40. Mektup

40. MEKTUP
Ankâzâde Halîl Efendi Köstendilî’nin dervişi Tûti İhsan Efendi’ye yazmış olduğu mürşîdâne mektupların kırkıncısıdır.

1mursidinmektuplari
Elhamdülillahi Rabbi’l-âlemîn, İlahen, Vahiden, Ehâden, Sameden, Gâdiren, Gahharan, Settârâ, hasbûnallahü li dıninâ, hasbünallahü li dünyâna, hasbünallahü lima ehemmenâ, hasbünallahü limen begâ aleynâ, hasbünallahü limen hasedenâ, hasbünallahü limen kâdenâ bi sû’in, hasbünallahü i’ndelmevt, hasbünallahü indel kabir, hasbünallahü indel mesâil, hasbünallahü indel hısâb, hasbünallahü indel mizân, hasbünallahü indes-sırât, hasbünallahü indel cenneti ve’n-nar, hasbünallahü indel likâ, hasbünallahü ve kefa, hasbünallahü ni’mel Mevlâ ne ni’men naşir.

Hamd âlemlerin rabbi Allah içindir. O Allah ki İlâh’tır, Vâhid’dir, Ehâd’dir, Samed’dir. Kadir, Kahhar ve Settar’dır. Allah bize dinimiz için kâfidir. Dünyamız için kâfidir. Her türlü sıkıntımız için kâfidir. Allah Teâlâ bize dinimiz için kifayet edicidir. Allah Teâlâ bize dünyamız için kâfidir. Allah Teâlâ tüm mühim olan işlerimizde bize zulüm ve haksızlık edecekler için ve bize kötülükle yaklaşacaklar, hased edecekler için bize kifayet eder. Allah Teâlâ kabre konulduğumuzda, sorgu ve suâl zamanında, hesap vaktinde, mizana getirildiğimizde ve sıratı geçişte bize kâfidir. Hak Teâlâ cennete yakın ve cehenneme uzak olmayı istediğimizde bize kâfidir. Allah Teâlâ kendisine kavuşulduğu zaman bize kâfidir. Hak Teâlâ her şeyiyle kâfidir. O ne güzel Mevlâ’dır ve ne güzel yardımcıdır. Ya men leyse ke mislihi şey’ün ve hûve semiu’l basir… Yef’alullahu ma yeşâü bi kudretihi ve yahkumu ma yuridu ve bi izzetihi… ela ilallahi tası’rul umür, küllü şeyin halikün illa vechehu lehül hükmü ve ileyhi türceün… 

Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin tıbbı’l-kulûbi ve devâihâ ve nuri’l-ebsâri ve zıyâihâ, ve afiyeti’l-ebdâni ve şifaihâ ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellim.

Esselâmu aleyküm Şeyh İhsan Efendi,

Cenâb-ı Hakk “Rakîb” ismi-i şerifinin tecellîsiyle sizleri muhasebe-i nefse muvaffak eylesin. “Mucîb” ism-i şerîfiyle dualarınızı makbûl eylesin. “Vâsi” ism-i şerîfiyle tüm darlıklarınıza genişlikler ihsan eylesin. “Bâis” ism-i şerîfiyle mazharı olduğumuz cevherin ve meşgul olduğunuz evrâd ü ezkânn sırrını sizde aşikâr eylesin. “Evvel” ve “Âhir” ism-i şerifleri yüzü suyu hürmetine evvelinizi ve âhirinizi mahza hayreylesin. “Vâris” ism-i şerîfiyle dâima sâlih ve âbid kullarının vârisi eylesin.

fatiha

Şeyh Efendi… Kişi sevdiği ile beraberdir. “Elâ inne evliyâallah lâ havfün aleyhim ve lâhüm yahzenûn… Li men kâne lehu kalbün… fese’lü ehle’z-zikr…” Yâ Erhamerrahimin, kalbini ve gönlünü hep Senden yana ve Seni tercih etmek üzere sarfeden İhsan kardeşimin sadrını, îmânın nurlarına aç… Cemâlinin tecellîsiyle, sînesini pür nur eyle. Yâ nûran-nür, yâ nûran-nûr, yâ nûran- nûr… Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbi’l âlemin… Errahmanirrahim… Mâliki yevmiddin… İyyâke na’büdü ve iyyâke neste’în… İhdinas-sırâta’l-mustakîm… Sırâtallezine en’amte aleyhim gayril mağdûbi aleyhim veleddâllin… Âmin.

Esselâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berakâtuhû*

Bu mektubun bu şekliyle kalması daha uygun görüldü. Yukarıdaki Arapça dua metninin hulâsa olarak meali şöyledir: Ey kendisine asla benzeri ve misli olmayan O öyle Allahtır ki hakkıyla görendir, hakkıyla işitendir. Ey Hazret-i Allah, O Allah ki dilediği her şeyi kendi kudretiyle yapar, dilediği her şeye kendi galibiyet ve kudretiyle hükmeder. Bilmiş olasınız ki her şey Allah Teâlâ tarafına döner, her şey O’na rücû eder. Her şey fânidir. Helâk olucudur. Yalnız O’nun zâtı bakî, vechi bakîdir. Hüküm O’nundur ve öldükten sonra Allah Teâlâ’ya rücû edilecektir. O’na döndürüleceğimizden şüphe yoktur. Mektupta geçen diğer esmâ-ı ilâhîye, salât ü selâm ve zikredilen âyet-i kerimeler aynca tercüme edilmedi. Anladığımız kadarıyla şeyhle müridi arasında husûsî bir yazışmadır bu mektup. Tercüme edersek metin içerisindeki sırların aslî özelliklerini kaybetmesinden endişe ettik. Kırk mektup bu hal üzere sırlansın. Vesselâm.

Bir başka baharda buluşmak üzere…

Reklamlar

Kırk Mektup

40 MEKTUP
Ankâzâde Halîl Efendi Köstendilî’nin dervişi Tûti İhsan Efendi’ye yazmış olduğu mürşîdâne mektuplar

seyhefendi

Mektuplarda sözü edilen genç, Makedonya Kumonava’da yaşar. Şeyh ise Köstendil’dedir. (Şimdiki Bulgaristan sınırlarında) Şeyh sebebini bilmediğimiz çalkantılı bir dönemden sonra yaşadığı hâdiselerden dolayı kendi muhitinden uzaklaşmak ister. Bu sebepten Köstendil’de yaşamını uzlet üzere sürdürür. Şeyh, uzlet gereğince kimseyle ilgilenmez, dışarı çıkmaz, ruhunu ve bedenini uzletin lezzet ve hazzında gezdirir durur.

Genç adam, bu sıralar Kumonova’ya gelen Halvetî şeyhiyle tanışır. Böylelikle tasavvuf neşesiyle buluşur, arayışa girer, sorar soruşturur. Aklına seneler evvel uzlete çekilen, yüzünü bile hatırlamadığı babasının amcası olan Şeyh Efendi gelir. Gencin gönlü, menkıbeleriyle büyüdüğü bu zata yönelmeye başlar. İsmini ve yaşadığı yeri hatırlamıştır. Kısmetini denemek ister, bir mektup yazarak şeyhin yaşadığı yere gönderir. Gencin şansı yaver gitmiş ve mektup şeyhe ulaşmıştır.

İlk mektuplaşmada genç adam, Kumonova’ya, kendisine yaşlı bir Halvetî şeyhi geldiğinden bahisle, tasavvuf yolundaki arayışının iyice pekiştiğini hatta bu zata intisab etmek istediğini, fakat sadece ilmihâl bilgilerine sahip ve ticaretle uğraşan birisi olması hasebiyle derinlemesine bir mâlumat sahibi olmadığını beyan ederek, intisab, tarîkat hatta Halvetî yolu hakkında kendisinden mâlumat istediğini, bu hususta yardımcı olursa minnettar kalacağını yazar.

Şeyh, genç adama yazdığı mektupla suskunluğunu bozar. Zirâ kendisine mektup yazan genç, seneler evvel doğumunda bir takım müjdelere şahit olduğu yeğeninin oğludur. Bu sebeple genç adamın, şeyh efendinin yanında özel bir yeri ve değeri vardır. Şeyh efendinin mektubuna yazdığı cevapla gencin iştiyâkı bir kat daha artar. Ve mektuplar genç adamla, şeyh efendi arasında aralıksız devam eder. Genç adam, bir mektupla başladığı tasavvuf yolculuğunda, tasavvufî hayatın inceliklerini öğrenir ve mektuplaştığı şeyh efendinin himmetiyle, önce derviş, sonra halîfe ve nihayetinde şeyh efendi, Tûti İhsan Efendi Kumonova olur.

Mektuplardak sözü edilen Kumonova’lı genci, Tûti İhsan Efendi Kumonova yapan bu mektupları, çok özel ve orijinal kılan sebep Kumonova’ya gelen yaşlı Halvetî şeyhi ile mektuplaştığı babasının amcası olan şeyh efendinin, aynı kişi olduğunu öğrenmesidir.

Ankazâde Halil Efendi Köstendil ile Tûti İhsan Efendi Kumonova arasında cereyan eden mektuplaşma İbrahim Mehmedoğlu tarafından KEŞKÜL DERGİSİ için yayına hazırlanmıştır.

Bu mektupların UMUTREHBERİ’nde yayınına hususi izinler lûtfeden Keşkül Dergisi Mes’ullerinden Pek muhterem M. Fatih ÇITLAK Beyefendi’ye böylesi bir hayra vesile oldukları için hayır dualar niyaz ederiz