Açık Sır 7


Evren atomlardan değil, hikayelerden oluşur.
[M. Rukeyser]

Seçimsiz Seçim

Hayatın akışı olan varlığın içinde, hiçbir zaman bir şey seçmediğimi veya yapmadığımı, yaşananların ayrı bir yaşayanı olmadan sadece yaşanmış olduğunu görüyorum.

Ve bu yüzden ne denizi durdurdum ne güneşi hareket ettirdim ne de doğuştan gelen HAK olan hakkıma bir adım daha yaklaştım ya da uzaklaştım.

Bu keşfin getirdiği acziyetle, ilâhî çâresizliğimi kabul ederek, asla “kendime ait” diyebileceğim bir geçmişe veya geleceğe sahip olmama özgürlüğünün tadını çıkarıyorum.

Bazıları soruyor, “Kim seçiyor, bu harika kaosu kim yönetiyor?”

Ama bir kez sevgilinin kollarında olduğunu anlamaya gör, artık hiçbir şeyin önemi yok. Sanki “ben seçiyormuşum gibi” yaşayabilir ve pekâlâ vâr olmanın dayanılmaz hafifliği içinde salıvermenin keyfini çıkarabilirim.

Benim-sandığı-m Dünya-m

“Benim Dünyam” olarak deneyimlediğim her şey benim için tamamen benzersizdir, ihtimaller bana özel.

Âh o rengin kırmızısı, çayın tadımı, korku ve mutluluk duygularım, dışarda yürümeyi, renkli rüyâlar görmeyi ya da uyanma deneyimimi başka kimse böyle benim gibi bilemez.

Zamanla deneyimlerim büyük ölçüde inançlarımı şekillendiriyor ve inandıklarımı tekrar deneyimliyorum.

Hayat hikayemi an be an, gün be gün etkileyen şey bu iki vatandaşın karşılıklı etkileşimidir.

Bu varoluş düzeyinde, “Benim Hikayem” adlı bir filmde yapımcı, senaryo yazarı, oyuncu kadrosu, müzik yönetmeni hem de seyirci ve eleştirmen olarak görünüyorum.

Hayatıma mümkün olduğunca açık ve net bir şekilde baktığımda, belirli bir kalıba soktuğum inanç sistemimin yayınladığı etki ve imaj türüne tam olarak uyan insanları, olayları ve kalıpları kendime nasıl çektiğimi görüyorum.

Birçok insan bu “çekim yasası” kavramı hakkında çok heyecanlandı ve düşünce kalıplarımızı ve inanç sistemlerimizi değiştirebilirsek, hayatı deneyimleme şeklimizi değiştirebileceğimizi öğrendi.

Görünüşe göre bu böyle olabilir, ama aynı zamanda bir noktayı tamamen gözden kaçırıyorlar. Gerçekte kim olduğumuz, deneyim ve inancın sınırlarının ötesindedir.

Kim olduğumu yeniden keşfedene kadar nasıl bir varlık yaratmaya çalışıyorum?

İstediğimi düşündüğüm şeyin gerçekten ihtiyacım olan şey olduğundan tam olarak emin miyim?

Neyi yaratmam gerektiğine dair fikrim sizinkinden daha mı iyi olacak yoksa bireysel vizyonlarımız çatışacak mı? Gündelik olarak yinelenen model bu gibi görünüyor.

Bu kavramın peşine düşenlerin bu algı seviyesinde muhtemelen fark edemeyecekleri şey, istediğimizi düşündüğümüz şeyi yaratmak için tüm istek ve arzularımızın ötesinde, gizli bir gündem olduğudur…

Sürekli işleyen başka ve çok daha güçlü bir koşulsuz sevgi ilkesidir. Tamamen doğal olduğu halde genellikle tanınmayan. İşte bu, yaşayan paradoksun özüdür.

Bildiğimiz tüm varoluş, zaman sınırları içinde, bizi sürekli olarak “gerçekte ne olduğumuzu” hatırlamaya (zikr) davet eden (ezan) o gizli ilkenin yalnızca bir yansımasıdır.

Bu yansıma içinde doğru ya da yanlış, daha iyi ya da daha kötü yoktur, sadece her gün okunan apaçık bir davet vardır.

Çünkü varoluşla anlaşmak zorunda olan “ayrı bireyler olma” deneyiminin içinde kilitli kalırken, bir rüyanın içinde hapis kalıyoruz.

Bu rüya hâlinde yaptığımız her şey, olumlu olarak görülen her şeyin tam ve eşit olarak karşıtıyla dengelendiği “karşıtlar yasası” tarafından yönetilir.

Murakabe ile kendi içimize baktığımızda, her şeyin farklı görüntülerde sürekli kendini tekrar ettiği bir çarkta, feleğin çarkında olduğumuzu keşfederiz.

Görünüşte yarattığımız şeyi yok ederiz ve görünüşte yok ettiğimizi yeniden yaratırız, dengedeki + ve – işlemlerin toplamı hep sıfır çıkar!

Ve özgür irade ve kişisel tercih konusunda inanabileceklerimize rağmen, bir dizi koşullu refleks ve inanç sisteminden etkiye tepki veren ilahi bir oyunda rüyâ karakterleri olduğumuzu görürüz. Bizim ondan uyanmamızdan başka hiçbir amacı olmayan bu rüyanın tek yaratıcısı biziz.

Gerçekte, karşılık versek de vermesek de koşulsuz sevgiyle çevriliyiz ve onu kucaklıyoruz.

Zaman içindeki deneyimimiz, yeniden uyanışımızın özel ve benzersiz ihtiyaçlarına, büyük olayları ve küçük nüansları ile kendi içinde tam olarak uyan mükemmel bir şekilde düzenli bir sahne kurar.

Gizli ilkenin kaynağı kendimizdir ve eve dönme özlemimiz, “vatan hasreti” tarafından ateşlenir.

Yapıp ettiklerimizin ne kadar önemli veya çok önemsiz olduğunu düşünsek de dünyadaki ifademizin ne kadar yetenekli, sanatsal, faydalı, sıradan veya sonuçsuz olduğunu hissetsek de, bunların hepsi basitçe ve yalnızca bu gizli ilkenin bir işlevidir.

Her yeni gün, her yeni nefes, tüm olguların içine girmek ve ötesine geçmek ve her şeyin yayıldığı kaynağı yeniden keşfetmek için hiç bitmeyen bir fırsat sağlayan, aslına tamamen uygun bir yansıma.

Varlığın akışı olan hayat beni çağırıyor.
Önce beni fısıldayarak arar ve sonunda bana bağırır.

Beni gerçekte kim olduğumu yeniden keşfetmeye götürecek şey genellikle kriz ya da hastalık çığlığıdır, çünkü acıyı soyutlamak zordur.

İşte ışık yaradan sızıyor
Öyleyse derde binlerce kez âferin…

Zihin-Bedenin Ölümü

Zihnin ve kendine âit sandığı bedenin ölümü, yalnızca zamanda içinde süren yolculuk yanılsamasının “benim hayatımın” sona ermesidir.

Koşulsuz sevgiye uyanış hemen gerçekleşir. Görünürde olan herhangi bir şeyden bağımsız olarak orijinal doğamızca sarılıyoruz.

Bu akışın içinde, beden-zihin yapışkanlığı bırakıldığında, herhangi bir “ara hazırlık” veya “arınma süreci” yoktur.

Nasıl olabilir ki?
Oradaki kim vardı? “Kişisel bir hayattan” sonra ya da yeniden bedenlenme ile ilgili tüm fikirler, yalnızca “ayrı bedenin” sürekliliği yanılsamasını korumak isteyen zihinlerdir.

Hikaye bitti…
İlahi roman yazılmıştır ve zihnin nasıl yargıladığına, nasıl yorumladığına bakılmaksızın, tek bir harfi bile farklı olamazdı.

Sahne buharlaşıyor ve karakterler sahneyi terk ediyor… Görünüşteki varlıkları, rüya filmin oynamaya başlaması ile başlıyor ve film bitince bitiyor.

Çünkü biz hem okyanus hem dalgalarız hem karanlık hem ışığız, hem sessizlik hem onun çığlığı…

SIR AÇIKTIR
SERÎ HÂLİNDE DEVÂM EDİYOR…

Söyleyecek sözüm var...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.