Kıyamet Hayatımızda


KIYAMET HAYATIMIZDA

Cenâb-ı Hakk’ın üzerimizdeki sonsuz rahmet tecellilerinden biri de bizleri imtihan dünyasına son ümmet olarak getirmiş olmasıdır. Eğer evvel gelenlerden olsaydık biz Âd ve Semûd’lardan değil, onlar bizden ibret alacaklardı. Yine O’nun rahmetinin bir başka tecellisi, yarın göreceğimiz kıyameti bütün sahneleriyle daha bugünden gözlerimizin önüne getirmesidir.

Kur’an’da kıyamet günü olarak haber verilen gün, dünyanın ve mahlûkatın yaradılışından, kıyametin kopup tek canlının kalmayacağı güne kadarki bütün zamanlara eşdeğer bir gündür. Bu sebeple asırlar boyunca dünyada olup biten ne varsa hepsinin hesabı tek günde sorulacak, ondan sonra herkes ebedi yerine gidecektir. Kıyamet sahneleri gerçek sahneler olarak Allah ve Resulü tarafından teferruatıyla anlatılmış, dünyadaki şu birkaç günlük hayatımıza kıyametin yön vermesi ve mânâ kazandırması tavsiye edilmiştir.


Resul-i Ekrem (sav), Kur’an’daki Zilzal suresini “Kur’an’ın yarısına denktir” diye tanımlamış böylece Kur’an’ın yarısının kıyametten bahsettiğine dikkat çekmiştir.

Kim ölürse muhakkak ki onun kıyameti kopmuştur. [Hadis-i Şerif]

Bu sebeple kıyamet üç beşyüz sene sonra kopacak zannedenler yanılmaktadırlar. Hayata gözlerini yuman bir insanın kıyameti kopmaktadır. İnsanı düşündürmesi ve meşgul etmesi gereken nokta burasıdır. Dünyanın daha ne kadar ömrünün kaldığı yalnızca Allah’ın bildiği bir şeydir. Bu sebeble biz kendimize dönelim ve hayatımızı kendi kıyamet ışığımız altında yeniden düzene sokalım.

Dünyada yaptığın hangi amelin kıyamette karşına nasıl çıkacağım merak ediyorsan, Resul-i Ekrem (sav) bunları bütün teferruatıyla açıklamıştır. Bunları araştır. İslâm’ın ne muazzam bir din olduğunu daha iyi anlamış olursun.

Bu sebeple, daima Allah’ın huzurunda gibi yaşa. Kimsenin hatırı için ahiretini satma. Ahiret sahnelerini hiçbir zaman gözünden ve gönlünden eksik etme. Unutma ki, dünyanın hiçbir sıkıntısı cehennem azabından daha şiddetli değildir. Cehennem azabının en şiddetlisi de Allah’ı görmekten mahrum olmaktan daha acı değildir. Dünyanın bütün nimetleri cennet nimetlerinin yanında hiçtir. Cennetin bütün nimetleri ise Allah’ı görmenin yanında hiçtir.

Kıyamet sahası, cennet veya cehennemin bekleme sahasıdır. Herkes ebedî yerine oradan sevk olunacaktır. Hac sahneleri sana kıyametten bir işarettir. Büyük üstadlarımızdan Muhammed Parsa hazretleri, Faslulhıtâb isimli şaheserinde haccın kıyamete nasıl benzediğini ve Allah dostlarının hacca neden bu kadar önem verdiklerini şöyle anlatmaktadır: “Halkın hacca sel gibi akışlarının ve ariflerin hac yoluna can vermelerinin, mecnunlar gibi çöllere düşmelerinin sebebi, kendi sır gözlerine kıyamet henüz görünmediği için kıyametin bir misali olan hacda O’nu hatırlamak ve görmek arzusudur.”

Hac, kıyameti hatırlamaktır. Avama göre dünya hazırdır, kıyamet gaibdir. Yani dünya şimdi mevcud, kıyamet ise daha geç gelecektir. haccın hakikatına eren havassa ise dünya gaibdir, kıyamet hazırdır:

Muhakkak ki kıyamet gelmiştir, bunda hiç şüphe yoktur. Fakat insanların pek çoğu buna inanmazlar. [Ğafir, 59]

Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz. Ölçülmeden evvel kendinizi ölçünüz. [Hadis-i Şerif]

Böylece onlar o hale gelmişlerdir ki, kıyameti gözle görür gibi görmüşlerdir. Kim kıyameti gözle görür hale gelirse, onun zahiriyle batını arasında hilaf kalmaz, vahdete erer.

Hacının kendi başına evini, barkını, ehl ü iyalini, vatanını terkedip yollara düşmesi, hastalık ve ölüm hallerini temsil eder. Yolda ona gelen herhangi bir zorluk ve sıkıntı ölüm sıkıntısını temsil eder. Yoldakilerin, hacının metaını kapmaları iki hasmın birbiriyle kapışmaları gibidir. Gelir gelir, tam çölün ortasında azık biter. Dünyanın azığı yiyeceklerdir. Ölüm azığı ise ibadettir. Her kim azığını tam tedarik etmeden yola çıkarsa helak korkusuna kapılır. Kıyamette de kimin taatı yoksa azab korkusuna düşecektir. Burası bir cenaze merasimi gibidir. Dostlar karanlığın başına kadar gitmezler. Hacıların uğurlanması da çölün başına kadar devam etmez. Çölün ortasında su istemek, ölürken dirilerden meded bekleyip su istemek gibidir. Hacılardan haber kesilmesi, dostlarının onları unutmaları gibidir.

Mikat mahalline ulaşmak sûr’un üfürülmesidir ki artık hacılar karanlıklardan kurtulmuşlar, dünya elbiselerinden soyunmuşlar, kıyamet sahasına gitmektedirler. (Arafat’a gidiş)

Lebbeyk çığırmak, kıyamet gününün davetçisine icabettir:
O gün Allah sizi çağırır ve siz de O’na hamdederek icabet edersiniz. Zannedersiniz ki kabirlerinizde pek az bir müddet kalmışsınız! [İsra, 52]

Aynı zamanda bu, ehl ü iyâlinden uzaklaşmak, temizlenmek, teberri etmektir:
İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden ve babasından, eşinden ve evlatlarından bile kaçar. [Abese, 34-36]

Arafat’a koşmak, halkın kıyamet gününde arasata koşmasıdır:
O gün onlar sür’atle kabirlerinden fırlayarak mahşere çıkarlar. [Mearic, 43]

Arafat’ta toplanmak, kıyamet gününde toplanmaktır:
O sizi toplanma gününde toplar. [Teğabün, 9]

Arafat’taki vakfe, kıyamet gününde ki vakfedir:
O gün insanlar alemlerin Rabbinin huzurunda dururlar! [Mutaffifin, 6]

Evvela imamın gidip, hacıların da onun izini takib ederek vakfe alanına kadar gitmeleri halkın şefaat için Cenab-ı Peygamber’in izini takib etmeleridir. Burada öyle durmak, Cenab-ı Rasul’ün şefaati için durmaktır.

Arafat’tan Müzdelife’ye, yani el-Meş’aru’l-Haram’a çıkış, ilk duruşmadan sonra büyük mahkemenin son duruşmasına gitmektir. Müzdelife ile Arafat, bir terazinin kefeleri gibidirler. Eğer hacılar oraya kadar helal binekle, helal yemekle, helal giymekle gelmişlerse hacları kabul olunur. Eğer haramlarla gelmişlerse boşuna zahmet çekmişlerdir. Çünkü haberde varid olmuştur ki:
Kul lebbeyk deyince nida gelir: Senin Lebbeykine cevap yok! haccını tebrik de yok! Bindiğin haram, giydiğin haram, yediğin içtiğin haram. Nasıl olur da sana icabet olunur? [Hadis-i Şerif],

Bundan sonra ziyaret tavafı için Mekke’ye gitmek, Dost’un didarını gözetmektir. Haccı kabul olunanların
Yüzleri o gün taze ve parlaktır. Rablerine bakmaktadırlar. [Kıyamet, 22-23]

Haccı kabul olunmayanlar ise:
Onlar bugün rablerinden perdelenmişlerdir, O’nu göremezler! [Mutaffifin, 15]

Beyt’i tavaf, Arş’ın etrafında dönmek ve gölgesinde yer aramaktır. Dudağını taşa koymak, yani Hacer-i Esved’i öpmek ahdini tazelemek ve yerine getirmektir:
Allah’dan söz almış olanlardan başkaları şefaate nail olamazlar! [Meryem, 87]

Veda tavafı ise, kıyamet ehlinin ebedi yerlerine gitmek üzere yerlerinden ayrılmalarıdır. Bundan sonra ne mü’min kafiri görür, ne kafir mü’mini görür. Elindeki kaseyi Zemzem’den doldurmak, Muhammed ümmetinin kaselerim Kevser havzından doldurmalarım temsil eder. Başların açılması, kıyamette her şeyin açığa çıkmasını temsil eder:
O günde bütün gizliler yoklanıp ortaya çıkarılacaktır! [Târık, 9]

Evini ve gönlünü tekrar açmak ve misafirlere ikramda bulunmak perdelerin kaldırılmasıdır:
Nice yüzler o gün taze ve parlaktır. Rablerine bakmaktadır. [Kıyamet, 22-23]

Haccın kıyamete benzemesi budur. Sırdan haberi olan kimseye hac bir tembihtir, bir ikazdır. Kıyamet böyle zor olacaktır. Ömürlerin sonu nasıl ölüm ise, ibadetlerin sonu da hacdır.

İşte Allah dostlarının hacca her vesile ile meyletmeleri ve onu tam yapmaya çalışmaları, kıyametin hakikatini gönüllerinden uzak tutmamak içindir. Çünkü onlar her an o güne hazırlıkla meşguldürler.

Dervişlik ölüme hazır olma sanatıdır. [Prof. Dr. M. Es’ad Coşan]

…Ben sadece gücümün elverdiği kadar ıslah etmek istiyorum; ama (bunda ne kadar) başarı göstereceğim bütünüyle Allah’a bağlıdır. Ben O’na güvenip dayanıyor ve her zaman, her konuda O’na yöneliyorum!… [Hud, 88]

Reklamlar

5 thoughts on “Kıyamet Hayatımızda

  1. Gerçekten de o kadar güzel dile getirilmiş ki, her harften bir pınar akıyor gibi hissediyorum, ki bunları okuyup yüreğime işlemek bile yetiyor…

    Oysa nice insanımız haberdarsız bir şekilde yaşıyor, bizlerde öyle… Allah’a kavuşmak adına, islam yolunda yürümek adına her şeyden habersiz yaşarken, fani dünyanın vermiş olduğu bütün meşguliyetten de herşeyden haberdarız…

    Bir hayat istiyorum, yaşayacağım hayat alnımı secdeden kaldırmamak adına sadece secde sadece secde….
    “Allah’ım sen benim gönlüme şefkatini ver, ve Senin yolunu bulmama, Senin yolunda ömrümü harcamaya fırsat ver, kurtuluş Sen de, ve bizler Sana çok muhtacız Rabbim, bizleri Sensiz sınama…”

    Aaaaaaaminnnnnn

  2. Allah ebeden razi olsun, durmadan icine dustugum gaflet uykusu halinden kendimi kurtarmaya / silkelenmeye ihtiyacimin oldugunu bu yazinizla bir kere daha anladim.

  3. Zilzal Suresi

    Medine döneminde nâzil olmuştur. Sekiz âyettir. Zilzâl, “zelzele” (yer sarsıntısı) demektir.
    Adını ilk âyetindeki aynı kelimeden almıştır. Kıyâmetten hemen önce meydana gelecek olan
    şiddetli depremden ve daha sonra bütün ölülerin kabirlerinden çıkıp hesap vereceklerinden bahseder.

    1. Yer o dehşetli sarsıntısıyla sarsıldığı,

    2. Yer (içindeki her türlü) ağırlıklarını çıkar(ıp fırla)ttığı,

    3. Ve (dehşet içinde) insan: “Buna ne oluyor?” dediği (zaman)!

    4-5. O gün (yer) senin Rabbinin kendisine bildirdiği haberleri anlatacak.

    6. O gün (kıyâmette) insanlar, amelleri(nin karşılığı)nı görmeleri (ve iyi kötü sonuçlarını tatmaları) için (hesap yerinden) bölük bölük dönecekler.

    7. İşte kim zerre ağırlığınca (iman ve ihlâsla) bir hayır işlerse, onu(n karşılığını) görecek.
    (Mü’minler ihlâsla yaptıkları iyiliklerinin karşılığını her iki dünyada, kâfirler ise ancak bu dünyada görebilirler.)

    8. Kim de zerre ağırlığınca bir şer işlerse onu görecektir. [bk. 18/49]

    (Ancak mü’minlerin amel defterlerinde gördükleri günahlar, Allah’ın lütfu ile bağışlanabilir. Kâfirler ise, affa uğramayarak karşılığını göreceklerdir.)

  4. Yer arafat… Günlerden Zilhicce’nin 9’u. Arefe. Allah Rasûlü, Kusva adlı devesinin üzerinde, Cebel-i Rahme’nin yanı başında bütün insanlığa sesleniyor:

    “Ey insanlar

    Bugünün nasıl bir gün olduğunu biliyor musunuz? Bugün Kurban günüdür. Bu ayın hangi ay olduğunu biliyor musunuz? Bu ay haram ayıdır. Bu yerin hangi yer olduğunu biliyor musunuz? Burası belde-i haramdır. Bugününüz nasıl mukaddes bir gün ise, bu ayınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz nasıl mukaddes bir şehir ise, biliniz ki, canlarınız, mallarınız ve ırzlarınız da taa Allah’ın huzuruna çıkıncaya kadar, bu mukaddes gün, bu mukaddes ay, bu mukaddes belde gibi, yek diğerinize karşı mukaddestir. Bunlara her türlü tecavüz haramdır.

    “Ashabım! Aklınızı başınıza toplayın! Biliniz ki, yarın, Allah’ınıza kavuşacaksınız. Bugünkü her türlü hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız.

    Haberiniz olsun ki, ben önceden gidip Havuz başında bekleyeceğim. Başka ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim. Sakın günah işleyip yüzümü kara çıkarmayın. Sakın benden sonra dalaletlere (sapıklığa) dönerek birbirinizin boynunu vurmayın!

    Bu vasiyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin. Olabilir ki, bildirilen kimse, buradaki işitenden daha iyi anlar ve muhafaza etmiş olur…”

Söyleyecek sözüm var...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.