Bir gün siz de


Aşık Yûnus gibi siz de

Arayı arayı bulsam izini
İzinin tozuna sürsem yüzümü

deyip Hicaz yollarına düştünüz mü hiç? Orada, mükerrem Mekke’ye varıp Harem’i Şerif’in gölgesine sığındınız mı? Işığın çevresinde çılgınca dönen pervaneler gibi aşk âteşine yanıp, kavruldunuz mu? Bembeyaz ihramlar içinde, Safa ve Merve tepelerine tırmanıp Ismailinizi görmek için koşuşturdunuz mu çıplak ayaklarınızla? Yüceler yücesi Şâh’ın, ulular ulusu Allah’ın misafiri olduğunuz için susamış dudaklarınıza sunulmuş Zemzem’i kana kana içtiniz mi? Sayısız hüccacın arasına karışıp, Arafat’ın sıcağına sarılıp, Cebel-i Rahme üstünden, âlemleri seyre koyuldunuz mu? Müzdelife’de şeytanlarınıza fırlatacağınız taşları toplayıp Mina’da en büyük bayramlarla, ananızdan yeni doğmuş gibi pîr u pâk olup sevince boğuldunuz mu?

Ah siz orada Cebel-i Nûr’a tırmanıp, en sarp yokuşları kan ter içinde çıkarak zirveye ulaştınız mı? Cibril’i Emin’in indiği yerden, gözünüzü Kâbe’ye dikip, âlemin nizamı için yeni adımlar atmaya karar verdiniz mi? Ya Cebel-i Sevr’i gördünüz, o sevgili ankebûtun, girişini ağlarıyla ördüğü kutlu mağaraya girdiniz mi? Gâr-ı Sevr üstünde uçuşan binlerce güvercinden biri olmayı hayal ettiniz mi hiç?

Şimdi size Hudeybiye’den mi bahsetsem, Taif’in çileli yollarından mı? Ah, evet siz Taif’in yollarındaki aşılmaz vadileri aşıp ta ötedeki Beni Sa’d yaylalarına ulaştınız mı hiç? Annemiz Halime’nin yurdunda; o varılması zor, kuvaşulması çetin yaylada, henüz beş yaşındaki güzeller güzeli Muhammed’in, Halime’nin kucağına doğru koştuğu vadileri gördünüz mü? Meleklerin altın leğenlerle gelip, tertemiz yüreğini bir kez daha yıkayıp arı duru hâle getirdiği Peygamberin ayak izlerini takip ettiniz mi?

Ah size Hudeybiye’den, Usfan’dan, Cumûm’dan mı bahsetsem? Usfan’daki Bi’r-i Tefle’den, Cumûm’da Mescid-i Fetih’den mi bahsetsem? Bi’r-i Racî kuyuları başında canlarını Allah’a satıp şehid düşmüş kahramanların hikâyelerini mi anlatsam?

Ah siz Hicret yollarına düşüp köylerden, vadilerden, aşılmaz kum çöllerinden yürüyerek münevver kente ulaştınız mı? Kuba’da temeli takva üzerine atılmış mescidde namaz kılıp sevgililer sevgilisine doğru yola koyuldunuz mu? Kuşların yüreği gibi pır pır çarpan kalplerinize edep ve sevgi ummanlarını doldurup kainatın Efendisinin huzurunda salât-u selâma başladınız mı? Huzurunda elpençe divan durup hâl-i pür melâlinizi nakille, yüceler yücesi Mevlânızdan, O’nun ulu şefaatini talep ettiniz mi?

İçinde on binden fazla sahabenin yattığı sıcak Baki kabristanında, gözlerinizin sımsıcak yaşlan toprağa damladı mı hiç? Uhud’a varıp, o dünya dağlarının en güzelinde, şehidlerin efendisi Hz- Hamza’ya, Mus’ab b. Umayr’e, Abdullah b. Cahş’a selâm verdiniz, dualarınızı onların aziz ruhlarına uçurdunuz mu? Kıbleniz nasıl Kâbe olmuş diye Mescid-i Kıbleteyn’e varıp, orda iki rekat şükür namazı kıldınız mı? Her karış toprağında sevgililer sevgilisi son elçinin ayak izleri bulunan, hâla rüzgarlarla rayihası miskler gibi taşınan bu kutlu kenti adım adım dolaştınız mı? Devletine sığınıp, dünya ve ukbâ saadetinin kaynağı sevgisini içinizde büyüttünüz mü? Ah siz de bu topraklar için can vermeye koşan binlerce bahadırın, sayısız âşığın, nazarları görklü evliyaların peşinde buralarda cennet ve cemâli aradınız mı?

En iyisi şimdi siz buradan seyr u sefere başlayınız ve susamış dudaklarınıza bal şerbeti gibi sunulan bu zemzemi yudumlayınız.

İnşaallah bir gün, hem de geç olmayan bir gün, siz de Aşık Yûnus gibi:

Arayı arayı bulsam izini,
İzinin tozuna sürsem yüzümü
Hak nasip eylese görsem yüzünü
Yâ Muhammed canım arzular seni

diyerek o iki eşşiz hazine’nin, Mekke ile Medine’nin yollarına düşersiniz. Hak Celle ve âlâya binlerce hamd, Habib-i Ekremine sayısız selâm olsun diyerek…

Reklamlar

6 thoughts on “Bir gün siz de

  1. 😦
    bizede nasip olurmu….
    sayın zihni yıldız iç yangınını yaşamış..aaah bizde dile getirsek.aşk ile huuu amin…
    ALLAH RAZI OLSUN güzel muhteşem yazı

  2. Âaah Kardeşim ah. Kabuk bağlamaz yaramı açtı bu ses, bu nefes. Cânân’ını arzuladı aciz, ne olacak şimdi? Yeşil kubbenin kıble tarafındaki bacayı güneşe siper edip yüzümü güneşin de ışığına muhtaç olduğu Ahmed-i Muhtar’ın huzurundaki bahtiyarlığımı hatırladım şimdi. İlk fırsatta tekrar kavuşma arzumu arz ediyorum Ya Resulallah. Davet buyur, geleyim sürünerek. Meded ey Sahib-el İmdad… Aşk ile huuu.

  3. O mübarek beldelere ulaşabilmek için bu fakir kardeşinize de dua buyurun. Rabb-ül Alemin izin verirse bu sene başvuruda bulunacağız.

Söyleyecek sözüm var...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.