Dünyada kendimi cennette sansam


Aziz yolcu,
…Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır… [Âli-İmran, 97]

Gözünü aç da dikkatle cana bak! Ben onu tuttum ezel bayramında kurban etmek için çeke çeke sevgiliye götürüyorum.[Hz. Pir Mevlana]

İşte geldi iyd-ü edha*,
İdelim canlar fedâ
Gidelim hac yoluna,
Eyleyelim Haccı eda.

Râzı olsun kullarından
Mağfiret etsin Hüda
Dinle âşık bu kelâmı,
Olma aşkından cüdâ
(*Kurban Bayramı)

Saba temcidin güftesinde gelen bayram olsa da bu topraklarda mevsim Hac mevsimidir belki de bu yüzdendir komşuların “Bayram ancak Ramazan, Hac illa Arafat’tır” darb-ı meselleri…

İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden ve babasından, eşinden ve evlatlarından bile kaçar. [Abese, 34-36]

El Hak; gelecek olan gün gelecek… Kıyamet kopup diriliş için sûra üfürüldükten sonra bütün insanların hesap vermek üzere toplanacak… Bu büyük mahşerin dünyadaki küçük misali ise Arafat Mahşeri’dir.

Arafât, kabirden kıyâmet sabâhına kalkışı ve fevc fevc mahşer meydanında toplanışı hatırlatır. Bütün kullar, Allâh’ın huzûrunda âciz ve muhtaç bir halde af beklerler. Aynı zamanda bu af, Hazret-i Âdem ile Havvâ vâlidemizin Arafât Vâdisi’nde buluşup ağlaşarak istiğfâr etmelerinin bir sembolüdür. Öyle ki, ihsân ve keremi sonsuz olan Cenâb-ı Hakk, onların duâlarını kabûl etmenin yanında, bir de onların neslinden olup kıyâmete kadar her sene aynı gün ve saatte oraya gelip af taleb edecek olanların cümlesini de affetmek vaad ve lütfunda bulunmuştur.

Sanki mahşerdeki gibi bir şefaatçi arayışı… Gözyaşı ve ter… Şahsi günahlarımızdan, ümmet olarak zalim güçlerin, baskı ve sömürüsünden kurtulma arayışı… Canı ve alemi zilletten tekrar eski izzet günlerine döndürme umudu… Çaresizlik ve ümidin yan yana olduğu, duygu ve heyecanların doruğa çıktığı anlar bunlar… Mahşerdeki bekleyişin Şefaat-i Muhammedi ile neticeleneceği gibi, Arafat’taki yalvarış, yakarış ve arayışın da dünyevi ve uhrevî bir kurtuluşla neticeleneceği umudu…

…Hac esnasında kadına yaklaşmak(rafes), günah sayılan davranışlara yönelmek(füsuk), kavga etmek(cidal) yoktur… [Bakara, 197]

Hac, fiziki coğrafyada kâinatın kalbine, Mekke-i Mükerreme’ye bir yolculuk olduğu kadar, zaman tünelinden hem geçmişe hem de geleceğe bir yolculuktur. Geçmişe yolculuktur; çünkü hac mekânları ilk insan Hz. Âdem ile Hz. Havva’nın cennetten yeryüzüne indirildikten sonraki buluşma alanlarıdır. Kâbe, ilk defa Hz. Âdem tarafından inşâ edilmiştir.

Hacda “rafes yasağı” ile âdetâ cennetteki Âdem ile Havvâ’nın yaşadığı hayata bir dönüş ve ilk varoluş sürecini idrak vardır. “Füsûk yasağı” ise cennette Âdem ile Havvâ’nın şeytan tarafından günaha düşürülmesi gibi insanların hacda şeytanın tuzağına düşmemeye direnmesidir. “Cidâl yasağı” ile şeytanın, kendisi yüzünden taşlanıp kovulduğu Âdem ve evlâdı ile mücâdelesi hatıra gelmektedir. İnsan hacda başkalarıyla tartışıp kavga ederek böyle bir akıbete düşmekten sakındırılmaktadır. Dolayısıyla insan hacda, ihram yasaklarının câri olduğu süre içinde ilk insanın yaşadığı tecrübeleri yaşamakta ve ilk devirlere seyahat etmektedir.

Nihayet insan, Allah Rasûlü’nün Arafat’ta toplanan 124 000 sahabeye Cebel-i Rahme’den irâd buyurduğu insan hakları evrensel beyannamesi niteliğindeki hutbeyi dinler gibi olmaktadır. Orada insanlığa ilân edilen gerçekler yüreklere nakşolunmakta, Arafat’tan ayrılırken Allah Rasûlü’nün ashâbına söylediği şu sözler gönüllere düşmektedir: “Burada beni dinleyenler sözlerimi burada bulunmayanlara ulaştırsınlar. Umulur ki burada bulunup da dinleyenlerden bulunmayıp da duyanlar sözlerimi daha iyi anlarlar” hacda bulunanlar bu sözü kendisine verilmiş bir emanet gibi düşünüp hac dönüşü çevrelerine ve ulaşabildikleri herkese taşımalıdır. Çünkü 124 000 kişilik sahâbe ordusu öyle yapmış ve bu sözleri yeni yüreklere ve yeni ufuklara taşımak için Orta Asya içlerine, Afrika’ya, Endülüs’e ve İstanbul’a kadar koşmuşlardı.

Hacceden insan zaman tünelindeki yolculuğunu geçmişten geleceğe de çevirerek âhiret yurduna doğru kanat açmakta ve ölmeden evvel ölmenin sırrına ermeye çalışarak bir âhiret provası yapmaktadır. Arafat meydanını Arasât meydanı gibi düşünüp dîvân-ı ilâhide hesap vereceğini düşünmeli beyaz kefeniyle âdeta ba’sü bâde’l-mevti; öldükten sonra dirilmeyi yaşamalıdır. Ölüm terbiyesi insana Müslüman olarak ölmeye hazırlık sağlar. Çünkü insan nasıl yaşarsa öyle ölür. Nasıl ölürse de öyle haşrolunur. Bu dünyada nihâi gaye Hazret-i insan olup Müslüman olarak ölmektir.

Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekirse öylece sakının! Ona lâyık olduğu tazimi gösterin ve ancak O’na teslim olan Müslüman olarak can verin! [Âli-imrân, 102]

Hac mektebinde ihram ile kendisine meşrû ve helâl olan şeyleri süreli olarak yasaklayan insanoğlu aslında irâde eğitiminin en yükseğine talib olmaktadır. Helâl ve meşru şeylere bile Allah için tenezzül etmediğini; tercihini kendi nefsani arzularından yana değil Allah’ın rızasından yana koyduğunu; dünya ve mâsivânın kendisini ilgilendirmediğini ifâde etmiş olmaktadır.

Hem nice işaretler mahfuzdur bünyesinde; özellikle şeytan taşlama, nefsi taşlamayı, traş olma dünya ile kalbi bağı kesmeyi, kurban nefsi, dünyayı ve masivayı kurban etmeyi sembolize etmektedir. Kâbe’nin etrafında tavâf, sevgilinin yüzünü görmek isteyen âşıkın sevgilisinin evinin etrafında dolaşmasını andırmaktadır. Emirlerin her birinde bir derinlik ve ince mânâ vardır. Bu emir ve hükümler hacc boyunca insanı eğitmeye yönelik duygular aşılamaktadır.

Hayvana ve yeşile zarar vermeyi yasaklayan ihram yasağı ise ziraata elverişli olmayan o vâdide çevre bilincini aşılayan ve ekolojik dengeyi ilâhî bir emirle muhafaza etmeyi emreden bir hükümdür.

Tâbiîn büyüklerinden Mutarrif ibni Abdullah’ın hassasiyeti ile niyaza duruyoruz: O ki Bir hac mevsiminde Arafat’ta, “Allahım!” diye yalvardı. “Bu kadar güzel insanın duasını ne olur benim yüzümden reddetme!”

Duanın en makbulü Arefe günü (Arafatta yapılan) duadır [Tirmizî, Duavât 122]

Vedâ haccı esnasında, Arafatta Sevgili Resülüne “Bu gün dininizi kemâle erdirdim, size olan nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim.” âyetini indirip Müslümanlara müjdelerin en büyüğünü verdin. Bu mükemmel ve seçilmiş dine sahip olmak, bu tamamlanmış ilâhî nimeti tam da yerinde solumak, bizim burada bulunuşumuzun ve şu anda yüce huzurunda duruşumuzun gerçek manasını oluşturmaktadır. Bizleri bu oluşa, bu duruşa ve bu dine lâyık olanlardan eyle ya Rab!

…Âdem Rabbine karşı geldi de yolunu şaşırdı. Sonra Rabbi, onu seçti de tevbesini kabul buyurdu ve ona doğru yolu gösterdi.” buyurdun. İnsanlık tarihinin ta başlangıç noktasında olan biteni bizlere duyurdun. Biz de Hz. Âdem’in çocuklarıyız. Bizi de bağışla ya Rab! Bu yerde, şu Arafât vadisinde sevgili Peygamberimizin ifadesiyle “Babamız İbrahim’in miras bıraktığı bu yerler” de vakfede bulunan bizler, senin sınırsız rahmetini diliyoruz, mahrum eyleme ya Rabb! Bize müstehak olduğumuz hal ile değil de şanına lâyık bir surette, cemal tecellileriyle muamele eyle ya Rabb!

Rabbimiz, bizlere tevekkül ve teslîmiyyet içinde bir ömür bahşeylesin! Sığınağımız ve barınağımız yalnız kendisi olsun! Hisseden bir gönül ile haccetmeyi müyesser kılsın! Rabbimiz bizlere Harameyn’in rûhâniyetinden istifâde ederek yanık bir gönülle müslümanca bir ömür nasîb buyursun!

Âmin Yâ Mûin

Huccac-ı müslimine selametler ihsan ola, kurbanlarınız makbul ola, canlar Hakkı bula ya huuu

Gönül kulağıma gelse bir sâda
Ey kulum gel eyle haccını eyle edâ
Etsem malı mülkü canımı feda
Geçip mâsivadan vuslata ersem
Nurunla mest olup feyzinle doysam
Tecelli-i Zatı ruhumda duysam
İlahi aşkınla tutuşup yansam
Deryayı rahmetinle ruhen yıkansam
Dünyada kendimi cennette sansam
Diyerek Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk
Lebbeyke la şerike leke Lebbeyk

Muhabbet-i Ehli beyt-i Mustafa üzerlerimize sâyebân,
Vakt-i şerif, sebeb-i gufran, aleme bayram olan Cuma,
Bir mahşer provası olan Hacc
ömür ve şahsiyetlerimiz, ahir ve akibet,
zahir ve batınlarımız hayrola,
Aşk ola, aşk ile dola, Aşkullah,
Muhabbettullah, Marifetullah,
Şevkullah ve Zikrullah gönüllere nakşola erenler

Umalım ki Mevlam söylediklerimizi önce bize duyursun,
sonra ihtiyacı olanlara tesir buyursun. . .

Sözü çok olanın, yalanı dahi çok olur imiş;
Yüksek müsaadelerinizle

Mevlam ateş-i aşkınızı ziyâde eylesin
Gam ve telaş sizlerden uzak olsun da
huzur bulasınız efendim

Hâmiş: Sizlere o övülmüş kutlu mekânlardan bir soluk taşımak istedik. Duyanlara, meyledenlere selam olsun… Fakir kardeşinize bu sene İslam Konferansı örgütü refakatinde bir mübarek sefer nasib oldu. Madem Arafe günü dualar pek bir makbul 9 Zilhicce’de [15 Kasım 2010 Pazartesi] günü bu satırları okuyan cümle canlar mümkünse oruçlu bulundukları halde bizleri bir lahza dahi olsa hatırlayıverirlerse gönülden gönüle varan ince yoldan elbet mânâ ehline ulaşacak, binler nur û sürur ile aks û seda bulacaktır.

Reklamlar

6 thoughts on “Dünyada kendimi cennette sansam

  1. Lebbeyk Allahumme lebbeyk!.. Sana Geldim Yarabbi!..

    Günahı tevbenin nuruyla yaksam

    Allah gani gani rahmet etsin hafız kardeşime…
    her dinleyişte hafifledigim sebebiyle bir nebze olsun ,temizlenmeyi ümit ettigim,Allah’ın izniyle inşaallah…

    YA RABBİ, bu nasıl bir hizmettir sesiyle diyerek…..ü

    hakkını helal ediyordur inşaallah…

    Allah rahmet eylesin….

  2. Gönül kulağıma gelse bir sâda
    …..?
    Ey kulum gel eyle haccını eyle edâ
    …..?
    Etsem malı mülkü canımı feda
    …?
    Geçip mâsivadan vuslata ersem
    …?
    Nurunla mest olup feyzinle doysam

    Tecelli-i Zatı ruhumda duysam
    ..
    İlahiaşkınla tutuşup yansam
    Deryayı rahmetinle ruhen yıkansam
    Dünyada kendimi cennette sansam
    Diyerek Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk
    Lebbeyke la şerike leke Lebbeyk

    BİZDE ÇAĞRILIRMIYIZ BİRGÜN…..:(
    BABÜSSELAMDAN BEYTİNE GİRSEM…
    GEÇİP MASİVADAN VUSLATA ERSEM…..bir gün bizide alırlar mı?

  3. Hiçbir yakarış yokturki duyulmayan:
    Dönüşü hep ALLAH a olanlara Cennet hep cândır canandır
    ALLAH aşkıyla tutuşanlara ağlamaktan kendini alamayanlara Cennet hep cândır canandır
    Hac nefesini her an soluyanlara Cennnet hep cândır canandır
    ALLAH’a emanet olan gönüller emanet olsun ALLAH’a

  4. Merhum Hafız Yahya Soyyiğit üstadımızın nefes verdiği kasidenin temamı ve devamını, dua niyyetine iktibas eyleyelim:

    Gönül kulağıma gelse bir sâda
    Ey kulum gel eyle haccını eyle edâ
    Etsem malı mülkü canımı feda
    Diyerek Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk
    Lebbeyke la şerike leke Lebbeyk

    Babüs-selam’ından beytine girsem
    Hacer’ül-Esved’e yüzümü sürsem
    Geçip mâsivadan vuslata ersem
    Diyerek Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk
    Lebbeyke la şerike leke Lebbeyk

    Salih kullarınla tavafa dursam
    Nurunla mest olup feyzinle doysam
    Tecelli-i Zatı ruhumda duysam
    Diyerek Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk
    Lebbeyke la şerike leke Lebbeyk

    Akarken göz yaşım Safa’ya düşsem
    Yalınayak başı açık Merve’ye koşsam
    Zemzem-i Şerifi aşkınla içsem
    Diyerek Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk
    Lebbeyke la şerike leke Lebbeyk

    Arafat’tan affa uğrayıp çıksam
    Günahı tevbenin nuruyla yaksam
    Beka denizine çağlayıp aksam
    Diyerek Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk
    Lebbeyke la şerike leke Lebbeyk

    İlahi aşkınla tutulup yansam
    Deryayı rahmetinle ruhen yıkansam
    Dünyada kendimi cennette sansam
    Diyerek Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk
    Lebbeyke la şerike leke Lebbeyk

Söyleyecek sözüm var...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.