Sıddik-i Ekber


Menakib-i Çehar-Yâr-i Gûzin’den…

Zevk-i dilden dûr olanlar şi’ri inkâr eylemiş
Sıdk ile Sıddîk-i Ekber şi’ri tekrar eylemiş
‘Cüd bi lutfik yâ İlâhî men lehû zâdün kalîl!
Bu münâcâtında mevzûn aczin izhar eylemiş

… Şeriatın gözbebeği, Resulu Kibriya (sav)’nın dostu, mağaradaki iki kişiden ikinci olan Hz. Ebu Bekir’in (ra) ismi şerifleri Abdullah, künyesi Ebu Bekir’dir. Babasının adı Osman, künyesi Ebu Kuhâfe’dir. Araplarda kişiler künyesiyle tanınır. Hz. Ebubekir’in nesebi şöyledir: Mürre oğlu, Temim oğlu, Sa’d oğlu, Ka’b oğlu, Ömer oğlu, Âmir oğlu, Ebu Kuhâfe oğlu, Ebu Bekir Abdullah’tır. Mürre, Resulullah(sav)’ın yedinci atasıdır. Resul-i Ekrem’in temiz nesebiyle onun nesebi yedinci ata Mürre’de birleşir.

Hz. Ebubekir’in önceki ismi Abdulkâbe idi. Sonradan Peygamber Efendimiz ismini değiştirerek Abdullah koydular. Hz. Peygamber’in ilk değiştirdiği isim onun ismidir.

Âtik (ateşten kurtulmuş) ve Sıddîk lakabıyla meşhur olmuştur. Sıddîk; Devamlı tasdik eden, çok doğru söyleyici, tam olarak inanmış, kendi sözünü ameliyle doğrulayan manasınadır ki Hz. Ali (kv) Hz. Ebubekir (ra) hariç yeminsiz hiçbir kimseden hadis kabul etmezdi.

Ümmet-i Muhammed’in (SAS) en önde gelen sîması, aşeri-i mübeşşereden, yâr-ı gâr, halife-i Rasûl, Hazret-i Ebû Bekr’in çok şâyân-ı dikkat olan zihniyeti ve hissiyâtını dile getirdi bir de meşhur kasidesi vardır. O’na olan sevgi ve bağımlılığımızın bir naçiz nişanesi olmak üzere, kırık-dökük kalemimizle bu şiiri, aynı vezin (yâni Bahr-i remel-i müsemmen: Fâilâtün/fâilâtün/fâilâtün/fâilün) ve aynı kafiye ile nazmen tercümeye kalkıştık. Aşağıda mezkûr şiirin Arapça aslını; ve tarafımızdan yapılan manzum tercümeyi yan yana arz ediyoruz:

Hazret-i Ebû Bekr(ra)’ in Matbû Kasîde-i Bürde’nin Başında Yer Alan Şiirinin Manzum Tercümesi (1)

Türkçe münacaat

Lutf ile cûd eyle ya Rab, bana kim, hayrım kalîl.
Müflisim gerçek, kapına geldim işte ya Celîl!
Lütfunu esirgeme ey Rab bu kuluna ki azığı pek kalîl
İflas etmiş olsa da sadakatle yine kapına geldi ey Celîl!
Lütfunla rızk ver Ya Rab, bu azığı kıt olana,
Gerçekten iflas eyleyip keremine sığınana

Pek büyük olsa da zenbim, afvedip ört suçlarım;
Bir garîp, avare, müznib kulunum, gayet zelîl.
Günahı pek büyük; Sen o günahları yarlığa ne olur
Hali de pek acip hem günahkar bir abd-i zelîl.
Bu başıboş, garip, hakir, kalender günahkâr kula
O sayılmaz günahları affeyleyerek bağışla

Benden isyan ve unutmak, peş peşe nice hata;
Senden ise fazl u ikram bunca ihsan-ı cezîl.
Onun ki isyan üstüne isyan hata üstüne hata
Senden ihsan üstüne ihsan hem de atâ-yı cezîl
Onun işi her dem hata, unutmalar ve isyanlar
Sen işin, bol bağışla, ölçüye gelmez ikramlar

Der içim; Yâ Rab! günahım sayısızdır, kum gibi;
Bunları sen afvedip geç, eyleyip safh-ı cemîl.
Kum taneleri sayısınca günahlarından Sana sığınıyor
N’olur müsamahanı göster de sil onları ey Cemîl!
Gönlü der ki: “Günahlarım kum gibi ne çoğalmış”
Affeyle hepsini Ya Rab! Eyleyip en güzel bağış

Nola halim, yâ ilâhi! Etmedim salih amel,
Bed işim pek çoktur amma, taat azığım kalîl.
Nice olur halim yok defterde işe yarar bir fiil
Düşmüşlüğüm çok taate gelince pek kalîl
N’ola halim? Ey ilahi! Güzel işler yapamadım
İşimin çoğu hayırsız, ne de az kulluk azığım

Her çeşit emrazı def et; hacetim eyle reva,
Şâfi Sensin, hasta kalbim; derman ister bu alîl.
Ruhumun yaralarını sar da hâcâtıma kıl bir çare
Sen Şâfî-i Hakikî ben de kalbi sakîm bir alîl.
Kabul buyurup niyâzım, hastalıklarımı gider
Bu kulun hasta kalbiyle sen “Şâfi”den derman diler

Yakmasın nar-ı cehennem ben kulunu, nitekim:
Yanmadı “Yâ nâru kûnî berden” (2) emriyle Halîl.
Beni yakan ateşe de ‘berd ü selam ol’ de ey Allah’ım
Bir zaman dediğin gibi fî hakk-ı Halîl
Yakmasın beni cehennem, göğe çıkan alevlerle
Nasıl yanmadıysa Halîl, “Ateş; Soğuk ol” emrinle

Şâfi Sensin, kâfi Sensin, her mühim işte bana,
Rabbim oldun, hasbim ol hem seni edindim vekîl.
Sensin Şâfî Sensin Kâfî evvel-âhir her işte
Ente Rabbî Ente hasbî Ente lî ni’me’l-Vekîl.
Her mühim işimde bana, şifa sensin ve yetersin
Vekil eyledim seni ben, Rabbim de hasbim de sensin

Kenz-i fazlı ver bana kim, bahşı çok Vehhâbsın;
Gönlümün ver her murâdın, yolda ol bana delîl.
Cömertliğine yoktur sınır fazlınla bu kulunu sevindir
Gönlümü şâd eyle göster de en güzel bir delil
İhsan hazneni ver bana, Sen ne yüce bir cömertsin
İşlerimde olup delîl, gönlümün yap her dileğin

Bir ulu mülkü bağışla, korkudan kurtar bizi;
Rabbimiz! Mahşerde kadı Sen, nidâcın Cebrail
Saç rahmetini üzerimize hem emin kıl korktuğumuzdan
Ya İlahî! Sensin yegane hüküm sahibi münadin de Cebraîl.
Yüce mülkünden bağışla, tüm dehşetler sona ersin
Mahşerde kadımız sensin, Cebrâil de mübâşirin

Nerde Mûsâ, nerde İsâ, nerde Yahyâ, nerde Nuh?
Suçlusun Sıddıyk mâdem, tevbe et, Mevlâm Celîl.
Nerde Musa nerde İsa nerde Yahya nerde Nuh
Sen ey âsî nefis dön de ara bul bir Mevla-yı Celîl!
Nerde Nuh Nebi ve Musa? Nerdeler İsa’yla Yahya
Suçlusun ey asi Sıddık, tevbe et Yüce Mevlâya

Arapça münacaat

MENKIBE Hz. Ali (kv) şöyle buyurdu: “İlk İslam’a giren ve Resulullah ile kıbleye yönelip namaz kılan kişi Ebu Bekir’dir.” “İslam’ın önde geleni Resulullah(sav)’tır. İkincisi Hz. Ebu Bekir, üçüncüsü Hz. Ömer’dir. Benim onlardan üstün olduğumu iddia eden birini bana getirirseler o kişiye had vurur ve şahitlikten men ederim.”

 Saba Şuğul

(1) 11 beyitten mürekkep bu kaside üzerinde siyah metin rengi merhum Prof. Dr. M. Es’ad Coşan (rh.a) tercümesine, yeşil metin rengi ise Nakşibendiyye Evrâd-ı Şerif’inde Cuma Evradında yer alan tercümeye işaret etmektedir. Aynı renkteki beyitler baştan sona takip edildiğinde bütünlüğün bozulmayacağı kanaatindeyiz.
(2) el-Enbiyâ Sûresi 69. ayetinden iktibas edilmiştir; âyetin meali şöyledir: “Biz Azîmü’ş-şân, yakılan o ateşe şöyle emreyledik: ‘Ey ateş! İbrahim’i yakma, onun için soğuk ve selâmetlik ol.”

Reklamlar

One thought on “Sıddik-i Ekber

  1. Hazreti Peygamber SAS, “Bütün insanların imanı bir kefeye, Ebû Bekir’in ki bir kefeye konsa, onun imanı ağır basardı ” diye lâtif bir benzetme de yapmıştır. Mü’min Ebû Bekir, hayatinin sonuna kadar tüm varlığını İslâm’a adamış, bütün hayırlı islerde en basta gelmiştir…Cümlemize Câmiu’l Kur’an, es-Sıddîk, el-Atik HAZRETİ EBÛ BEKİR ES-SIDDÎK RA
    imanı inşallah

Söyleyecek sözüm var...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.