Sultân-ı Aşk


Aşk sözü dertsiz olunca meyve vermez; hevestir… yalnız ağızdan çıkar yalnız kulağa varır. Bilmiyorlar aşıklar hayalinin tasvirini rüyalarında görseler yaşlı gözlerinden nice seller akıtırlar. Ey yârenler, canı aşka bırakın da bütün ruh kesilsin, sonra o aşktan gül bahçesine renk sadaka edin… [Hz. Pir-i Destgîr-i Münir]
sultaniask

Cemâline edip insanı mir’at, kemâl-i hüsnünü seyran eden Dost’un, Osman Kemâli Efendi (v.1954) Hazretleri dilinden zuhur eden manasını övmekle değil dilimizin, özümüzün, ömrünüzün dâhi aciz kaldığı Risaletpenah Hazretlerinin, Mevlid-i Şerifleri münasebetiyle ehibbaya ikramımız olsun.

Kendi hüsnün seyr kılmak istedi sultân-ı aşk
Eyledi keşf-i cemâl ya’ni açıldı kân-ı aşk
Çıktı bir gevher o kândan bîmisâl ü bîkıyas
Zerre-i nûrunda kılmış bin güneş pinhan aşk
Gevher-i nûr-i Muhammed, mâye-i tohm-i vücud
Kim anınla âşikar oldu bilindi şân-ı aşk
Aşk edip andan zuhûr, ol aşkın oldu mazharı
Eyledi ta’zim ü tekrim, nice bin yıl anı aşk
Öyle bir gevher ki, “mâkâne mâyekûn”un kânesi 1
Öyle bir gevher ki olmuş vasfının hayranı aşk
Akl-ı kül etti zuhûr hem şûle-i nûr oldu ruh2
Neşr-i câm-ı feyz-i akdesle kılıp devrân aşk
Nûr içinden bir kalem çıktı cihan bir noktası
Levh olup cümle yazıldı serbeser fermân-ı aşk
Sabit oldu suhf-ı âlem kıldı aşk sırrın ayân
Ahmed-i Muhtâr’ı mahbub eyledi i’lân aşk
Oldu bir derya Muhammed’le muhabbet pür hikem
Kaynayıp âlemleri oldu muhît ummân-ı aşk
Ol cemâl-i hüsne karşı neş’esinden aşk-ı pâk
Hâk-i pâye nezr kıldı âlem-i imkânı aşk
Zîr-i pâyine döşendi nüh felek arz u semâ
Eyledi zâhir sırat ü mahşer ü mîzanı aşk
Haymegâhı arş olup kürsî ana bir tahtgâh
Nur içinde kendi kendin eyledi seyran aşk
Çok sıfat verdi ana çok isim ile kıldı nidâ
Metn-i hüsnünde kırâat eyledi Kur’anı aşk
Aşktan geldi zuhura âb ü ateş, hâk ü bâd
Açtı esrar-ı vilâdı rahmet-i bârân-ı aşk
Oldu ol nûrun şuâatı melâik bîhisab
Oldular fermanber-i tesbih ü medhihân-ı aşk
Doğdu ol nurdan nice eflâk ü eşbah ü nücum
Eyledi pürzevk ü pürşevk âlem-i ekvanı aşk
Cem’ olup ruh u melâik kıldılar aşka sücûd
Tard edüp ol aşktan vehmeyleyen şeytanı aşk
Kendi kendine hicap olunca gördü nûru nâr
Ol sebepten kıldı zâhir cennet ü nîranı aşk
Nûrdan vehmeyleyen nâra düşüp çekti azab
Nûrunu fehmeyleyenler oldular cânân-ı aşk
Suret-i zîbâsını izhar için aşk âleme
İntihâb etti Cenab-ı ekmel-ül insan-ı aşk
Döndürür dâim Muîd ismi Muhammed aynını
Perde-i aşkı açanlar oldular kurbân-ı aşk
Âşık u ma’şuk u mahbub u habib bir nûr iken
Kesret-i esmâ sıfatta kaldılar nâdân-ı aşk
Kenz-i aşkın masdarı Ahmed Muhammed Mustafa
Cem’ü tafsilinde anın “nezzelel furkan”-ı aşk 3
Aşk ile olsun salât ile selâm ol nura kim
Nûr-i vechini görenler oldular sûzân-ı aşk
Hem Raûf u hem Rahîm u sahibü’l hulk-ı azîm 4
Şems-i hüsnünde ayandır hüsn-i bîpâyân-ı aşk
Hâk-i pâyinde Kemâlî can veren aşıkların
Hâk-i pâyinde kurulmuş çeşme-i hayvan-ı aşk

rakimefendi_salavat

Aman Ya Fahr-i Alem sen ki mihrâb-ı nübüvvetsin
Vücûdunla vücûhunla serir-ârâ-yı vahdetsin
Şefia’l müznibînsin nûr-i rahmet mahz-ı şefkatsin
Meâl-i sırr-ı levlâk, mahrem-i esrâr-ı vuslatsın
Sen ey mahbûb-i akdes ism-i vasfınla Muhammedsin
Meded Ya bâis-i hilkat eyâ rûy-i kelâmullah
Nebîler serveri hem hâtem-i bünyâd-ı beytullah
Sana ümmet olan kuldan geçer mi Hazret-i Allah
Meâl-i sırr-ı levlâk, mahzen-i mirâc-ı vuslâtsın
Sen ey mahbûb-i akdes, ism-i vasfınla Muhammedsin

[NEV-NİYÂZ ve DEDESİ]

Evvelki mektubunuzdan payımızı aldık, edebimizle hal hatır sual edelim? Kemâl-i afiyet üzresiniz inşallah?
“Ni’met-hâr-ı rahmânım, fermân-ber-i şeytânım” derler ya her dem hatadır kârımız; Hakkın ekmeğini yer, şeytana itaat ederiz.

Aman efendim öyle demeyiniz… Saçtığınız nutku şeriflerle bir anda dört bir yanı mis gibi bir koku sardı…  Lakin, cahiliyye devrimizde dinlediğimiz, bilmeden tempo tutup zıpladığımız, dış kaynaklı müzik parçaları misali pek bir zevklendik… Gel gör ki manadan bîhaberiz. 

Madem siz biraz gayret edip merakla lugate bakmayacaksınız, o halde güzelim efsunu bozmak pahasına manayı parçalayalım:

Amen ey kâinatın övünme sebebi olan, sen ki peygamberlikte yüceliğinden güzelliğinden, üstün niteliklerinden dolayı kendisine yönelinen makamdasın. Hem bedenin hem yüzünle her yönden vahdet sarayının tahtının süsleyen hükümdarsın. Günahkarların şefaatçisi, merhamet nuru, sırf koruma ve esirgeme makamısın. Hakkın “Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım” sırrının mânâsı, Miracın ile kavuştuğun sırların gizlendiği makamsın. Sen ey pek temiz, mukaddes sevgili, seni tarif eden isminle müsemmâsın (Muhammed:övülmeye değer, en güzel huylara sahip) Bizlere yardım eyleye ey varlığın yaradılış sebebi ve ey Kurân-ı Kerim’in insana bakan yüzü (O’nun ahlakı Kur’andır hadisi şerifine telmih). Peygamberler güneşi hem Kâbe-i Muazzama binasının son inşa eden, en müstesna parçasını yerleştirensin. Sana ümmet olan bir kuldan vazgeçip Cehennemine atar mı Allah ki sen Hakkın “Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım” sırrının mânâsı, Miracın ile kavuştuğun sırların gizlendiği makamsın.

Ya nice bir yanmışlar Sultân-ı Aşk’dan…. acep nasıl bizim de bir nâsibimiz olur?

Vaktiyle bir mürid, erenlerimin dergahına varıp ondan marifet ilmini öğrenmek istemiş. O sırada deniz kenarında bulunuyorlarmış. Arif, ilme talip olana demiş ki: “Şu kevgiri al, denizden doldur.” Mürid çok denemiş, fakat başaramamış. Kevgiri denize daldırdığında içi su doluyor, fakat çıkarır çıkarmaz boşalıyormuş. Erenlerim nihayetinde dayanamamış: “Dur da göstereyim,” demiş. Kevgiri elinden kaptığı gibi, denize fırlatmış. Kevgir dibe batmış. Efendisi müride dönmüş: “İşte, kevgiri suyla doldurmanın yolu ancak budur.”

Bir kevgir olan varlık vehmini, nefs kalıbını kırmadıkça Hakikat sarayına ermek ne mümkün… Alıp beni benden, kayd-ı bedenden, aslımı bildir, vaslına erdir ya huu

Tahtgâh etdi vücûdum milkini sultân-ı aşk
Dil sarâyında kurulmuş bir aceb divân-ı aşk
Ey Gafûrî ermek istersen eğer cânânına
Terk-i cân eyle tecellî eylesin sultân-ı aşk

Dua buyursanız sultanım…

NİYÂZIMIZDIR: 
صلى الله على سيدنا محمد واَله وصحبه وسلم
الَهي بجاه نبيك سيدنا محمد (صلى الله عليه وسلم) عندك ومكانته لديك, ومحبتك له, ومحبته لك, و بالبر الذي بينك وبينه أسألك أن تصلي وتسلم عليه وعلى اَله وصحبه, ضاعف اللهم محبتي فيه, وعرفني بحقه ورطبه و وفقني لاتباعه, والقيام بأدبه وسنته, واجمعني عليه و متعني برؤيته, وأسعدني بمكالمته, وارفع عني العوائق والعلائق والوسائط والحجاب, واجعلتني اتمتع معه بسماع لذيذ الخطب, وهيئني للتلقي منه, وأهلني لخدمته واجعل صلاتي عليه نورا نيرا, كاملا مكملا, طاهرا مطهرا, ناهيا عن كل ذي ظلم وشرك, وكفر و زور و وزر واجعلها سببا للتمحيص, وارزقني لأناب بها على مكارم الاخلاص والتخصيص حتى لا يبقى في نفسي ربانية لغيرك, وحتى أصلح لحضرتها وأكون من أهل خصوصيتك متمسكا بأدبه وسنته (صلى الله عليه وسلم) مستمدا من حضرته العالية في كل وقت وحين. يا الله يا نور يا حق يا مبين وصلى الله على سيدنا محمد واَله وصحبه وسلم

Efendimiz Muhammed’e(sav), ailesine, ashâbına Allah salât ve selâm eylesin. Allah’ım! Efendimiz Muhammed (sav)’in senin yanındaki kıymeti, yeri, O’na sevgin, O’nun sana sevgisi ve seninle O’nun arasındaki gönül hürmetine senden O’na, ailesine, ashâbına salât ve selâm eylemeni istiyorum. Allah’ım benim O’na olan sevgimi artır. O’nun hakikatini ve derecelerini bana öğret. O’na uyma, O’nun edebini ve sünnetini uygulama yolunda beni muvaffak kıl. Beni O’nunla bir arada buluştur. Bana O’nu görmeyi nasip eyle. O’nunla konuşmak nimetiyle beni mesud eyle. Aradaki engelleri, bağları, aracıları ve örtüleri kaldır. O’nunla beraber kulağıma senin hitabının lezzetini tattır. Bana O’nunla buluşmayı nasip eyle. Beni O’nun hizmetine layık et. Benini duamı, O’nun üzerine parlak, tam, mükemmel temiz ve pak mahzâ nûr eyle. Zulmeden, şirk koşan, küfreden, iftirada bulunan ve günah işleyen herkesi engelle. Duamı günahlardan temizlenmeye vesile kıl. Onunla ihlâs ve tahsis makâmlarının en üstününe ulaşmamı nasip eyle ki bende senden başkasına bir rablık (düşüncesi) kalmasın ve onunla ıslah olayım. Peygamber (sav)in edebi ve sünnetine bağlı kalarak, O’nun yüce varlığından her an ve her zaman yardım alıp senin hususiyetinin ehlinden olayım. Ey Allah’ım! Ey Nûr! Ey Hakk! Ey Mubîn!

_______________________________________________________________
“mâkâne mâyekûn”un kânesi : Olmuş ve olacakların özü olan “Nur-u Muhammedi” En-Nûr: Esma-yı Hüsnâ’dan biri olup Allah’ın ez-Zâhir ismi ile tecellisi, kâinattaki suretlerde kendini göstermesidir. Nur-u  Muhammedî, âlemin yaratılışının kaynağıdır.  Çünkü O, Allah’ın hiç bir şey yaratmadan önce yaratmış olduğu ve herşeyi kendisinden yarattığı “Nur”’dur.  Nur-u Muhammedî, bu yaratılıştan evvel idi. Kâinat ise O’na hazırlıktan ibarettir. Evet, ağacın dikilmesi, dalı, budağı, yaprağı, çiçeği meyveden önce gelir fakat o dal budaktan maksat meyvedir. İşte Resulullah’tan evvel zuhura gelmiş şu mevcudattan da murat Nur-u Muhammedî’dir. Hasılı herşeyin meyvesi kendi tohumudur.

2  Akl-ı kül: Allah’ın her şeyi bilip, her şeyi kuşatan tedbir ve tasarrufu; Hakikât-ı Muhammedî. Cüz-i aklı, Küll-i Akla peygamberler ve veliler bağlar. İnsan-ı kamil’in aklı da Akl-ı küll’in gölgesidir.  Burada tasavvuftaki devir, devran ya da devriye kavramına atıf vardır. Kainat, Allah’tan gelmiş ve Allah’a dönecektir. Bu sürekli hareket, bir daire ile temsil edilir. Bu daire bir inen yay (kavs-i nüzul), bir de çıkan yaydan (kavs-i uruc) oluşmaktadır. Vücûd-i Mutlak’tan ayrılan bu ilâhî nûr’un mertebeleri sırasıyle Akl-i Küll (Te’ayyün-i Evvel, Hakikat-i Muhammedîye), Ukül-i Tis’a, Eflâk-i Tis’a, Anâsır-i Erba’a, insan’dır. İniş kısmında Muhammedi veya İlahî nur’dan; önce Akl-ı Evvel (ilk akıl), sonra da sırasıyla Nefs-i Kül (evrensel nefs), Tabiat, Heyula (ilk madde), Cism-i Kül (evrensel beden), Suret (şekil) ve Arş yaratılmıştır. İniş yayı devam eder : Kürsi, Dokuz Felek (gök) ve Dört Unsur (ateş, hava, su, toprak). Burada iniş kavsi sona erer ve çıkış kavsi başlar. Topraktan Maden’e, sonra sırasıyla Bitki, Hayvan, Cin, Melek, insan ve sonunda Hak’ka vasıl olan İnsan-ı Kâmil’e varılır. İnsân-ı Kâmil mertebesine erişebilmişse tekrar aslına rucû eder. İnsân-ı Kâmil mertebesine yükselebilmek ancak seyr-i süluk ile elde edilebilir. Sulûk sâyesinde Tevhid ve Fenâ, Tevhîd-i Efâl, Tevhid-i Sıfât, Tevhîd-i Zât ve en sonunda Bekâ ma­kamlarını geçerek halk ve Hak mertebelerini câmi olanlar bu dâireleri ta­mamlayabilmişler demektir. 

3  تَبَارَكَ الَّذِي نَزَّلَ الْفُرْقَانَ عَلَىٰ عَبْدِهِ لِيَكُونَ لِلْعَالَمِينَ نَذِيرًا [Furkan:1]   “Ne yüceler yücesidir…” Yani hayrı çoktur “Furkan’ı indiren…” “O” Allah’ın. Ve hayrı artmıştır. Çünkü Furkan’ın indirilmesi furkanî aklın, kendisine mahsus, bütün âlemler içinde kâmil ve başka hiç kimsede benzeri bulunmayan istidadıyla tek kıldığı kuluna izhar etmesi mânâsınadır. Dolayısıyla onun furkanî aklı, külli akıl olarak isimlendirilen kuşatıcı akıldır. Bu da ancak yüce Allah’ın bütün sıfatlarıyla Muhammedî mazharda zuhur etmesi ve onun da farklı istidatlarıyla birlikte bütün mahlukata yansıtması ile gerçekleşir. İşte bu zuhur, hayrın çoğalması ve artmasıdır ki, ondan daha büyük çoğalış, daha fazla artış yoktur. “Âlemlere uyarıcı olsun diye” buyurmasıda bu yüzdendir. Yani O’nu bütün âlemlere genel bir uyarıcı olarak göndermiştir. Çünkü Onun dışındaki cümle enbiyanın risaletleri, insanlar içinde istidatları uygun olan kimselere özgüydü. O’nun risaleti ise; herkesi kuşatan umumî, cihânşümul bir risalettir. Hatemül enbiya, nübüvvetinin sonuncu nübüvvet olmasının manası da burda mahfuzdur. O’nun ümmetinin en hayırlı ümmet olması da bundan ileri gelir…

4  لَقَدْ جَاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ أَنْفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِنِينَ رَءُوفٌ رَحِيمٌ [Tevbe:128]  Size kendi aranızdan öyle bir Peygamber geldi ki zahmete uğramanız ona ağır gelir. Kalbi üstünüze titrer, müminlere karşı pek şefkatli ve merhametlidir.  وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ [Kalem:4] Ve şüphesiz ki sen, (insanlığa örnek olacak) pek büyük bir ahlak üzerindesin. Hz. Peygamber (a.s.)’ın ahlâkından bahsetmesi istendiğinde Hz. Aişe (r.a) mümkün olan en ideal cevabı şöyle vermişti: “Onun ahlâkı Kur’ân’dan ibaret idi.” Maksadı şu idi: “Kur’ân hangi âdabı öğretiyorsa onları uygulardı.”

Reklamlar

Söyleyecek sözüm var...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.