Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Aziz Şenol Filiz’

O, her ân ayrı bir tecelli, yeni bir iş, oluştadır. [Rahmân:29]

Bu dem yüzüm süreduram, her dem ayım yeni doğar 
Her dem bayram olur bana, yazım kışım yenibahar
Sözüm ay gün için değil, sevenlere bir söz yeter
Sevdiğim söylemez isem, sevmek derdi beni boğar 

yeniay_umutrehberi.png

Bir köşesine ince bir hilâlin teressüm ettiği semâya daldık ve sustuk.

Ay’ı gördüm Allah
Âmentü billâh 
Yeni ay mübarek olsun
Elhâmdülilâh
Hayırlı aylar olsun 
Yâ Resûlallâh

Köyümüzdeki yatır’a bakan yüksekçe bir tepede, her ayın ilk gecesinde rahmetli dedemden hatırımdan kalan bir ninni, bir tekerleme sandığım, meğer yeni ay duasıymış…

Bizim Anadolu İrfânı her ay, yeni ay yüzünden bezm-i elest’teki âhını, amentüsünü yeniliyormuş da haberimiz yokmuş.

Bu niyâzın hemen ardından içimizden bir dilek tutar ve kabulü için en yakınımızdaki sevdiğimizin yüzüne bakarız gülerek… kerâmet olmasa da bizde âdet böyledir.
Kerâmet bulasın ilinde her ân
Kerâmet “külle yevmin hüve fî şe’n”
Dilersen sen kerâmetin imânın
Rasûl’un şer’ine uy tut kelâmın

Ser-levhâya astığımız ayet-i kerime’ye göre her dem yeni tecelliler, Allah’ın şânından, peki O’nun Habîb-i Kibriyâsın özünden “yeni” nasıl görünüyor acaba?

Her kamerî ayın ilk gecesi, mübarek başını yeni aya doğru çevirip, cemâl cemâle nazardan sonra üç kere “Seni halk eden Allah’a iman ettim” buyuruyor ve akabinde uzun uzun dua ediyor Risâletpenâh hazretleri:

Ey hilâl, seni yaratan ve güzelleştiren Allah’a iman ettim. Ne yücedir o Allah ki, yaratanların en güzelidir. Hamd olsun o Allah’a ki, o ayı götürüp bu ayı getirdi. Allahım bu hilâli mübârek, hayr ve rüşd ayı kıl. Allahım bu ayın hayrını, nûrunu, bereketini, hidâyetini, temizliğini isteriz, onu bizim için emniyet, îman, selâmet, İslâm, sekînet, âfiyet, güzel rızık ve bir de Senin sevip razı olduğun şeylere muvaffakiyet vesîlesi kılmanı dileriz. Bizim de, senin de ey hilâl, Rabbimiz Allah’tır: Rabbî ve Rabbukellâh R. Ehâdis [541:16-534:1-2-3]

Göz bakmaya doyamaz, ay ve ay yüzlü; mütekâbil aynalar misâli…

Adet ve ibâdetleri ayıran taze bir duyuş, yeni bir niyet
Her ayın başında, hilal yüzünden tazelenen bir niyet

ve sonra çocukluktan, tâze gençliğe doğru yürürken Erkin Baba tuttu elimizden:

Yağmurun sesine bak, aşka dâvet ediyooor…

Bu aşka davet, “aşk ocağında cân olasın” niyazıyla ikmâl olduysa, yağmurun hatrı büyüktür bizim hikâyemizde…

Yağmur’la gelen ancak O’nun Selâm isminin tenezzülü, Rahman’ın nefesinin yeryüzünde âlemlere rahmet sûretiyle teneffüsü…
ilk_yagmur_umutrehberi.jpg

Buyrun beraber dinleyelim alemlere rahmet olanın yağmurla muamelesini:

Yağmur taleb ettiğinde, ilk damlalarda, izârı (alt kıyâfeti) hariç, diğer elbiselerini tamamen çıkarırlar, mübarek başlarını göğe doğru çevirip dua ederlerdi. Sahabiler şaşırıp neden böyle yaptığını sorduklarında da “Yağmur, şu ilk damlalarla, Rabbi katından yeni geliyor, tâze tecellîdir. O’na yakın idi…” buyurmuşlardır.

Yeni doğan da aynı yerden gelmiyor mu o damlayla?

İkinci yaşında beyin korteksi oluşana, bıngıldağı kapana dek, bebeklerden aldığımız koku da cennet kokusu değil mi, ahdi tâze değil mi geldiği makamla? İnsanlar, küçük bebekleri daha çok sever, kendilerine daha yakın hisseder. Onu okşayarak, kokusunu içine çekerek huzur bulurlar. Çünkü bebek O’na, aslımıza bizden daha yakın; âlem-i fenâdan bizden daha sonra zuhûr etti.

Arz, yağmura doyamaz, yağmur rahmet olur duasıyla…

… ve bâzı insanlar yağmuru hisseder, diğerleri sadece ıslanırlar, yağmurun dilinden en güzel bebekler anlar, meğer aynı yoldan gelip geçmiş olalar:

 

Ay, yağmur, bebek hepsinde.n aynı itirâf O’ndan geldik … O’na dönüyoruz. [Bakara:146]

Peki ya Allah’ın bize bahşettiği bir cennet teklifi olarak her sabah yeni.den gelen, tâze doğan, güne ne demeli:

Adem oğlunun üzerine gelen hiçbir gün yoktur ki, o günde bir münadi şöyle seslenmesin: “Ey Adem oğlu! Ben yeni bir mahlûkum. Yarın ben senin üzerine şahidim. Bende hayır işle ki yarın lehine şehadet edeyim. Eğer ben geçersem beni artık göremeyeceksin.” Gece de bunun gibi söyler. (Lisan-ı hâl ile ihtarda bulunuyor) R. Ehâdis [363:9]

Safları biraz daha sıklaştıralım: her nefes, nefhâ-i Rahmân olmasın?

Yeniler her âh ile Ken’ân ahd-i elest’i
Âhım acaba nefhâ-yı hâbîde mi sandın

Bil ki “külle yevmin huve fî şe’n” muktezâsınca her nefes, her gün görülen, görülmeyen bir oluş, bir tecellî batından zuhûra gelmektedir… ancak gözü açıklar, işte onlar Allah’ın her Nefes’te tecelli ettiğini ve tecellide tekrar olmadığını görürler. Ve yine onlar, her tecellinin yeni bir yaratılış ortaya çıkardığını veya (bir önceki) yaratılışı ortadan kaldırdığını müşahede yoluyla görürler. İmdi, yaratılışın fenâsı tecellinin ortadan kalkması iken, yaratılışın bekâsı da, bir sonraki tecellinin yaratılışı ortaya çıkarmasıdır. Öyleyse, anla! şu kevni fesâd âleminde her dem yeniden yıkılıp yeniden yapılırız; anahtarı Fânî dedemin nefesinde mahfuz:


Celâliyle zâhir olsa bu da geçer be yâ hû
Cemâliyle ayan olsa “bu da geçer” de yâ hû
Bî-karardır felek dâim döner, durmaz hiçbir an
Dursa bir an ne yer kalır, ne gök kalır be yâ hû
Gâhî zulmet, gâhi envâr bir bir ardın devreder
Gâhî lütuf, kâhi kahır o’ndan olur be yâ hû
İmtihan için oluptur dâima neş’e, azap
Sen seni bilmek içindir kahrı, lütfu be yâ hû
Fânîyâ vird-i dâim et bu sözü her zaman
Gece, gündüz hatırından çıkmasın be yâ hû
Celâliyle zâhir olsa bu da geçer be yâ hû
Cemâliyle ayan olsa “bu da geçer” de yâ hû

İşte böyle efendim bir varmış, bir yokmuş…
Bir varmış… daha ne olsun

Her dem yeniden doğarız bizden kim usansın

Gider ayak bir.de.n niyâzımız olsun:
Bir nefes aşksız kalmayasınız, son nefes aşksız ölmeyesiniz!

Niceler der ki Yunus’a, kocadın sen aşkı bırak
Bu aşk bize yeni geldi, henüz daha turfandadır

Allahım, geceler gündüze ve gündüzler geceye dönüştükçe, asırlar birbirini takip ettikçe, geceler ve gündüzler yenilenip durdukça, gökyüzündeki parlak yıldızlar her defasında karşılaştıkça, Efendimiz Hazreti Muhammed’e salat, selam, rahmet ve bereketler ihsan buyur. Onun ve ehl-i beytinin ruhlarına selam tahiyyat ve tazimatımızı, hayır ve bereket niyazlarımızı çok çok iblağ buyur.

Selâm size; fakat ayrılanın verdiği selâm gibi değil
Öylesine selâm ki dâimâ tazelenir durur zaman yenilendikçe
Ki ancak O’dur her şeye yeniden yeniye güzelliğinden bir sermâye verir

Bekleyin, görecektir, duranlar yürüyeni!
Sabredin, gelecektir, solmaz, pörsümez Yeni!
Mâdem neyin peşindeysen zamanla ona benzersin bir nefesçik ömrün bile kalsa yine , yeni, yeniden aşka düş çünkü değerin alâkalandığın şeyle ölçülür.

Zunnûn-u Mısri hazretleri’ne son nefesinde suâl edilmiş:
– Son arzunuz nedir Efendim
– Ölümümden önce, bir anlık da olsa, O’nun hakkında (yeni bir) marifettir murâdım.

Her gün bir yerden göçmek ne iyi,
Her gün bir yere konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş,
Dünle beraber gitti cancağızım
Ne kadar söz varsa düne ait
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım

 

Reklamlar

Read Full Post »

Cancağazım,
Eğer aşkı seversen cân olasın, kamu derdine hem derman olasın.

Eğer dünya seversen mübtelâsın, Mânî sırrına nerde eresin.

 

askiseninle_tatti

Biz bu satırları kaleme alırken gözyaşlarımıza arkadaş bir Hicaz şarkı vardı,
siz de bu akşam tenhalarda durup dinleyin onu ne olur,

yaralı gönüllere iyi gelecektir inşallah…

Aşkı seninle tattı hicranla yandı bu gönül 

 

Habib-i Edib-i Zişan’dan sonra yaşamak hüznünden yanıp eriyen mum gibi olmaktı. Zîrâ O’nu görmeden bir gün bile dayanamayan âşık gönüllerden bu hicrân ateşine dayanamayan Abdullâh bin Zeyd (ra) ellerini ilâhî dergâha mahzûn bir gönülle açarak:

“Yâ Rabbî! Artık benim gözlerimi âmâ kıl! Ben, her şeyden çok sevdiğim Peygamberimden sonra artık dünyâda bir şey görmeyeyim!..” diyen

içten ilticâsı kabul buldu  ve oracıkta gözleri âmâ oldu.

 

Allâh Rasûlü’ne aşk ile bağlı ümmetinin büyüklerinden Seyyid Ahmed-i Yesevî Hazretleri ise, 63 yaşında vefât eden Rasûlullâh’a duyduğu engin aşk ve muhabbet sebebiyle bu yaştan sonraki ömründe yeryüzünde dolaşmaya vedâ etmiş, mezar gibi bir yerde irşâdına devâm etmiştir.

 

Büyük hadîs âlimi ve müctehid İmâm Nevevî Hazretleri, O Varlık Nûru’nun nasıl karpuz yediğini bilmediği için ömrü boyunca karpuz yememişti. Hayatının bütün safhalarını kuşatan peygambere bağlılık şuuruyla, bir karpuzu yerken bile O’nun tarzının dışında hareket etmek ihtimâlinden uzak durmuştu.

 

Ez-cümle; bizlere güzel insanlardan miras kalan bu muhabbet tezâhürleri çerçevesinde, Allâh Rasûlü’ne muhabbetteki seviyemizi ölçmek, rûhumuzu ne kadar diriliş, uyanış ve silkinişe getirebildiğimizi muhasebe etmek zamanıdır erenler..

 

Bütün kâinatın özü ve varlık sebebine, Resulu Kibriya hazretlerine duydukları,

aşk, şevk ve bağlılığın şiddetiyle O’na râm olan âşık gönüller,

bu âlemde dâim O’nun muhabbetiyle yanacaklar ve her dem
O’nun ulvî visâlinin hasretini yudumlayacaklardır.


Bu Cumanâmesi de adını anarken sesimizin titrediği, burnumuzun direğinin sızladığı,
boğazımıza birşeylerin takıldığı Risaletpenah hazretlerinin bizlere son tavsiyeleri ile tamam olsun:

 

“Ey insanlar! İyi biliniz ki, ben sizden önce gidecek, sizi bekleyeceğim.

Siz de gelip bana kavuşacaksınız. Buluşacağımız yer, Havz-ı Kevser başıdır.

Ancak yarın benimle Havuz başında buluşmak isteyen,

elini ve dilini günahlardan çeksin.

 

Her türlü günah kişi, mekan ve düşüncelerden uzak tutma gayretiyle yandığımız geçip giden sermeye-i ömrümüzde Cenâb-ı Hakk bizi râzı olduğu hizmetlerle rızıklandırsın, Efendimizin izinden, muhabbetinden ve halinden ayırmasın.

Cümle aşikan kâim ve dâim olsun erenler huu

Read Full Post »

%d blogcu bunu beğendi: