden, Makam sahibinin ruhaniyetinden mülhem bu satırlardan önce, mübarek sadırlardan, kutlu nefeslerden gelen nazlı niyazlarla bezeli “Kullarına yok sana layık meta”adlı Evç ilâhiyi, aşk ile dinleyenlerin ateş-i aşkları ziyade olsun

niyyetiyle atesiask.com üzerinden istifadelerinize sunarız…

[Kendime Not:]
İnsan Kullanım Kitabı “Kur’an-ı Kerim” bir gecede/geceye indi ve otuzbin geceden hayırlı ve bereketli kıldı O geceyi… Neden? Çünkü, Kur’an indiği zamana böyle bir bereket katmıştır. Peki, vahyin amacı zamana bereket katmak, onu binlerce kat daha değerli kılmak mıymış? Ne münasebet! Elbette vahiy insan için inmiştir. İnsana bereket katmak, insanı yüceltmek, onu mübarek kılmak için. Peki, o halde neden Kur’an vahyin zamana kattığı değeri ve bereketi ifade ediyor? Bunu anlamayacak ne var? Kur’an, insana mesaj veriyor. Parmak ayı gösterirken, parmağa değil, aya bakarlar. Eğer sen de âyetlerin (parmağın) gösterdiği yere bakarsan, şunu görürsün: Ey insan! İndiği geceyi bin aydan daha hayırlı yapan, yani bir ömre bedel bir gece kılan bu vahiy eğer senin yüreğine, zihnine, aklına, hayatına inerse neler yapmaz? Düşünsene bir! Sana ne hayır ve bereketler katacağını düşünsene bir! Hayatına inen Kur’an’ın hayatını nasıl bereketlendireceğini, değerlendireceğini düşünsene bir!” Hele bir düşünelim hayatımıza yön verirse “Kuran-ı Kerim” ne olur ahir ve akibetimiz!

[Zamana Not:]
Bir ay boyunca kendi kusurlarımızı düşünme ve Allah’a affettirme işiyle uğraştığımızdan başkalarının kusurlarını görmeme ve rahatsız olmama saadetine kavuştuk. Dünyanın, bizim önümüze attığı haram tanelerinden uzaklaşarak dünya tuzağına düşmemenin tadını çıkarıyoruz bayramda. Kazancımızdan bize ağırlık verenleri ve bizi cennete giden yolda ağırlaştıranları zekat, sadaka, fitre, fidye olarak verip hafiflemenin ve cennete doğru sevinçle koşmanın lezzetini tadıyoruz bu bayramda. Doğudan ve batıdan “En büyük benim veya en büyük biziz” çığlıklarına karşı kulak tıkayıp bir ay boyu millet olarak yalnız akşam ezanının “Allahü ekber/En büyük Allah’tır” nidasına kilitlenerek birilerine anlamlı cevap vermenin huzurunu bayram havasında yaşıyoruz. Karşılık beklemeden vermenin, yalan, talan ve gıybetten uzak durmanın, gönüldeki imanı amelle sulamanın ve sevap çiçekleri açtırmanın bayramını yaşıyoruz. Buhari, Müslim ve diğer hadis kitaplarının rivayet ettiği bir hadise göre “Oruçlu için iki kere ferahlık vardır. Biri akşam iftar ettiğinde, diğeri Rabbine kavuştuğunda”. Biz, imanla ölümü bile bayram kabul etmiş bir ümmetiz. Bütün sevdiklerimizle Yaradana, Hak Dost’a kavuşmak bizim için bayramdır. Mevlâ bizi affede, bayram o bayram ola / Cürm-ü hatalar gide, bayram o bayram ola… Bayramsa bayramımız; Hak Dost’un güzelliği ile güzelleşmemize, gam ve telaştan, sıkıntı ve kederden kurtulup daha dünyada huzur bulmamıza vesile olsun erenler

[Mekana Not:]
“Medine’deyiz. Ramazan umresi için yola çıktık ve Ramazan’ı bir süre Resulullah’ın yurdunda yaşayıp Kabe’ye varalım diye ilk durak olarak Medine’ye yöneldik. Gördük ki bu iş, sufilerin sıkça kullandığı bir ifadeyle “men lem yezuk, bilmez yazık! – tatmayan bilmez” türünden bir şey. Ramazan’ın son 10 günü.. Ve Mescid-i Nebevi… Peygamber Mescidi… İşte bu iki hadise birleştiğinde ortaya, anlatılmaz bir coşkulu buluşma çıkıyor. Buna bir de iftar saatini ilave ettiğinizde manzara daha bir doyumsuz oluyor. Hani iftar vakti yaklaşır da evin tüm ahalisi sofra başında toplanır ya… İşte aynen öyle… O sofrayı 500 bin kişilik düşünün. Kadın erkek her yaştan, her renkten, her dilden insanın katıldığı 500 bin kişi… 167medine Ve binlerce kişi tarafından Mescid’in içinde dışında açılan sofraların gerçek sahibinin Allah Rasulü olduğunu tasavvur edin… O’nun evindesiniz. Ondan başkasının sofra açması olur mu? Herkesin içinin kıpır kıpır dualarla dolu olduğunu unutmayın… İftar saatinde kabul edileceği bildirilen her bir duada toplanan dileklerin insanlık kadar geniş bir camiayı kapsayan iyilikler taşıdığını hatırdan çıkarmayın… Düşünüyorum, sanki Allah’ın Elçisi, yukarılardan bir yerden bu eşsiz manzarayı seyrediyor ve gülümsüyor. Seyrediyor ve tüm o ümmet çocuklarının ağızlarına birer küçük ikram sunuyor. Ya da her sofrada gönüllere huzur ve hayatınıza bereket dileğiyle minik minik konaklıyor. Bu manzarayı tamamlayan bir şey daha var ki, o, bu iftar sofralarının anlatılmaz güzelliğine, tarif edilmesi zor bir güzellik katıyor. Şöyle tasavvur edin: 50 santim genişliğinde, ben diyeyim 10 metre uzunluğunda serilmiş binlerce sofra… Sofranın iki yanında kimi zaman diz çökerek, kimi zaman bağdaş kurarak oturmuş insanlar… Herkesin açlıktan biraz süzülmüş, ama o ölçüde de ruhaniyet yüklenmiş simaları sofraya dönük. Kalpler birbirine bakıyor. Ve ellerinde açılmış birer Kur’an-ı Kerim. Gözler Kur’an’da… Okunuyor, okunuyor, okunuyor… Sanki iftar Kur’an’la açılacak. Kur’an Allah’ın zikri… Ve kalplerden birbirine “zikrullah” akışı yaşanıyor. İftar saati, yani ezan, yani bizim geleneğimizle topun patlaması bekleniyor. Ama ne bekleyiş… İçimde bu fotoğraf duruyor. Onu saklayacağım. Anlıyorum ki insanların Ramazan’larda buralara her yıl gelmeye çalışması, o fotoğrafı gönüllerinde sık sık tazeleme isteğinden kaynaklanıyor. Buraya Pazar günü geldik ve aynı gün salatü selamlarla Rasulullah’ı ziyaret ettik. Türkiye’den bir dolu dosttan, – şimdi isim isim saysam yerim yetmez, sayılmayan isimlerin gönlü kalır- selamını yüklenerek gelmiştik, onları adıyla sanıyla bildirdik. Duymuştur Allah Rasulü, selamlarına mukabele etmiştir eminim. O dostlar gönüllerinde o mukabil selamların serinliğini hissedeceklerdir. Bu güzelliği tadın inşaallah. Nasıl edin, edin bu güzelliği tadın. Anadolu’nun veya bir başka Müslüman kavmin Anadolu’sunun mütevazı insanlarını gördüm buralarda, aşkla gelmişler Resulullah’a misafir olmaya… Demek ki çok imkan değil, çok coşku, çok aşk gerekiyor. Dilerim bir Ramazan Allah Resulü’nün konuğu olur, tüm insanlık için yapacağınız bir duada O’nun ruhaniyetini de paylaşırsınız.”

Vakt-i şerif, Ramazan-ı Şerif, Cuma, Leyle-i Kadir, ömür ve şahsiyetlerimiz,
ahir ve akibet, zahir ve batınlarımız hayrola,
Aşkullah, Muhabbettullah, Marifetullah,
Şevkullah ve Zikrullah gönüllere nakşola
Şefaat û nebi cümlemize nasib ola efendim

Reklamlar

2 thoughts on “Gayrete getir ruhunu

Söyleyecek sözüm var...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.