Rüyâ Defteri-1a


Mütereddid bir Mutasavvıf: Üsküplü Asiye Hatun’un Rüya Defteri (1641-1643)

asiye_hatun_1

Sûret-i mektûb: “Asiye Hatun’dan Halife Mehmet Dede’ye”

‘İzzetlü sa’âdetlü sultânum efendi hazretlerinüñ mübârek dest-i şerîflerin bûs idüp envâ’-i ta’zîm birle du’âlar ‘arz olındukdan sonra: Benüm sultânum, ma’lûm-i şerîfdür ki bir kaç senedür tarîk-i Hakka sülûk bî-sebeb kendümüz tâlib olmadın zuhûr itmiş idi. Ben dahı mümkin oldugı mertebe cehd eyledüm ve şeyhe ‘azîm muhabbet itmiş idüm. Târîkat mûcebince emrine mutî’ idüm. Her ne emr itse cândan kabûl iderdüm. Muhkem muhabbetüm ve i’timâdum var idi. Muhabbetüm ve i’tikâdum sebebîle az zamanda, iki sene mürûr itmedin esmâ-i seb’ayı tamâm eyledüm. ‘Avn-i ilâhî ile herbiri bir vechile zuhûr itmişdür. Ve’l-hâsıl kalbüm gözi bir mikdâr açılmaga başlamış idi. Bu hâlde iken hikmetullâh şöyle iktizâ itdi, şeyhümden muhabbetüm zâ’il oldı. Bî-sebeb. Anlardan zâhiren ve bâtınen bir keder gelecek nesne yogiken kendü nefsüm kabahatinden muhabbetüm teskîn oldı. Sâ’ir hâlüm dahı tenezzül itdi. Meselâ zulmetde kalmış. Ne kadar ıslâha sa’y itdüm tabîatumı, mümkin olmadı. Bu halde gamgîn ve mahzûn iken Uziçe’de Şeyh Muslihüddîn Efendi Hazretlerinüñ muhabbeti kalbüme düşdi. Ve gün be-gün ziyâde olmaga başladı. Geçende vâlidüme ikdâm idüp ba’zı behâne ile âdem gönderdük. Mahzâ âşinâlık olsun içün. Hikmet Allâhuñ, âşinâlık olduktan sonra muhabbet dahı ziyâde olup hatta şimdi bir mertebe derûnumda gâlibdür ki bir ân bir sâ’at göñlüm anlardan fârig degüldür. Muhabbet göñül tahtında karâr eyledi. Bir mertebe ki mümkin olsa hâk-i kademine cânlar fedâ itmek câna minnetdür. Lîkin anlaruñ muhabbeti gâlib oldukça evvelki muhabbet teskîn oldı. Lîkin yine, yeni muhabbet kemendi boynuma bend olmagla, yine bir mikdâr evvelki hâlüme ‘avdet olur gibidür. Benüm sultânum, ahvâlümüz budur ki huzûr-i ‘izzete i’lâm olındı. Sâ’ir ahvâli hâmil-i varaka hâce kadından su’âl buyuruñ, tafsîl eylesün. İmdi benüm efendim, lillâhi te’âlâ ve liresûlihî, bu râzum dünyâ ve âhiretde katuñuzda emânet olsun. Bir kaç zamân idi ki kalbümde gizli idi. Allâhdan gayri kimse bilmezdi. Şimdi bi’z-zarûre hâce kadına işrâb olındı. Zîrâ başum berâberi dostum ve her husûsda mahrem-i râzumdur. İmdi benüm sultânum, dünya ve âhiretde birâderüm olasız. Sizi kendü birâderümden ‘azîz bilürem. Benüm sultânum, siz ‘âlimsiniz. ‘İlm ve ‘akıl kuvvetiyle ne ma’kûl görürsiz ve ne nasihat buyurursız? Ahvâlümi ‘aziz hazretlerine i’lâm itmek ma’kûl midür yohsa sükût mı evlâdur? Eger mahfi sizüñ vasıtañuz ile i’lâm itmek ma’kûl ise i’lâm idelüm. Ammâ bolayki mahfî ola. Şeyhümüñ kalbi bana müntesir olmaya zîrâ katı çok ihsânın gördüm. Ammâ neyleyim bî-ihtiyar? Mahfîce kâğıd ile i’lâm itsem mi? Benüm sultânum, lillâhi te’âlâ ‘ilm ‘akıl kuvvetiyle müşkilime bir çâre görüñ. Tabi’atumda muhkem ıztırâb vardur. Bilmem bu hâl ‘alâmet-i hayr mıdur yoksa nefs hîlesi midür? Bî-ihtiyâr bir hâldür, zuhûr itdi. Benim sultânum ne buyurursız? Hâce kadına bildüresiz, bize i’lâm itsün. Cevâba muntazıruz. Öyle ma’lûm-i ‘izzet ola. Benüm sultânum, tarîkatnâmelerde görmişem ki bir kimse kendü şeyhinden gayri yire tabî’atı çekinse bâtını hazret-i vâhidiyyeye açılmaz. ‘Acabâ sultânum kendü şeyhümden mi açılmaz yoksa hiç bir tarafdan mı açılmaz? ‘İlm ile nice bilürsiz? Lutf idüp i’lâm buyuruñ. Zîrâ ki kalbümde ‘azîm ıztırab vardur. Bâkî himmet-i ‘ilm ü ma’ârif mezîd bâd.

ruya_defteri_ayrac

Bu risale, Üsküp’lü merhum Kadri Efendi’nin kızı Asiye Hatun Hak yola girdiğinde, şeyhleri başka diyarda olduğu için rüyalarını mektupla iletmesi gerektiğinden , öldüğünde yazı tahtasında sakladığı müsvetteler arasında kendi el yazısı ile bulunan sayfalardan kopya edildi.

Mektup sureti: “Asiye Hatun’dan Halife Mehmet Dede’ye”

İzzetli, saadetli, sultanım efendi hazretlerinin mübarek ellerini öper, nice hürmetlerle dualar gönderirim: Benim sultanım, bilirsiniz ki birkaç senedir Hak yola giriş, öyle kendiliğinden, biz talip olmadan gerçekleşmişti.

Ben de mümkün olduğunca uğraştım ve şeyhe çok muhabbet göstermiştim. Tarikatın kuralları gereği emrine itaat ediyordum. Her ne emretse candan kabul ediyordum. Çok sevgim ve güvenim vardı. Bu sevgi ve inanç sebebiyle az zamanda, daha iki sene geçmeden “yedi ismi” tamamladım. Allah’ın yardımı ile her biri bir şekilde kendini göstermiştir. Kısacası kalp gözüm bir miktar açılmaya başlamıştı. Bu haldeyken, Allah’ın hikmeti öyle icap etti, şeyhime olan muhabbetim azalıverdi hem hiç sebep yokken… Onlardan ne açık ne örtülü bana sıkıntı verecek bir şey olmamışken, kendi nefsimin kabahatinden muhabbetim zayıfladı. Sair ahvalim de inişe geçti. Sanki karanlıkta kalmış gibi tabiatıma çeki düzen vermeye ne kadar çalıştıysam da mümkün olmadı. Bu halde gam ve hüzün içindeyken, Uziçe’de Şeyh Muslihüddin Efendi Hazretleri’nin sevgisi kalbime düştü ve günden güne artmaya başladı. Geçenlerde meseleyi babama açtım ve bir bahane ile adam gönderdik. Aşinalık olması için. Allah’ın hikmeti, aşinalık olduktan sonra muhabbet arttı hatta şimdi artık içimi öylesine kapladı ki bir an bir saat dahi gönlüm onlardan vazgeçmez. Muhabbet gönül tahtına yerleşti. Bir mertebe ki mümkün olsa ayağının bastığı toprağa canımı feda etmek, canıma minnettir. Lakin onların muhabbeti yerleştikçe önceki şeyhe olan muhabbet zayıfladı. Ama yeni muhabbet kemendi boynuma bağlanmakla yine az biraz evvelki haline dönüş oluyor sanki.

Sultanım, ahvalimiz budur ki yüce huzurunuza bildirildi. Sair ahvali mektubu getiren hoca kadına sorun, anlatsın. Şimdi efendim, Allah için ve Resulü için bu sırrım dünya ve ahirette sizin katınızda emanet olsun. Nice zamandır kalbimde gizli idi. Allah’tan başka kimse bilmezdi. Şimdi zorunlu olarak hoca kadına açıldı. Çünkü başımla beraber dostum ve her konuda sırdaşımdır. Şimdi sultanım, -dünya ve ahirette kardeşim olunuz- sizi kendi biraderimden daha aziz bilirim. Benim sultanım, siz alimsiniz. İlim ve akıl gücüyle neyi makul görürsünüz ve tavsiye edersiniz? Ahvalimi şeyh hazretlerine bildirmek mi makbuldür yoksa suskunluk daha mı iyidir? Eğer gizlice sizin aracılığınızla bildirmek makulse bildirelim. Ama gizli kalsın. Şeyhimin kalbi bana kırılmasın çünkü gerçekten çok iyiliklerini gördüm. Ama elimde değil ki ne yapayım? Gizlice yazıp bildirsem mi? Benim sultanım, Allah için, ilim ve akıl gücüyle aman derdime bir çare… Tabiatımda çok ızdırap var. Bilmem bu hal hayra alamet midir yoksa nefsimin bir hilesi midir? Elde olmayan bir haldir, ortaya çıktı. Benim sultanım, ne buyurursunuz? Hoca kadına bildirin, o bize aktarsın. Cevabınızı bekliyoruz. Öylece malumunuz olsun. Benim sultanım, tarikatnamelerde okudum ki birisinin tabiatı kendi şeyhinden başka yere yönelse, iç âlemi “birliğe” açılmaz.

Acaba sultanım, kendi şeyhimden mi açılmaz yoksa hiç bir taraftan mı açılmaz? İlim sahibi olarak ne buyurursunuz? Lütfen bildirin. Zira kalbimde çok ıztırap var. İlim ve maarifiniz ziyade olsun.

* Cevâbî mektupta görüşmek üzere hoşça bakın zatınıza efendim…

Reklamlar

One thought on “Rüyâ Defteri-1a

  1. Gönlü güzel kardeşim Allah Zülcelal ateşi aşkınızı ziyade eylesin derdinizi arttırsın..şehri Ramadanın bereketiyle olsa gerek yüreğimizin kararan ufuklarına ışık hüzmeleri süzülüyor paylaşımlarınızla…

Söyleyecek sözüm var...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.