Bir ayet düşünce


Bismihi ve Teala,

Acaba o bilmiyor mu ki, kabirlerde bulunanlar çıkarıldığı ve kalplerdeki ortaya konulduğu zaman, işte o gün onların Rabbi kendilerinin her hâlinden mutlaka haberdardır. [Âdiyat, 9-11]

İki elimin arasına aldığım başımı iyice sıkıp durmaksızın azalan ömrümü önüme süzüp günüme düşen ayeti düşünüyorum:

Çünkü beni yaratan bana sesleniyor ve “görünen davranışların, zahirî amellerini harekete geçiren kalplerdeki niyetlerin, maksatların, düşüncelerin hepsi açığa vurulacak ve onlar değerlendirilerek iyilik ile kötülük ayrılacak” buyuruyor.

Demek “son karar” sadece zahirî amel üzerine bina edilmeyecek. Senin bu dünyada iken kalplerinde gizli kalan niyetlerin ve iradelerin de hesaba katılarak karar verilecek… Şöyle bir düşününce anladım ki gerçek adalet ancak Allah’ın huzurunda Kıyamet günü gerçekleşeceğini kabul etmeye mecbur kalıyor insan… Dünya kanunları bile usûl olarak sadece zahirî ameller değil, failin niyet ve iradesi de dikkate alınarak nihaî karara varılır. Ancak dünyadaki hiç bir adalet, bir kimsenin niyetini tam olarak tesbit etme imkanına sahip değildir. Bu ancak Allah’a mahsustur ki, insanın her zahirî fiilinin arkasındaki gizli niyetleri, iradeleri bilir ve ona göre nihaî ceza ya da mükafata karar verir. Allah, insanların irade ve niyetlerini önceden bilse de, Kıyamet günü bu gizli şeyler açığa vurulacak ve onlar açık adaletle değerlendirilerek bunlardan hangisinin hayr, hangisinin şer olduğu gösterilecektir. Bu nedenle ayette, “göğüslerde olan devşirildiği zaman” ifadesi kullanılmıştır. Ayette geçen “Hussile” nin manası, bir şeyi meydana çıkarmaktır. Mesela kafatasını kırarak beyni çıkarmak gibi… Ayrıca, çeşitli unsurlara ayırmak anlamında da kullanılır. Onun için burada gizli şeyleri açığa çıkarmak ve ayırt etmek anlamlarının ikisi de kullanılmıştır. Aynı konu Tarık suresinde şöyle beyan edilmiştir: Gizli sırların tetkik edileceği gün [Tarık, 9]

 

Tam da mahviyet güneşinden eriyip gitmek de iken Cenab-ı Pir yetişiyor imdada:

Küfür, insanlığın yüzünü karartmıştı. Hz. Muhammed’in nuru imdada yetişti, sonsuza kadar yaşayacak olan manevî saltanat geldi, ölümsüzlük davulunu çaldılar. Yeryüzü manen nurlandı, yeşillere büründü. Gökyüzü sevincinden yenini, yakasını yırttı. Ay ikiye bölündü, tamamıyla ruh oldu. Cihan tatlılıkla doldu ve beline mutluluk kemerini bağladı. Kalk, o ay yüzlü tekrar geldi! Dünyaya ait düşüncelere dalan nice bağlarla bağlanmış olan akıl, bir gececik olsun aşk padişahına kavuştu.

Günah bağları ile bağlı nefis, akla; “Benim bahtım karaymış, ikbal, mutluluk senin kapına geldi.” dedi.

Âşıkların gönüllerinden geçenleri bilen sır çavuşu geldi, başını ayak yaptı, kalem oldu da kâğıdın gönlüne, şu hoş, tatlı, müjdeli haberi yazdı: “Ey tertemiz gönüller, ne zamana kadar toprağın içinde sabredeceksiniz? Haydi, mezarlarınızdan sıçrayın, çıkın, size ilahî yardım geldi.”

Kıyamet davulunu çaldılar, mahşer surunu, yeniden dirilme surunu üflediler. Ey ölüler! Vaat edilen yeniden dirilip kalkma vakti geldi.

“Kabirdekiler dirildiler çıktılar, gönüllerindekiler açığa çıktı” ayeti bilindi. Sûr sesi geldi. Can da maksadına erişti. Dün gece, gökyüzünde parlayıp duran yıldızlardan bir gürültü duyulmuştu. Neşeli bir ses şöyle haykırıyordu;

“Yıldızı pek kuvvetli olanların en kuvvetli olanı kâinatı şereflendirdi.” Kalk, devran bizim devranımızdır. Aşk padişahı başkasının değil bizimdir! Mademki, onun bakışı bizim canımızdır. Bize müeyyed, sonu olmayan bir ömür geldi ulaştı.

Sâki, renk vermeden, laf söylemden, sonu gelmez şarabı döktükçe döktü de Kaf dağı bile deve gibi oynamaya başladı. Zîra alemde yeni bir yaşayış, yeni bir işret alemi kuruldu. Yine ruh Süleyman’ı bizi sabah şarabı içmeye çağırdı. Belkıs’ın sınandıgı billür döşenmis saray bize de göründü.

Kendisine “Saraya gir” dendi. Sarayın zeminini görünce, onu duru bir su zannetti ve eteklerini topladı. Süleyman “Bu billurdan yapılmış saydam bir saraydır” dedi. Belkıs “Rabbim, ben gerçekten kendime yazık etmişim,” dedi. “Şimdi Süleyman ile beraber Âlemlerin Rabbine teslim oldum.” [Neml, 44]

Şehrin vaizinin, din cesetçilerinin inadına, rahmet kapısından kovulmuş şeytanın körlüğüne rağmen ağrıyan gözlerimize gönül ve can sürmesi geldi.

Mahrem olmayanlar anlamasınlar diye dilime kilit vurdum. “Ey çalgıcı, kalk, sonsuz işret vakti geldi!” diye sen haber ver, sen söyle!

Vakit, “Ey sâki! ben mestim, sen de mest olarak gel” diye bağıran, çağıran çalgıcıya kulak vermek vaktidir…

Reklamlar

7 thoughts on “Bir ayet düşünce

  1. Birisi, burada birşey unutmuşum dedi. (Mevlânâ) buyurdu ki:

    Dünyada unutulmaması gereken birşey var. Herşeyi unutsan da onu unutmasan korku yok. Fakat herşeyi yerine getirsen, hatırlasan, unutmasan da onu unutsan hiçbir şey yapmamış olursun. Hani bir padişah seni belli bir iş için bir köye yollasa, sen de gitsen de o işten başka yüzlerce iş basarsan, hangi iş için gittiysen onu yapmadın, başarmadın ya, hiçbir iş başarmamış sayılırsın. Şu halde insan dünyaya bir tek iş için gelmiştir, maksat odur. Onu başarmadı mı, hiçbir iş başarmamış demektir. “Gerçekten de biz, arzettik emâneti göklere ve yeryüzüne ve dağlara. Derken onlar, onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular ve onu yükledik insana; şüphe yok ki çok zalim oldu, çok bilgisiz bir hale geldi o.” O emâneti göklere arzettik, kabul edemedi. Bir bak da gör, göklerden aklı şaşırtan ne işler meydana gelmede. Taşları l’âl, yakut yapıyor; dağları altın, gümüş madeni haline getiriyor. Bitkileri, yeryüzünü coşturuyor, diriltiyor, ölümsüz cennete döndürüyor. Yeryüzü de tohumları benimsiyor, meyveler veriyor, ayıpları örtüyor, anlatılmasına imkân bulunmayan yüz binlerce şaşılacak işler başarıyor, şaşılacak şeyler meydana getiriyor. Dağlar da çeşit-çeşit madenler veriyor. Bütün bunları yapıyorlar, yapıyorlar amma onlardan o bir tek iş meydana gelmiyor da o tek işi insan görüyor, başarıyor, “And olsun ki Ademoğullarını ululadık” dedi, “Göğü, yeri aluladık” demedi. Şu halde insanın elinden bir iş geliyor ki ne göklerin elinden geliyor o iş, ne yerlerin, ne dağların. O işi de gördü mü, onda ne zalimlik kalıyor, ne bilgisizlik. Amma sen, o işi görmüyorsam bunca iş görüyorum ya dersin; dersin amma seni öbür işler için yaratmadılar ki.
    “Gerçekten de Allah, cennet karşılığı olarak inananların canlarını, mallarını satın almıştır.”

    Değer bakımından iki dünyadan da artıksın;

    Fakat neyleyeyim ki değerini sen bilmiyorsun

  2. Kalbine korku düşüren ayet nedir diye sorsalar hiç tereddüt etmeden İsra-13. ayet derim.
    “Her insanın amelini boynuna yükledik. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.”
    Ama bazı insanlar hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyorlar. Karşı taraftaki insanın damarına basıp kızdırıp, yapmayacakları şeyleri yaptırıyorlar. Sonra pişmanım, keşke onu dinlemeseydim, ben böyle değildim … vb. cümleler sarfediliyor. Kızdıran insan, o kadar mutlu ki diğerinin bu duruma düşmesine yanarsak beraber yanalım, tek başına cehenneme gidilir mi? diye zevkten dört köşe. Rabbime her zaman ki duam nolur Allah’ım yardımcım ol, omzumdaki melekler bu dünyadaki kötülüklere şahit olmasınlar. Sana dua etsinler, rabbim bu kafile insanoğlu hiç günah işlemedi. Günah nedir ? bilmesinler.

  3. Şehrin vaizinin, din cesetçilerinin inadına, rahmet kapısından kovulmuş şeytanın körlüğüne rağmen ağrıyan gözlerimize gönül ve can sürmesi geldi.
    Amin.

  4. Bismillahi birsin ve billahi nursun yetmişikibin ayet el kürsi ülkemin ,bayrağımın ,vatanımın,ülkesi ve insanlık için çalışanların ve cümle müminlerle beraber cevre yanımıza dursun Rabbim ,ya Rabbim Ya Rabbim katında malum makbul dualar hürmetine kalplerimiz sana emanet sen arı duru yaparsan biz öyle oluruz sen bizi seversen biz iyi düşünürüz Rabbim ya erhamerrahimin bizi bırakma kendi başımıza bırakma kalplerimizde en ufak bir kırışıklık ,bizi senden uzaklaştıran herhangi bir düşünce bırakma ,Amin Amin Amin

  5. Rabbül Alemin sizden binlerce kez razı olsun. Fakir’in gönlünden Zat-ı Ali’niz bugün geçmiştiniz. Derdimizin ilacını meğer bu saatte bulmak varmış. Şu dünya hayatında son zamanlarda maruz kaldığımız onlarca haksızlığa/adaletsizliğe, dayanma gücümüzü yitirdiğimiz anda ruhumuza ilaç gibi geldi yazdıklarınız.

Söyleyecek sözüm var...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.