Benim kalbim temiz


Bazı kardeşlerimiz, kalp temizliğini sadece, insanlar hakkında bir kötülük düşünmemek, yahut yardımsever olmak gibi çok basit bir mânâda anlıyorlar.Bununla da kalmayıp, insanlara iyi davranmakla, Allah’a ibadet mükellefiyetinden kurtulduklarını zannediyorlar. Bu, şeytanın bir hilesi, nefsin bir oyunudur.

kalbitemiz1

Bu kişiler namaz kılan, ibadet eden bir mü’minin günlük hayatında İslâm’ın ruhuna ters düşen ve diğer insanlara zarar veren bir takım noktalar tespit ediyorlar. Bunları öne sürüyor ve “Bu adam namaz kılıyor ama, şu hataları da işliyor, ben ise, onun düştüğü hatalara düşmüyorum. çünkü benim kalbim temiz!” diyerek kendi ibadetsizliklerine, onun kusurlarında bir özür kapısı bulmaya çalışıyorlar.


Bu tip yanlış değerlendirmeler sadece namaz kılmayanlara mahsus değil. Namaz kılan bir mü’min de İslâm’ın diğer emirlerini kendisinden daha iyi yerine getiren bir kardeşi hakkında benzer şeyler söyleyebiliyor. Hidayet rehberimiz, Peygamber Efendimiz’den (asm) bir Hadis-i Şerif: “İlk kez bir günah işlendiği zaman kalpte bir kara leke hâsıl olur. Eğer sahibi pişman olur tövbe, istiğfar ederse kalp yine parlar.” Bu Hadis-i Şerif’den temiz ve selim kalbin, ancak günahlardan salim olan ve isyanlarla kararmamış bir kalp olabileceğini öğreniyoruz.


Farzlar te’vil kaldırmaz. Onlarda yanlış yorum yapmaya ve hakikatı saptırmaya kimsenin hakkı yoktur. Allah emretmiş, Resulûllah (asm) da bu emrin nasıl yerine getirileceğini bir ömür boyu mü’minlere öğretmiş, tâlim etmiş. Asr-ı Saadeti takip eden bütün asırlarda bu emirler aynen tatbik edilmiş. Her taraf câmilerle, mescidlerle, medreselerle, tekkelerle dolup taşmış. Derken âhir zamana gelinmiş. Dünyaya dalma, dinden uzaklaşma, sefahatta boğulma, menfaat peşinde koşma devri gelip çatmış. İbadet terkedilmiş, ilim bir yana atılmış, irfandan uzaklaşılmış. Bu bozuk atmosferde, nasıl olmuşsa olmuş, yeni bir grup çıkmış ortaya: Kalbi Temizler Ekolü.


Bunlar ondört asrın bütün mü’minlerine ters bir caddede yürümeye başlamışlar. Bu ekolün mensupları, kendi haklarında, tevbe kapısını âdetâ kapamışlar. Ben senin kalbine nasıl bakayım? Kalp manevî olduğu gibi, onun hassaları, lâtifeleri de manevî. Bunlar tezahür olmadan, açığa vurulmadan nasıl bilinebilir!?


Karşınızda açlıktan inleyen bir zavallı. Ve yanıbaşında para küpü denecek kadar zengin biri. Niçin bu adama yardım etmiyorsun diyecek oluyorsunuz: “Yardım etmediğime bakma, benim kalbim şefkat dolu, merhamet dolu…” diye karşılık veriyor size. Şefkat ve merhamet, kalbe ait güzellikler. Ama onlar, fukaraya serilen sofrada, yahut verilen sadakada kendini gösterir.


Takva, kalbe ait bir başka güzellik, bir başka kemâl. O da, günahlardan uzak kalmakla ortaya çıkar, bilinir. İmanın da bir tezahürü vardır. Kişinin kalbindeki imanını diliyle de ifade etmesi gerekir. İman ancak böylece sahih olur. Dilden şehadet olarak dökülmeyen bir imanın varlığına nasıl hükmedilebilir? Kalbin, Allah’ın emirlerine karşı itaatkâr olması da bir başka güzelliktir. Bu güzelliğin tezahürü, belirtisi, nişanesi, ispatı ise ibadettir. Bir insan, namaz kıldığı halde nefsini yenememişse, işlerini Rabbinin emirlerine göre tanzim etmiyorsa, bu adam namazın hakikatına erememiştir. Ama o kul, bu hatasını namazı terkederek tedavi edecek değildir. Bunun yolu yine namazdan geçer.

Mizanda, zerre kadar iyilik de kötülük de tartılacak. Biz, “kalbimiz temiz” diyerek nefsimizi baş köşeye oturtup başkalarının günahlarına bakacağımıza, kendi noksanlarımızla ilgilensek ve onları tamamlamaya gayret göstersek o gün daha kârlı çıkarız. Biz o âlemde, başkalarının hatası nispetinde değil, kendi sevabımız miktarınca derece alacağız. Başkasının noksanlığı bizi yükseltmeyecek. Bu dünyada bile onun misâllerini yaşamıyor muyuz!?.. Bir meyveye elimiz erişmediği zaman, ayağımızın altına birşeyler koyuyor ve ona ulaşıyoruz. Yoksa, boyu bizden daha kısa olanlara bakmakla midemize birşeyler gitmiyor.


[NEV-NİYÂZ ve DEDESİ]

– Geçenlerde bir hâdise duydum. Hatta şahid olanları dinledim. Çok üzüldüm. Yedi ceddi şeyh olan bir aile Avrupa’da seyahat ve ikâmet ederlerken sanki eskiden zorla imân etmişlermiş gibi hem ibâdâtı hem tesettürü bırakıvermişler. Öyle kalsa gene bir derece. Bu yetmezmiş gibi tesettürlü Müslüman kardeşlerimizi de bağnazlık ve mürtecilikle (gericilik) itham eder, levmederlermiş (kınarlarmış). Din ve imân, içindeki hissiyâtmış, önemli olan kalbin pâk olması ve dâhi âleme sevgi ile nazarmış ?!

– Bak sen şu işe erenlerim… Bunlar yeni değil, bu sapık itikad evvelden de var idi. Ya hû kalpleri en iyi bilen kimdir? Hz. Allah (cc) O Hak Teala ki Kur’an-ı Kerim, Kelam-ı Kadîm’inde, Sure-i Mülk’te ne buyuruyor: “Her şeye, hiçbir şeyin ihâta edemeyeceği şekilde muktedir olan o Allah ki ölümü ve hayatı yarattı ki sizin hanginizin en iyi ameli (işi) var ortaya çıksın, âşikar olsun.” buyuruyor. O halde düşünmez mi ki bu ahmak insan, kalpleri en iyi bilen Allah Teala bile kuluna amel güzelliğini zâhir eylemesini emrederken kulları nasıl amellerindeki bozukluğu ile temiz kalbini arzetmeye kalkar. Küpün içinde ne varsa dışına o sızar. Bir devletin kanunu ihlal eden ve eşkıyalık yapan, ben devletime aşığım, vatanperverim dese devletin hakimi bu çürük mazereti suçun hafifletilmesi veya cezanın iptali için vesile kabul eder mi hiç?!

Hem illa kalp temizliğine bir ölçü aranacaksa asırlar öncesinde Şemseddinî Sivasî(ks) Hazretlerine buldurmuşlar: 

Sür çıkar ağyârı dilden tâ tecellî ede Hakk
Pâdişâh konmaz saraya, hâne mamûr olmadan

Hâsılı kalbi temiz, vücudu semiz yolculara ihtârdır:
Hakikat dilber-i ranâ gibidir, ânın zerrin libâsıdır şeriat
Sakın soyma ânı nâmahrem içre, yüzün suyu hayâsıdır şeriat

***
Zengin olsan, hayırlarda yarışsan,
Âlim olsan, ilimlerle barışsan,
Yiğit olsan, gazalara karışsan,

Secde yoksa eğer, bil ki bedende,
Bir gizli kibir var, ille de sende….

Camiler yaptırsan, köprüler kursan,
Taşını, altınla tartıya vursan,
Vakıf kapısında, bir ömür dursan;

Secde yoksa eğer, bil ki bedende;
Bir gizli kibir var, ille de sende…

Kur’ân’ı okuyup, yazsan ezbere,
Şöhretin tez varsa, gittiğin yere,
“Kalbim temiz” desen, günde bin kere,

Secde yoksa eğer, bil ki bedende;
Bir gizli kibir var, ille de sende…

Ehlinden samîmi bir itirafnâme:

Yıllardır kendimi, güyâ tanırdım;
Sanık ben, yargıç ben, hep aklanırdım.
Şeytanı, en büyük düşman sanırdım;
Ondan da beteri..
 Nefsimmiş meğer…

Gönlümü, hevâya kaptıran oymuş,
Şuûru şehvete saptıran oymuş,
Tutkuları, putlar yaptıran oymuş,
En sinsi düşmanım.. 
Nefsimmiş meğer…

Övgü dolu sözlerine kanmışım;
”Kalbin temiz” demiş, gerçek sanmışım.
Hakk’ı ancak, zor günümde anmışım,
İçimdeki nankör.. 
Nefsimmiş meğer…

Öyle sevdirmiş ki,dünyayı bana;
Saraylar kurmuşum, üç günlük cana.
Hevâ heves denen, çöplükten yana
Beni sürükleyen.. 
Nefsimmiş meğer…

Meyhâne meyhâne, hayâl kurmuşum,
Çamurlu yollarda, yalpa vurmuşum,
Adresi hep, münâfıktan sormuşum;
Koynumdaki yılan.. 
Nefsimmiş meğer…

Dalmışım.. Her akşam cümbüşle meşke,
Kalmamış dilimde, riyâdan başka.
Bir kadehlik, ömrü olan bir aşka;
Beni kul eyleyen.. 
Nefsimmiş meğer…

Tutkuya döndükçe, giyim markası,
Yerde paspas olmuş, hayâ hırkası.
Kuşatmış kaleyi, şeytan fırkası;
İçindeki casus.. 
Nefsimmiş meğer…

Ne kadar soyarsa, insan bedeni;
O kadar olurmuş, güyâ medenî.
Bu afyonu, bir çağdaşlık nedeni,
Diyerek yutturan.. 
Nefsimmiş meğer…

İkbâl korkusuyla, kıstırmış beni,
Kur’ân kapısına, küstürmüş beni,
Zulüm karşısında, susturmuş beni;
Nefsimin zâlimi.. 
Nefsimmiş meğer…

Namaza, ”Bayramlık” fetvâsı veren,
Kullukta, ”Mevlid”i yeterli gören,
Farz dururken, nâfileyi gösteren;
Dalâlet rehberi..
 Nefsimmiş meğer…

Ağzım bağlı, güya oruç tutmuşum,
Haramları, gözlerimle yutmuşum.
Seher vakti, yorgan döşek yatmışım;
Secdeye musallat.. 
Nefsimmiş meğer…

Bağ bahçede, hasat vakti gelince;
Hesaplar yapmışım, inceden ince,
Lâkin, Allah için zekât denince;
Elimi bağlayan.. 
Nefsimmiş meğer…

Vermişim, ”Ne cömert” desinler diye;
Üç beş çürük çarık, güyâ hediye.
Arkasından, dilenmişim medhiye;
Bu alkış delisi.. 
Nefsimmiş meğer…

Komşuda katık yok, ben tok yatmışım,
”Tembel” demiş, gıyâbında çatmışım,
Şevkât dersi vermiş, nutuk atmışım;
Bu sahtekâr maske.. 
Nefsimmiş meğer…

Kur’ân ehli görmüş, küçümsemişim,
Üstelik cür’etle ”Yobaz” demişim.
Nice kul hakkını, böyle yemişim;
Oysa gerçek yobaz.. 
Nefsimmiş meğer…

Reklamlar

40 thoughts on “Benim kalbim temiz

  1. selamun aleyküm bu siteye babain tavsiyesiyle geldim yazilariniz okuyoraka kendimi geliştirme firsati verdiginiz icin müteşşekirim..

  2. “Rabbişrahli sadri ve yessirli emri. Vahlul ukdeten min lisani yefkahu kavli.” (Taha:25-28)

    Yani:”Ey Rabbim.Göğsümü aç,genişlet.İşimi kolaylaştır.Dilimde bulunan düğümü çöz de, anlasınlar beni.”

    Yazının çekim gücünden dolayı iyi niyetle yazıldığına emin olduğum bu yazıyı kaleme alan kardeşimizden Rabbim razı olsun.

    Cümlesine ve de bizlere, anlayıp uygulamayı nasip etsin.

    *Övülmek değil olay.Yazının karşılık bulabildiğini görmek, kendini beğenmek değil, Allah adına sevinmektir inşallah.

    Hayırlı geceler.

  3. s.a arkadaşlar çok güzel bi konuya deyinilmiş Bu hayatta kalbi temiz olan her insan kalbi kötü olan insanında nereye gideceğini hepimiz biliyoruz site çok guzel olmus ılk defa girdim başarılarınızın devamını dilerim.

  4. Allah razi olsun boyle guzel site kurdugunuz icin.bu guzel ney kaside sesleri icin bi nevi dinledigimizde ruhumuz sanki ariniyor.tesk ederiz..

  5. Harika bir konuyu ele almışsınız… Zamane insanların bahanesi bu, Rabbim uyandırsın gafletten… Duacıyım yazan ellere yazdıran Rabbe şükürler… Daim olsun inşaAllah, sonuna dek takipçinizim…

  6. Selamun aleyküm ben bu siteyi yeni keşfetmiş biri olarak beğenilerimden ötürü emeği geçen herkese duacı olduğumu bildirmek istiyorum.Ama öğrenmek istediğim birşey var her cuma ikram edildiği söylenen bu eşsiz tasavvufi eserleri indirebiliyormuyuz bana birileri yardımcı olabilirse çok sevinirim bu konuda Eğer indirebiliyorsak nereden ve nasıl lütfen yardımcı olun ….Allah razı olsun
    Hayırlı cumalar diliyorum ….

  7. Bedevînin biri, kasîdeler ve şiirler söyleyerek Resûlullah’ı medhedermiş. Efendimiz de hoşlanarak dinlermiş. Adamın biri bu nasıl olur? Resulullah, hem, “ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim” diyor hem de kendi medh edilişini hoşlanarak dinliyor demiş.

    Efendimiz(sav) de buyurmuşlar ki: “Benim o sözlerden hissettiğim memnûniyet kendi hesabıma değildir. Ben Allah’ın Resûlüyüm. O’nun için medholunmam Allah’ıma, sahibime âittir. Sahibimin medhedilmesinden dolayı memnun oluyorum. Esâsen, o kimsenin beni medh eylemesi, bende
    gördüğü ilahi nura, Hakkın tecellisine övgüdür. “Ne güzel bir görüşü var” diye ben o kimsenin hesâbına da memnun oluyorum. Onun mânevi kazancından dolayı da ayrıca seviniyorum.

    El aman ya huu

  8. Gönüllerini cilâlamış olanlar; renkten, kokudan kurtulmuşlardır. Her nefeste zahmetsizce bir güzellik görürler.

    Peygamberler dediler ki: “Ümitsizliğe düşmek kötüdür. Allah’ın ihsan ve rahmetlerine son yoktur;
    Böyle bir ihsan sahibinden ümit kesmek hiç de yaraşmaz. Bu rahmete el atın, yapışın!”

    Bir bakış vardır, iki fersahlık yolu görür; bir bakış vardır iki âlemi de görür, padişahın yüzünü de.

    Aklı, zekâyı sat da hayranlığı satın al. Akıl ve zekâ, zandır; hayranlıksa bakış, görüş!

    Sen dost ol da sayısız dost gör; fakat dost olmazsan dostsuz, yardımsız kala kalırsın.

    Bizim gönlümüzde lâlelik var, gül bahçesi var. Orada solmanın, perişan olmanın yolu yok!

  9. Selamlar,
    Gecenin (sabahın diyelim) 4 ünde tevafuken buldum bu siteyi. Yazılara biraz göz attım. Yorumları okudum. Ve site sahibinin imtihanı için üzüldüm. O kadar çok övgü alıp, bunu okuyan gönül nasıl yıkılmaz diye endişelendim. Seni övenin yüzüne bir avuç kum at ölçüsü varken bence sayfalara övgüye dair yorumları eklememek lazım. Kardeşine çelme atan insanlar olmayalım. Nefsi besleyen ibareler yol ehlinin azığını yer bitirir de kişi farkında olmaz. Vesselam

  10. ALLAH C.C tüm din kardeşlerime ve başta bana bu yazılanlar la amel etmememizi nasip eder inşallah… ne güzel yazmiışsınız allah razı olsun….

  11. O kalpte ALLAH aşkı bulunmaz ise nicedir temizlik paklık ululuk serbestlik vatanseverlik canseverlik birşeyseverlik ah ya Rabbi sen bunu yazan hatırlatan şu kullarının kalbine nişan .mühür gibi kendini seni aşkını Hakkı sevdanı yerleştir de cümle alem temiz pak Cennetinden bir damla nefesi gerçek Hak sevdalılarından hissedince kalbi temiz kim anlasın derdim ama Ya Rab gerekmez ispata kanıta senin olduğun her yer değil midir ki en temiz Kalbimizden çıkma Rabbimiz aşkından Rabbim ver şu susayan gönüllere sevdandan Senin olduğun her an her yer gerekmez sıfata övgüye zaten Senden ötesi hiçtir Ya RAB seni ister bu kalp temizlenmek için…

  12. Kalp ilk doğduğumuzda tertemiz bir kağıta benzer günahlar işlendikce o beyaz kağıt üzerinde kurşun kalemin ucunu her günahda o beyaz kağıda nokta nokta olur ve beyaz kağıt oyle bir hal alırki siyah oluverir birden ve sonra o kalpin siyahlığı yüzümüze vurur.ben kalp temizliğini buna bağlarım.

  13. Allah razı olsun Üstad!
    Yazılarınız ve uyarılarınız bizleri etkilemekte. Allah yâr ve yardımcınız olsun.

  14. imanın rukunları sarsılmaz ve ayrılmaz kişi birini terk etse elbette o zincir kırılır ve dağılır ayrıca insan ruh ve cesed olarak ikiye ayrılmışdır cesed ruhun bir gölgesi ve tezahürüdür kalpde onların kumandanı hükmündedir yani insan efaliyle ne yapıorsa kalbide ruhuda öyledir güya kalbim temiz diyen insanların dışları içlerine içleri dışlarına bir çevrilse lbette ne kadar vahim bir durumda olduklarını herkes anlar…

  15. Peygamberlerin -haşa- kalpleri kirli miydi de ibadet yapıyorlardı?
    Her günahın için küfre giden bir yol vardır.
    İnsan namaz kılmayabilir. Allah nasip eder de kılar inşaallah.
    Fakat bu denli günaha kılıf bulma peşinde koşmak insanı küfre götürebilir.
    “Kalbim temiz”in en yakın arkadaşı da “çalışmak da ibadettir” sözüdür.

  16. uzun süre kaliteli tasavvuf musikileri aradım internette ama hep karşıma beş para etmez ticari zırıltılar çıktı yaptığınız siteleri tesatüfen buldum ve çok sevindim özellikle ayangil musiki grubu muhteşem sizleri gayretleriniz için tebrik ederim zira her yer bu dinini ticarete çeviren zevksiz ruhsuz cahil sözde ilahi grublarıyla doldu ve interneti bile işgal ettiler tüm dini mekanlarda ve cemaat çevrelerinde bunlar var ve insan lar musiki zevkinden yoksun oldukları için bun lara büyük paralar akıyor malesef, lütfen ortamı biraz olsun onlardan temizlemeye devam edin…..

  17. İmanın da bir tezahürü vardır. Kişinin kalbindeki imanını diliyle de ifade etmesi gerekir. İman ancak böylece sahih olur. Dilden şehadet olarak dökülmeyen bir imanın varlığına nasıl hükmedilebilir?

    Şöyle hükmedilir…Avaz ,avaz bağıran,bağırışını kendi vicdanı bile red eden o şahite derki El – Hakim…!!!

    -Ey şahidim diyen, olayı gördünmü? O olaya , o olayın vukufu anında ordamıydın ? gözünle ,görüp kulağınla şahit oldunmu?

    Şehadet edip şahidlik davasında olan – Gözümle görmedim,kulağımlada duymadım…Ama ÖYLE OLDUĞUNU ATAMDAN,ANAMDAN,BABAMDAN VE BENİM GİBİ GÖRMEMİŞ ,DUYMAMIŞ OLANLARDAN DUYDUĞUM KADARIYLA!!! ZANNİCE ,VEHMİCE,BEN-CE,KANIMCA, ÖYLE OLDUĞUNA İNANIYORUM VE ONDAN DOLAYIDIRKİ DİYORUM….EŞHEDÜ.!!! ŞAHİDİM.!!!
    -Hakem : Ey kör adam,ey sağır adam.Olayı görmemişin,bizzatide duymamışın ,orada olmamışın ….Sen neyin şahidliğinin davasını yaparsın behey gafil ….Ben öyle duydum,öyle dediler,denerekten şahitlikmi olur? Atın dışarı şu kör,sağır vede cahil insanı dışarı…GÖRENLER GELSİN,BİZZATİHİ ŞEHADET EDENLER GELSİN ,GELSİNKİ OLAYIN NE OLDUĞUNU BİRİNCİ AĞIZDAN DİNLİYELİM BİZDE ONA GÖRE KARAR VERELİM VESSELAM….

    Haydin aşk ile şevk ile bir defa daha hep bir ağızdan…Eşhedü enlaaaaaa…Şahidim, gördümki!!!!!!

  18. s.a allah razı olsun bu sıralar tam da bunu düşünüyordum mevlana ve onun öğretilerini ibadetten uzak bir din anlayışında olanların kullandığını düşünüyordum aşk deyince kalp niyet sadece önemlidir deyince tastamam oluyor sanki herşey elbette meramımız aşk ama nasıl olurda aşktan bahsedenin alnı ona en yakın olduğu secdeye eğilmeden ben geldim soğuk sıcak demeden ey maşuk en yakınına geldim diyemez bu kalbi temizler aşıklık hali zordur, aşık pervane misali yanacağını bilse bile ateşin etrafında canına rağmen döner döner de durur…

  19. Dilde mi olması gerekir bütün bu övgülerin kim bilir kimin kalbinin içini. dilerim Allah bilsinGüzelliğimizi çirkinliğimizi

  20. gerçekten birikimini bu şekilde nakleden kişileri takdir etmek gerekiyor. Allah razı olsun,bizlere de feyz alıp,uygulatmayı nasip etsin .. amin

  21. Allah (cc) razı olsun kardeşim, ne de güzel yazmışsın. Rabbim diline ve gönlüne kuvvet ve hikmet versin.

Söyleyecek sözüm var...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.