Temizleyelim


Nefs sahibine,
…İmdi her kim imân eder ve nefsini ıslah ederse artık onlar için bir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır. [En’âm, 48]

Nefs elinden âvâreyim
Hırs elinden bi
̂çâreyim
Gayrı kime yalvarayım
Al gönlümü senden yana

Dâim sen ol dilde sözüm
Seni fikreylesin özüm
Gayriye bakmasın gözüm
Al gönlümü senden yana

Ey benim latîf canım! Ey benim cihânım! Şu ağır uykudan seni uyandıracağım. Ey aşka talib olan! Kalk hadi artık, hem acele et biraz. Bak su sesi geliyor. Sen susuzsun ve uyuyorsun. Utanmadan, sıkılmadan senden borcumu isteyeceğim. Sen de bilirsin ki, ben, her Cuma kapınıza dayanan aman bilmez, insafsız bir alacaklıyım.

Sendeki seni, O’na varmana mâni olan ben(liğ)i haber vermeye geldim. Hiç gam yeme, ben senin gönlünde toz görürsem onu gözyaşlarımla yıkar, temizlerim. Ne o sende mi şikayetçisin nefsin elinden ?!

Neden şekvâ bu nefsinden revâ mı bilmemek kıymet
Hüday-ı Zülcelal’dendir sana o pek büyük nimet
[271. Mestmp3

[Nev-Niyaz ve Dedesi]

Sözü güzel dizici, rakîbini ezici
En büyük yol kesici, yandım bu nefsin elinden

– Bizim bildiğimiz Arapça dilinde, “bir şeyin varlığı ve bizatihi kendisi” demek olan NEFS, tasavvuf dilinde de “Kula ait illetli vasıfların, kötülüklerin kaynağı, içten vuran özelliğiyle ruhun asıl âlemine yükselmesine mâni olan tabii kuvvet” değil midir? Ve bu haliyle de “yandım Allah” deyip şikayet etmek gerekmez mi nefsin elinden?!
– “Neden şekva bu nefsinden reva mı bilmemek kıymet?” buyuran Hazretim, “Aman ha nefsinden şikâyet etmeyesin, onun sayesinde adam, onun sayesinde Hazreti insan olacaksın” demek istiyor. Nefsin seni, yanlışa ve çirkine doğru götürecek ki sen mücadele edip tekâmül edebilesin. Seni zorlayacak ki sen onunla kavganı yapasın. Tıpkı Hz. Pir Mevlana’nın, “Ada olmazsa cihat olmaz” deyişi gibi. Gidip alınacak bir yer yoksa niye savaşalım, deyişi gibi. Maksuda erdiğinde dönüp insan-ı kâmile bakıyorsun hür, şikâyetsiz, her şeyden razı…

Bütün emelleri gönlünden eylemiş ib’âd,
Ne verseler ânâ şâkir, ne kılsalar ânâ şad

– Hazret-i insan’ın serüveni…
– Atamız Hz. Âdem’in, bilinen zelleyi işlemesi, O’nun Cennetten Dünya’ya gönderilmesine sebep olmuştur. Bu yeni mekânda neslinin çoğalıp bir imtihana tabi tutularak, Âdemoğullarından bir kısmının, ancak hak kazanma neticesinde, tekrar asıl yurdu olan Cennete döndürülmesi, insanın Ahsen-i takvim şerefine nâiliyyeti için lazımdır. Ancak bu şeref ve değerin artması için Cenâb-ı Hakk insanı “nefs” ile teçhiz eylemiştir. Velhasıl, “Nefs”, ulaşılacak neticenin şeref ve değerini arttıran muazzam bir engel, kaliteli bir düşmandır.

Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın;
Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın!

– Bir ehli dünya olarak aynel yakin biliriz ki “Bir zaferin şerefi, ona ulaşmak için katlanılan güçlükler ve bediî heyecanlar neticesindedir”
– İnsan olarak geldiği âlemde, insanlığı bulmak isteyen kimse, nefsini tanımak, gönlünde ve kalbinde kurduğu otorite ile kendisini belli yönlere ve davranışlara sevketmek isteyen sâikleri (havatır) bilmek, birbirinden ayırdetmek, kendisini yükselten izlerin peşinden gitmek, alçaltan duygularını ise frenlemek ve susturmak zorundadır.

– “Nefs, akıl, ruh ve kalb” ?! bazen kafamız çok karışıyor dedem, bu kavramları birbiri yerine bile kullanır olduk…
– Tasavvuf yolunda, ayrı mânâlara gelen bu saydıkların bazı âriflerce sergilediği özellik, taşıdığı sıfat ve tezahürlerine göre aynı beşeri ruhun farklı gömlekleri bilinmiştir. Beşeri ruh; şehvetin egemenliğine girdiğinde nefs; haram olan şehvetini yenince akıl; kendi kendisini bağlayıcı bir iman çizgisinde olunca kalb; Cenab-ı Hakk’ı, hakkıyla bilip eksiksiz kulluk yapınca da ruh şeklinde görülmüştür.

– Ya insan, bunların arasında ne yapsın…
– Birbirine zıt temayüller ve karşıt renklerin baskısı altındaki can, bunlardan hangisi kuvvetli ise onun etkisine girer ve o istikamette davranış sergiler. İnsanın içinde, biri akıldan, diğeri heva ve hevesten kaynaklanan iki sevkedici his durmaksızın didişir durur. Akl-ı selim’in davetine uyan, iman ve tevhide erer, heva ve hevesin çağrısına uyan da dalalet ve sapıklığa düşer. Ruhu akıl, nefsi ise arzular yönlendirir. Bahsi geçen içimizdeki kavgalar ve zikzaklı iniş-çıkışların cereyan ettiği muharebe meydanı ise yer ise “kalp”tir.

Muhakkak hem şeytanın hem de meleğin insanoğlu üzerinde yönlendirici bir etkisi vardır. Şeytanın etkisi, kötülüğe sevk etmeye ve hakkı yalanlamaya, meleğin etkisi ise hayra ve hakkı tasdike yöneliktir. [Hadis-i Şerif]

– Demek ruh ile nefs ya da şeytan ile melek, insanların kalplerini hedef alarak onu ele geçirmenin çetin bir savaşı içinde…
– Öyle ya erenlerim, belki de kimin daha iyi insan olabileceğini tayin ve imtihan için yaratılan ölüm ile hayatın sırrı bu noktada saklıdır… Deyim yerindeyse, ruh (veya melek) ile nefs (veya şeytan) düzleminin tam kesişme noktasında bulunan kalb, kendisinde hayat bulan bu iki unsurdan galip gelenin mahiyetine bürünür. Duruma nefs egemen oldukça kalb, nefs ile örtülür. Eğer kavgada nefs değil de ruh üstünlük sağlarsa bu sefer kalb onun mahiyetine dönüşecek ve aynı zamanda içinde yayılacak olan nurla nefsi de değiştirecek ve işte o zaman kalb asıl hüviyetiyle kendini gösterecektir.

– Peki bu noktada tasavvufun gayesi nedir?
– Kalbin ayrı düştüğü, ilahi alemlere yönlendirilip oraya doğru yükselme çabası, hem dini duygunun ta kendisi, hem de tasavvufun bütünüyle gayesidir. Din ve tasavvuf, insanı Allah aşkıyla kendi içine bakmaya, kendini aşmaya ve melekî hasletlerle donanmaya çağırır. Varlığımızın şahsiyet kazanması, mânâ bulması bizi “mekarim-i ahlak” a götüren bu yükselme ve yücelme mücadelesinde gizlidir. Bu terakkide başarı öncelikle kalbin nefsanî duygu ve düşüncelerden arındırılması, kötülüğü fısıldayan seslerin susturulması ve olumsuz düşüncelerden boşaltılmasına, ardından da bu boşluğun güzellikler, iyilikler ve ulvi nağmelerle doldurulmasına bağlıdır. Bu iki ameliyeden birincisi: nefsin tezkiyesi veya fenâfillah, ikincisine de kalbin tecliyesi veya bekâbillah’tır.

– Tezkiye, temizleme, saf ve duru kılma…
– Tezkiye, nefsin fıtrata ters, ilahî yasaklara karşı gelen emir ve isteklerini temizleme gayretidir.

… Çünkü Rabbimin merhamet edip korudukları hariç, nefis daima fenalığı ister, kötülüğe sevk eder… [Yusuf, 12]

– Yani tezkiye nefsin öldürülmesi mi demektir?

Refikindir sakın hor görme onu hoşça kullan sen
Bilen nefsin bilir hakkı nedir hem lezzet-i vahdet

– Tezkiye’de mühim olan, nefsin isteklerinin öldürülmesi değil dizginlenmesi, kontrol altına alınmasıdır. “Akılsız ruh nasıl eksik ise hevasız nefs de öyle eksiktir.” Bunlar, meşru zeminlere kaydırılarak tatmin edilmeli veya daha ulvi değerlere yönlendirilerek yüceltilmeli ve böylece her şey yerli yerme oturan bir itidal çizgisine getirilmelidir. Aksi halde bastırılan enerji ve istekler iç sıkıntısı, stres ve komplekslere sebep olacaktır. Zira sıkıştırılan duygular yok olmaz, bir başka zeminde hemen ortaya çıkıverir. Şahsiyette ulaşılması gerekli olan hedef, şehvet, öfke ve akıl gibi nefse ait kuvvetlerin kendilerine ait sınırlar içinde ve adalet ölçülerinde tutulmalarıdır.

– Yani içimizdekilere de adil davranmak gerek…
– Kalbin adaleti, şahsiyetin ve iç dinamiklerin dengeli olmasını ifade eder. Zıt temayüllerin ve karşıt duyguların çekişmesinden kurtulan kalp böylece “kalb-i selîm”e dönüşmüş olur. Bu dengelerin kurulmasına “fazilet” denir. Aklın fazileti “hikmet”, öfkenin fazileti “şecaat”, şehvetin fazileti ise “iffet”tir. Aklın fıtratından cerbeze ve hile, tefritinden de hamakat ve cinnet meydana gelir. İnsanda ulvi ve yüce değerlerin ortaya çıkması için nefsin bir tadilat ve dengeye kavuşturulması, ardından kötülüğü emreden tarafının tezkiye edilmesinden sonra ibadet ve zikir gibi güzel amellerle süslenmesi lazımdır.

– “Nefsini bilen Rabbini bilir” buyruğunu nasıl anlayalım?
– “Nefsini bilme” Nefsin, neyi kaybettiğini unutturucu hilelerinin ve yolumuza çıkardığı engellerin farkında olma ve bunlardan kurtulma çabalarıdır. Nefsini bilen ve yüz günahı olan kimseden kaçma, fakat yüz iyiliği olduğu halde nefsini bilmeyenden sakın” nasihatini de hemen peşi sıra kaydetmek gerek.

– Peki bu yolda ibadetlerin yeri nedir?
– Kul olan, ibadeti “Allah’ı ta’zim ve takdis ifadesi olarak, nefsin arzuları hilâfına yapılan ihtiyarî ve iradî fiiller” olarak bilir. Amelde esas olan kalbe tesir etmesi, yolcuyu menzile yaklaştırmasıdır. Davranışlara yansımayan ve ahlakî hayatta fiili bir düzenleyiciliği bulunmayan bilgiler ilim değildir. İbadetler, beden-ruh bütünlüğü içerisinde icra edilerek ruhu kuşatmak ve onu derinden etkilemek için ifa edilmelidir. Doğruluk, adalet ve merhamet gibi prensiplerin insanı etkilemesi, ihtiras, şehvet gibi alışkanlıklarım yenebilmesi ancak, nefsi yüce âlemlere yönelten, ruhu derinden etkileyen ibadetlerle mümkündür.

– Amma yaptın yani, şimdi “bir namaz” bunların hepsini nasıl yapar dedem!

– Biz susalım da ehlinden dinle:

Allah’ım! Namazda gönlümü tam manasıyla sana veremezsem, ben bu namazı namaz saymam! Ben, yüzümü Sen’in aşkından ötürü kıbleye çevirdim! Yoksa bana Sen’siz usanç veren namazı ve kıbleyi ben ne yapayım? Ben, bu riyalı namazdan öyle utanıyorum ki, utancımdan gönlüme inemiyorum, Sen’i bulamıyorum! Aslında, gerçekten namaz kılanın melek sıfatlı, melek huylu olması gerekir. Hâlbuki ben, hala nefse uymuş, yırtıcı canavar huyundayım. Bir kimse, üzerindeki elbisesini bir köpeğe değdirse, orasını temizlemedikçe namaz kılamaz! Ben ise, nefis köpeğini koltuğumda taşıyıp duruyorum; benim namazımı kim kabul eder? Benim namaz kılmaktan maksadım o dur ki; namazda Sen’i gönlümde öyle bulayım, Sen’inle öyle beraber olayım ki, ayrılık derdinden artık hiç bahsetmeyeyim! Yoksa bu nasıl namaz olur ki? Sen’inle oturayım da, yüzüm mihrapta, gönlüm çarşıda pazarda olsun! [Hz. Pir Mevlana]

Sakın, sen ona aldırma; secde et ve yaklaş. [Alak, 19]

– Tamamdır dedem, biz anladık hatamızı. Başladığımız yere dönecek olursak “şikâyet”i lügatimizden siliyoruz, ta ki nefisten bile olsa… Mademki O’ndandır, bir hikmeti vardır, razıyız diyoruz…

– Gökten yağanı, hiç yer kabul etmez olur mu? Mevlam, önümüze her ne koyarsa, başımıza her ne getirirse, nasıl olur da ona razı olmayız? Onu kabul etmeyiz.

Ya ilahi! Sen benim gibi birisini ararsan, kum sayısınca çokça bulursun. Ama ben seni mumla arasam da bulamam. Ancak sana secde ettiğim zamandır ki, kendimde bir varlık bulurum. Var olduğumu anlarım. Sevgilim, sana secde etmek imkânını bulmam dualarımın kabul edilişindendir: Bana; “Herkesi gönlünden çıkar at! Gönlünü cihan halkından yıka, temizle!” demiştin. Gönlümü nasıl yıkayayım? Ayrılık ateşin bende su bıraktı mı? Kaldır perdeyi aradan, göster cemâlin şem’ini, yansın ona pervâneler, ne olur, ne olur…

Muhabbet-i Ehli beyt-i Mustafa üzerlerimize sâyebân,
Vakt-i şerif, sebeb-i gufran, aleme bayram olan Cuma,
ömür ve şahsiyetlerimiz, ahir ve akibet,
zahir ve batınlarımız hayrola,


Aşk ola, aşk ile dola, Aşkullah,
Muhabbettullah, Marifetullah,
Şevkullah ve Zikrullah gönüllere nakşola erenler

Umalım ki Mevlam söylediklerimizi önce bize duyursun,
sonra ihtiyacı olanlara tesir buyursun. . .

Sözü çok olanın, yalanı dahi çok olur imiş;
Yüksek müsaadelerinizle

Mevlam ateş-i aşkınızı ziyâde eylesin
Gam ve telaş sizlerden uzak olsun da
huzur bulasınız efendim

7 thoughts on “Temizleyelim

  1. yazilanlari okudugumda hepsinin ne demek oldugunu anlayabiliyorum artik,iyiki varsiniz hepiniz.su serptiniz yuregime.

    DOST aradim,bulamadim…
    icime dondum.dedim bi tek SEN! varsin.
    sonra bi baktim bir suru DOST varmis meger,
    sadece ben gormuyormusum.oysa onlar hep varmis.
    O HEP VARMIS.ta bu yurek nasil dayanacak bilmiyorum.
    sevgilerimle.

  2. Beşeri ruh; şehvetin egemenliğine girdiğinde nefs; haram olan şehvetini yenince akıl; kendi kendisini bağlayıcı bir iman çizgisinde olunca kalb; Cenab-ı Hakk’ı, hakkıyla bilip eksiksiz kulluk yapınca da ruh şeklinde görülmüştür.

    ne kadar güzel bir tarif,maşaallah.

  3. fuyuzat-ı ilahiyye ve ilhamat-ı Rabbaniyyenin edib şahsiyetizinde süzüp bu satırlara nakşeylediğiniz için müteşekkiriz, Mevlam gönlünüzü yapsın, ateş-i aşkınız ziyade olsun, nur olsun efendim, huu

  4. “sür çıkar ağyarı dilden ta tecelli ede hakk
    padişah konmaz saraya hane mamur olmadan. ”
    ************************************
    Arıt sen can-u dilinden, ne varsa Hakk’tan gayrı
    Pak eyle gönlünü sen, olmazsın Hakk’tan ayrı.
    Her daim nazar eyle, cümle Rabbin işidir,
    Agah ol, hazer eyle, Rabbin görür, işidir.
    Pes hevayı nefsi terket, dinle mürşid sözünü,
    Tut sıkı, nefs yularını, dinlet ana sözünü.
    Kâlû Belâ’da söz verdin, Rabbim Allah’dır dedin,
    Ne çabuk, unuttun sen, bî vefâ, ol sözünü?
    Ahde vefa eyle daim, Er oğlu Er ol, söz tut,
    Kim kılavuzdur sana hem, rehber eyle Pîr’ini.
    Sanma düşmanın dışarda, ol senin içindedir,
    Sana en büyük düşman , bilki gene kendindir.
    Şeytan; onun, yardakçısı hem de muavinidir,
    Esir eder isen nefsi, şeytan zaten yeniktir.
    Esir olma sakın nefse, kim ol seni incidir,
    Esir ol ki bir Gönüle, her sözü dür, incidir.
    Kul et gönlü, ehli gönle, hür olsun o daima,
    Azad oldu Hakk kulları, ahyar oldu halida.
    Gel sende gir bu meclise, kıl kılavuz bir Piri,
    Gör daima Nur-uddin-i, Hakk erinin serveri.
    Söyle daim ey halidî, nûr yağsın can evine,
    Aydınlansın cümle feza, Nureddîn hürmetine.
    Gel ey Dost, sen de tanı, Hakk dostlarını heman,
    Rehber oldu,bu yolda hem, size; UMUTREHBERİ.

    (HALİDÎNÛR:28.01.2011-23:47-İSTANBUL)

  5. tesekkur ederim.arayis icinde idim .ve sizler girdigim bu yolda bana cok yardimci olmaktasiniz.allahim razi olsun hepinizden.umarim bir gun karsilasmak nasip olur.

  6. “Her gün canından ve ömründen birazının azaldığını görüp durduğu halde ölğm için hazırlık yapmayana şaşarım” demiş Hz. Ali (K.V.) bugün 28 Ocak 661 şehadetinin yıldönümü. Bu mübarek cumada fatihalar ve yasinler O na gitsin.

Söyleyecek sözüm var...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.