Selâm olsun ya huu


Aziz dost,
Her varaktan yüz tecelli gösterir fasl-ı bahar
Her taraftan biz kahr hüsnünü seyran edelim

Meclis-i uşşaka ta’n etmek ne hacet her leîm
Bâdeyi nûş eyleyip câmını pinhân edelim

Siz güzelim canlarla iki satır da olsa yeniden buluşma imkanı veren Rabbe şükürler olsun… Gül beslediğiniz gönle düşürene aşk olsun… Sizlere karşı da mahcubuz kaç zamandır hamuş olduk lakin “yâd-ı hayal-i yâr” ile, yarı meczub dolaştığımız günlerin üstüne Aşk Sultanından bir de “sakin ol” çağrısı eriştiğinden beri şifamız sükut oldu…

Ne var ki “İnsanın kulağından beslendiği suretler sahnesi: dünya hayatında” gönül penceremize sızanların kirlenmenin boyutlarından etkilenmemesi pek güç… Kulak verdiğimiz her ses, göz kırptığımız her renk, bir iz bırakıyor kalbimizde, bir de bakmışsınız hiç farkında olmadan o melodiyi önce dille sonra gündemle tekrar eder olmuşsunuz.

İş bu meyanda O’ndan yana bir kapı açmak niyyetiyle pek latif bir çalışmadan bahsetmek isteriz. Kültür Bakanlığı İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu, bu müziğin kadim eserlerini İrfan-ı Aşk adıyla dört CD’lik bir albümde bir araya getirdi. Şevk-efza, Çargah, İsfahan, Buselik, Segâh, Hüzzam, Irak, Nühüft, Acem, Beyati, Bestenigar, Ferahnâk, Pençgah, Mahur, Zavil, Nihavend, Neveser ve Suzinâk makamındaki eserlerden müteşekkil “TÜRK TASAVVUF MÜZİĞİ KLASİKLERİ“‘nden tertib olunan “İRFAN-I AŞK” adlı muhteşem çalışma, Hz. Pir Destgir-i Münir Efendimiz’in 738. Vuslat’ı Şeb-i Arus hürmetine Mutriban sitemiz

ziyaretçilerinin istifadesine sunulmuştur. Mezkur albümün sitemizde neşredilmesine müsaâde buyuran kıymetli üstadımız, aziz büyüğümüz Ahmet Özhan’a cân-ı gönülden şükranlarımızı sunar, Allah’tan gayretlerine tevfik, ömürlerine sıhhat ve bereket niyâz ederiz.

Böylesi nadide eserden azami istifa ederek, nağmeden ömre yayılan bir güzel yol kuran canlara aşk olsun, aşk bulsun, aşk ile dolsun, hayat yolculuğunda ilim, edep ve takva üzre, bulanmadan ve donmadan akmak nasib olunsun.

Bize bizden yakın olan, bizi bizden korusun da tek bir an dahi nefsimizle baş başa bırakmasın ya huu

Mevlam ateş-i aşkınızı ziyade eylesin de

huzur bulasınız efendim

Gönlüm kalem gibi senin avucunda, parmaklarının arasında, neşelerim de senden gelmede, hüzünlerim, gamlarım da… Senin dilediğinden başka ne olabilirim ki? Bazen benden diken bitirirsin, bazen gül. Bu yüzdendir ki ben bazen gül koklarım, bazen diken toplarım. Bazen çok neşeliyim, bazen çok mahzun… Beni ne hale getirirsen o halde olurum. Sen mademki benim böyle olmamı istiyorsun, ben de öyleyim, başka türlü değilim. Önce de sen varsın, sonra da sen varsın. Sen bizim evvelimizi de, âhirimizi de hayırlı et! Gam ve kederi bizden gider!Masiva kirini çıkar al kalbimizi senden yana!

[Hz. Pir Mevlana]

Ümit AKDEMİR

Antalya, Türkiye (şimdilik)

Hâmiş:

Hâmiş: Güneşten aya vuran ışık kadar bereketlidir bir hediye; yoluna baş koyulan da, yoluna başlar veren de bir hediyeden can devşirir sonunda. Eşyadan mânâya varan inceden bir yoldur o. Melâl içinde mütevazı bir lezzettir hediye; açık bir kalpten çıkınca açık kalpler bulan. “Birbirinizi sevmedikçe gerçek anlamda iman etmiş olmazsınız. İmanınız bu olgunluğa erişmedikçe de cennete giremezsiniz. Aranızda muhabbetiniz oluşmasını istiyorsanız aranızda selamı yayınız, çokça selamlaşınız *** Hediyeleşiniz; zira o, sevgiyi arttırır ve iç sıkıntısını giderir.” buyuran Sevgili'(sav)nin izi üzre “sevdiğimiz canlara” bir tatlı yâdigar olsun diye, Hicaz Günleri’nde huzurdaki halimizi, “Bir hediyyedir” diye mektuba iliştiriverdik. Cür’etimizi mâzur görün ama kimbilir gönülden gönüle kurulan köprü içre bir zevk-i tahattur, ve bir nice hayırlara vesile olur…

5 thoughts on “Selâm olsun ya huu

  1. duyguluyum bizi unutmamış umut rehberi!

    mübtelası olduk ,hamdımız şükrümüz arttı.iyiki varsınız efendim.gönlümüze neş’e oldunuz.daim olsun

  2. sözün yavan kaldığı anlardan. yalnız kuru bir teşekkürümüz var dualarınız için, var olun efendim daim huzur ve aşk yol arkadaşınız olsun. dua ya cüretimiz Rahmanın lütfunun sonsuzluğundandır.

  3. Hakîmler “bu mûsikî nağmelerini göklerin dönüşünden aldık” demişlerdir.

    Halkın tamburla çalıp, ağızla söylediği bu şarkılar, nağmeler hep göğün hareketinden alınmadır.

    Biz hepimiz Adem’in cüzleriydik; Cennette o nağmeleri dinledik.

    Gerçi suyla toprak, bize bir şüphe verdi; ama yine o nağmeleri birazcık hatırlıyoruz.

    Fakat, musibet toprağıyla karıştıktan sonra bu zîr ve bam perdeleri nereden o nağmeleri verecek!

    Güzel sesi dinlemek âşıklara gıdadır. Çünkü güzel ses dinlemede, kalp huzuru ve Allah’la beraber olma zevki vardır.

    (Mûsikiyle) insanın içindeki hayaller kuvvetlenir; hatta hayaller, o güzel sesten sûretlere bürünür.

    Suya ceviz atanın ateşi nasıl kuvvetlendiyse, aşk ateşi de güzel seslerle kuvvet bulur!

    Aşk çalgıcısı, semâ vaktinde şunu söyler: “Kulluk bir bağdır, efendilik ise baş ağrısı!”

    Allah güzellikten, kemalden, cilveden hangisini iterse gözü onu gösterir.

    Güzel sesten, müjdelerden, coşkun ve neşeli sözlerden hangisini dilerse kulağa onu duyurur.

    Ey yiğit, gökyüzünü ayak altına al, feleğin üstünden nağme seslerini duy!

    Kulağından vesvese pamuğunu çıkar da kâinatın coşkusunu duy!

    Erler, meydanda oynar, dolanır, kendi kanları içinde raks ederler.

    Varlıklarından kurtuldular mı ellerini çırpar, noksanlarından ayrıldılar mı semâ’a girerler.

    Çalgıcıları, içlerinden def çalar, denizler onların coşkunluğunu görüp köpürür.

    Sen göremezsin ama onların gayretinden yapraklar bile dalların üstünde el çırpar.

    Dalların el çırpışını görmüyorsun değil mi? Buna can kulağı gerek; ten kulağıyla duyulmaz ki!

    Dallar, yapraklar, toprak hepsinden kurtulunca başlarını yükseltir, rüzgârın eşi, arkadaşı olurlar.

    Yapraklar, daldaki tomurcukları yarıp çıkınca ağacın tâ üstüne çıkarlar.

    Her meyve ve her yaprak, tomurcuğunun diliyle Allah’ın şükrünü terennüm eder;

    Su ve çamur içinde olan canlar da bataklıklardan, su ve çamurdan kurtulunca gönülleri sevinç dolu bir halde,

    Allah aşkının havasında raks ederler; ayın on dördü gibi noksansız ve tam bir hale gelirler.

    Tenleri oynayıp durur, ya canları ne haldedir? Sorma! Tamamıyla can olanlara gelince; onları hiç sorma?

    (IV/733, 734, 736-738, 742-744, III/4722, II/680, 681, 1942, 1943, III/96-100, I/1342-1344, 1346-1348)

Söyleyecek sözüm var...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.