Canlı âyet



Zaman: MS 4. yüzyıl
Mekan: Sina çölünün kalbinde bir Rum Ortodoks Manastırı
Hedef: Zorlu koşullarda, zorlu uygulamalarla Tanrı ile bir olma deneyimi
Saat: Sabah karşı 3 suları

Başka bir ibadet gününde daha, rahipleri uyandırmak için zil çalınıyor.

Kardeş Thomas da küçük hücresinde uyanır, keşiş cüppesini giyer, zünnâr kemerini ince gövdesine bağlar, bir kandil yakar ve ezberine kazınan mezmurlardan okumaya başlar.

Saat beşte kapşon başlığını başına çeker ve keşişlerin sessizce yulaf lapası yedikleri ortak yemek odasına gider.

Birlikte ibadet edildikten sonra hücrelerine dönerler.

Thomas, sabah ışığının ve temiz havanın içeri girmesi için rutubet dolu hücresinin ahşap penceresini ardına kadar açık bırakır.

Bir ışık huzmesi onu şaşırtan ve bir an için sersemleten bir şeyi ortaya çıkarır.

Kumlu zemin ve duvarın birleştiği yerde küçük bir çiçek yüz göstermiştir.

Bütün gün dikkati dağılır, vücudunda tuhaf bir enerji hisseder. Bu küçük oda arkadaşı onu nasıl bu kadar etkileyebilir? Sessizlik yemini ettiği için bunu kimseyle tartışamaz.

Ertesi gün o çiçek açar;
güzel, narin ve kusursuz.

Güzel çiçeğin görüntüsü Thomas’ın dikkatini dağıtır ve içinde uyuşmuş duygular uyandırır.

İçini kıpır kıpır yapan bir heyecan hisseder ama zihni ona, zevkin manevi çalışmaya müdahale ettiğini, ilâhî olanla bağlantı kurmak için maddi olandan uzaklaşması gerektiğini hatırlatıyor.

Manastırda dünyevi zevkler yasaklanmıştır çünkü bunların ilahi olanın aşkınlığını gizlediğine inanılır.

Bütün gün aklı ve duyguları çatışır. Akşam olduğunda aklı galip gelir ve Kardeş Thomas çiçeği kökünden söküp çitin üzerinden atar.

Bu dinlediğiniz sadece efsane değil gerçek bir hikaye. İlgili manastır hâlâ çetin ceviz keşiş adaylarını kabul ediyor ve bu vâkıa kendi kayıtlarında belgelenmiştir.

Sizi bu tür uygulamalara sevk edebilecek ruhani mezhepler bugün de vardır, hem de inanın çok uzakta değiller.

Tenzihte takılı kalan Musevî zihniyetinde olanlar, yaradanı yaratılıştan ayırırlar ve zuhurda olanı kirletilmiş görürler. Onlara göre maneviyat, ruhu, fiziksel olandan (zâhir) ayırarak yüceltmekle ilgilidir.

Bu idrakle beslenen İrlandalı Katolik ve Rum Ortodoks rahibeler asla çıplak duş almazlar, banyo yaparken bornozlarını giyerler.

Nietzsche’yi, insanların kalplerinin içini görebilen, ancak kıyafetlerinin içini göremeyen garip bir Tanrı’ya inandıkları yorumunu yapmaya yönelten de bu idraktir.

Sevgili Kardeş Thomas,
Aradığın Tanrı,
Sana çiçek gönderendir
Issız, kasvetli, küflü, kurumuş hânene
Canlı bir şeyler gönderdi.

Thomas Kardeş,
Dualarla bastırmaya çalıştığın
O üryân rahibelerin kıvrımları da
Tanrının kendi kudret elinden çıktı

Thomas kardeş,
Altı yüz yıl önce
Kemiklerin unufak oldu
Yine de o küçük çiçek
Çölde bir yerde hâlâ hayatta

Sevgili Kardeş Thomas,
Sadece gerçek olan kalır.

Nihâi amaç ve aslî öz nesnelerin arkasında bir yerde aşkın (bâtın) değil onların içindeydi, her şeyde zâhir olarak…

“Bilinmekliği seven” bilindikçe parlar, bâtından zâhire sızar.

Evvel ve âhirini, bâtın ve zâhirini bir bütün bilen, kemâliyle bâtın, cemâliyle zâhir olanlara malûmdur:

“Ol•an Güzeldir”

O hâlde anda her ne zuhûrda ise akışa açık ol, kapanma, kendini sâdece bir yere bağlama. Zâhire râzı ol, kabul et, sev: bâtının seni teslîm alıp durur; evirir çevirir kendine getirir vesselâm

BIRAK EZBERİ; SEV BENİ der gibi…

One thought on “Canlı âyet

Söyleyecek sözüm var...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.