Sabah Duası

Ey gül fidanı! Hoş bir bahar rüzgarı gibi yanına geldim.  Geldim ya, üzüntülerle, gamlarla dolu bu dünyada ateş-i aşkı ile mest olasın. Ey gülü yüreğinde besleyen can, bu düşüşlerden, bu hallerden sakın ye’se kapılma; gizli gizli o kadar çok dua et, geceleri o kadar çok ağla, inle ki; sonunda SABAHLARI yedi kat gökten kulağına kurtuluş sesleri gelsin. İsa aleyhisselam isteklerden, beden eşeğinin arzularından kurtulunca, duası kabul edildi! Sen de nefsanî isteklerden temizlen, elini yıka! Çünkü, gökyüzünden manevî yemeklerle dolu sofra geldi!

El-Aman, ben yine sustum. Sevgiliye benim selamımı sen götür! Saygılarımı sen söyle! Ona de ki; “Elinde duadan başka bir şey olmayan ne yapabilir?”

Bu haftaki Kutul Kulub (Kalplerin Azığı) derslerimizden sızanlardan:

Hz. İsâ (a.s) sabahları ekseriyetle şöyle dua ederdi:

Ey Allah’ım! Ben istemediğimi uzaklaştırmaya, umduğum faydayı elde etmeye muktedir olmadığım bir vaziyette sabahlamış bulunuyorum. Kuvvet ve kudret ise senin elindedir. Ben, amelimin sorumlusu olarak sabahlamış bulunuyorum. Bu bakımdan benden daha fakir bir kimse yoktur. Ey Allahım! Düşmanımı sevindirecek şekilde beni gülünç duruma düşürme, eğlence etme. Dostumdan da beni emîn eyle. Musibetimi dinimde tahakkuk ettirme. Dünyayı en büyük kaygım, bilgimin son raddesi, emelimin gayesi kılma. Ey Allah’ım! Bana acımayanı, merhamet etmeyeni, başıma musallat etme!

Allah’ım, Hainlerin hıyanetlerini, hilekarların hilelerini, zalimlerin zulmünü yakala ve benden uzak tut. Ümit edip de ulaşamadığım, gönlümden geçirip de def edemediklerim için sana sığınıyor ve senin yardımını istiyorum. Ey kederleri gideren, gamları dağıtan ve zulme uğrayanların duasını kabul eden Allah’ım! günahlarımın çokluğu nedeniyle bana azab etme. Beni affet ve bana rahmet et. Eğer bana azab edersen, sebebi günahlarımdır. Eğer affedersen, şüphesiz Sen çok Aziz ve Hakim bir Bağışlayıcısın.

Devam eden felah buldu

Sana selam vermek için ve bir de seni bir din kardeşi olarak sevdiğimden dolayı geldim. Yanımda sana vermek istediğim bir hediyem var. Bu hediyye ki güneş doğup yer yüzüne yayılmadan önce bir de batmadan önce şu sayacaklarımı okumaya devam etmendir.

Yedişer defa olmak üzere Fatiha suresini, Nas suresini, Felak suresini, İhlas suresini, Kafirun suresini ve Ayetel Kursi’yi okursun. Sonra yedi defa: “subhanallahi velhamdulillahi vela ilahe ilallahu vellahu ekber” dersin. Ardından yedi defa salat-u selam getirirsin. Kendin için annen baban için ehlin için akrabaların için ölen ve hayatta olan bütün mü’minler için yedi defa istiğfarda bulunursun ve şu duayı yedi defa okursun:

“Allahumme Ya Rabbi efal bî ve bihim âcilen ve eecilen fiddiyni veddunya velahirati mâ ente lehu ehlun. Vela tefal bina ve bihim ya mevlana ma nahnu lehu ehlun. İnneke gafurun halimun cevvadun keriymun raufur rahiym.”

Meali: Allah’ım! Bana, anne ve babama ve bütün mü’minlere, acil ve geniş zamanlarda, dinimiz, dünya ve âhiret işlerimizde, Senin lûtfuna,şanına lâyık şekilde muamele buyur. Bize, bizim lâyık olduğumuz muameleyi yapma. Sen bağışlayıcısın, cömertsin, hilm sahibisin, Kerîm, Raûf ve Rahimsin.

Müsebbiat-ı Aşere (yedişer defa tekrar edilen on zikir duası) ve Saadet-i Aşr olarak maruf bu duaya dair Şeyh Şahabeddin Sühreverdi (ra) nakleder ki: Şeyh İbrahim et-Teymî Hazretleri şöyle anlattı: “Hızır Aleyhisselam bana hitaben, Ya İbrahim! sana çok faydalı ve nihayetsiz, pek sevaplı bir dua öğreteyim ki benden sana yadigar olsun. Bana da Fahr-i Enbiya Muhammed Mustafa (sav) öğretti ve buyurdu ki: “Ey Kardeşim Hızır! Her kim bunu okumayı isterse, bir kere sabah namazından sonra gün doğmadan, akşam namazından önce güneş batmadan okusa dünyada ve ahirette arzu ettiklerine kavuşur ve korktuğundan emin olur” … Bana öğretilen bu duayı bir iki gün okudum, ansızın bir gece rüyamda gördüm ki cennete girmişim. Peygamberler ve evliya ile uçuyor ve onların yemeklerinden yiyordum. Uyandığım zaman büyük bir lezzet içerisindeydim. Ondan sonra gece ve gündüz gönlüm bu dünya yiyeceklerini istemedi.