Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Mahmutoğlu’

Âbdestimiz namâzımız doğruluktur tâ’atimiz
Aşk ile bağladık kâmet, safımızı kim ayıra

abdest

Alıp abdestini hem beş vaktini gel kılagör
Hâb-ı gafletten uyan yarın ulu dîvandayız

İşte böyle buyurmuş Âşık Paşam, şimdi de yârin ulu divânında değil miyiz?

O halde ibâdetlerimizi âdetten ayıran niyetlerimizi tazelemek, abdesti alıp bozmak yerine, abdesti nurdan bir zırh gibi giyinmek vakti gelmiştir.

Abdest, vehleten temizlik gayesine matuf dînî bir hareket olarak görülür böyle olmakla beraber temizliğe, ruhun söz vermesinin bir “Taahhüd Senedi” mâhiyetindedir. O hâlde abdest, temizlik üzerine temizlik değildir, pek mühîm bir bağdır, bağ. Su bulunmayan yerde toprak ile abdest yâni teyemmüm yapılır. Toprak esasında maddî temizliği yapamaz. O hâlde esas “ruhî bir disiplin” insan benliğinde teyemmüm esasına dayanmaktadır. TAAHHÜD ile verdiğimiz söz şudur:

“Yâ İlâhî! Huzuruna çıkmak, secdeye kapanmak, sana şükretmek arzusundayım, irâdem dâhilinde bulunan bütün muzır ve günah diye emir buyurduğun şeylerden kendimi tutacağıma söz veriyorum! Elimde olmayanlardan beni muhafaza et de şükrümü tamamıyla yapmış olayım!”

O hâlde her abdestle, ruhu bir müddet için bir taahhüde alıyoruz. Yellenme ile abdestin bozulması, iraden dâhilinde bulunan muzır şeylerden, kendini tutacağına dair verdiğin söz ve niyetin bozulmasındandır. Sözleşme bozulunca taahhüdü yerine getirmek için yeniden abdest almak lâzımdır.

Abdest, namazdan önce formalite îcâbı bir hazırlık değil beşeriyet tozları, dünyâ kirleri, temiz ve temizleyici olan su ile (ilm, ehl-i beyt) ve aslını buldurucu bir nûr olan İslâm ile giderilen âzâlarda, senin nûrun tezâhür eylesin diye, onsuz durulamayan sağlam bir zırh, salât-ı daîmun için pek güzel bir anahtardır.

Kulak temizlenince her sözü temiz duyar temiz anlar. Göz can suyu ile yıkandığından her gördüğü güzel olur. Durulasın!

Gazap ateştir. Öfkelendiğinizde abdest tazelemeden namaz kılmayınız. Abdest suyu ve nuru ile gazabın ateşini söndürmeden namaza durmayınız. [Hadis-i Şerif]

Abdestin namazdan önce olması, o manevi huzura abdestli olarak çıkılması, namazda kıraata öncelik tanınması pek mânidardır! Kitabımızda ve yüzekkiküm: ve sizi arıtır… [2:151] buyrulması üzerinde de durmak, bu arıtmayı maddi tabir gibi almamak, benlik dolu duygu, düşünce ve davranışları da buraya katmak gerekir.

Namazı kılmaya niyetlendiğimizde ne yapıyoruz? Önce onu düşünelim: Suyla, bulamazsak toprakla abdest alıyoruz. Peki, abdestte ne yapıyoruz? O’nun bize verdiği ve alemle irtibâtımızı sağlayacak uzuvları yıkıyoruz. Peki, niye yıkıyoruz? Tabii ki, objektif olabilmek için, Allah kavramıyla hareket etmek için, O’nun bizdeki taayyünü ile yaşayabilmek için yapıyoruz tüm bunları. Bildiğiniz gibi su, Sizi, bayağı ve azıcık bir sudan yaratmadık mı? [77:20] ayetiyle Rahmân’dan; toprak ise O’dur sizi topraktan yaratan… [40:67] ayetiyle Rahîm’den, rahmetle zuhûr etmiştir. Biz, Allah adıyla hareketlerimize yön vermek için, doğru yolu bulmak amacıyla abdest alıp namaza hazırlanıyoruz. Doğru yoldan sapmamamız için Hak Teala, Kitabında bize şöyle seslenerek îkaz buyuruyor: Bilmediğin şeyin ardına düşme (zanla karar verme): doğrusu kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur [17:36]

Cümle işlerin aslını, esasını öğrendiğimiz, Risaletpenâh hazretlerinin abdest duasında ilhamla, O’nun âşıkları da  suyun akışını azalan ömrüne benzettiğinden, israf olmasına kıyamayıp incecikten açar musluğu: Suyu temiz ve temizleyici, İslam’ı insanlar ve alemler için bir nûr kılana bin şükürle tamamlar, RAHMÂN esmâsının pınarından doldurdukları abdestini.

Allahım, bakışımı temizle ve temiz kullarına nasıl gösterdiysen bana da dünyayı ve mânâyı öyle göster. Her şey nasılsa öyle: كما هى

Can suyu ile yıkanmış, senin nûrun ile işgören, sana itaat husûsunda uysal âzâlar bahşet bana. Tabiat bağlarından temizle beni. Temizlenenlerden olmam için zemm, ayıplama kanının pıhtısını benden gider. İnat karanlığını hem sıdk güneşinin ışığıyla gider hem de katından bir yardım eliyle doğruluk kapılarını aç.

Seyyid Nizamoğlu hazretleri şöyle buyuruyor: Her şeyin zahiri ve batını vardır. Abdestin zahirinde uzuvlar su ile yıkanır. Batını ise ellerini haramdan korumaktır. Abdest azalarını gayri meşru olan yerlerden çekip içini dışını temizledikten sonra kıbleye dönüp Allahuekber deyu namaza durmaktır. Onun için abdest iki türlüdür. Su ile azalarımızın yıkanarak pak etmek, kalbi zikirle gönlü temizlemek. Ancak için dışın temiz olması ile insan, cehalet ve günahlardan kurtulmuş olur.

Sür çıkar ağyârı  dilden tâ tecelli ide Hak
Pâdişah konmaz seraya hane ma’mur olmadan

Nûrun sahibi, duyuş ve niyetlerimizi, meyil ve taleplerimizi temizlesin, kardeşliğimizi takviye ile en sevdiğiyle cem eylesin.

Abdest üzerine abdest (almak), nur üzere nurdur. [Hadis-i Şerîf]

Çü beş kez secde kıldı ol alâ nûr
Pes onu kıldı Hak “nûrun alâ-nûr”

abdest_osmanli

Bir mü’min abdest alsa bir nehir neşelenir,  dolaştığı şehir neşelenir…

Tâze bir abdestle başladığı yeni gün, ömründe,
tâze abdestle karşıladığı her bir namaz vaktinde,
abdestinden şüphesi olmayanlara,
eşhedû kapısını görenlere,
besmeleyi kilide denk getirenlere
ya yolunda olanlara selâm olsun…

Ey sâlik-i hakikat! Bilmiş ol ki umum turûk-ı âliye müntesiplerine abdestsiz durmak lâyık değildir. Abdestin bozuldukça abdest al! Zira sen inâbe ettiğin vakitten itibaren namaza durmuş gibi hep huzurda sayılırsın. Kabre girmedikçe namazdan ayrılma, abdestinden de ayrılma ki ömrünün sonuna kadar bütün hayatını bir namazda geçirmiş gibi olasın. Namazda gibi olan kimsenin abdestsiz olması caiz değildir. Bu hal üzere İlâhî ömür emri taalluk edecek olsa şehid rütbesiyle ölmüş olursun. Velhasıl abdeste devam etmek hakikat sâliklerini Mevlâ’ya yakınlaştırmaya vesile olduğundan müstakil bir ibadet sayılır. Ayrıca her beş vakti eda etmeyi murad ettikçe abdestli olsan da yine abdest al ki nûrun alâ nûr olsun!

[ NEV-NİYÂZ ve DEDESİ ]

– Huzur bulasınız

– Hep öyle dersin de nerede?
– Aradığın huzur ve dinginlik, bir abdest suyu kadar yakınında!

– Nasıl?
– Elbet bir yolu var, evvela daima abdestli bulunmaya gayret edesin canım kardeşim!

– Abdestle olacak iş mi bu?!
– Gün boyu abdestle, İslâmî kişiliğine kir bulaştırmamaya özen göster, abdestini her bozduğunda senden birşeylerin eksildiğini hisset ve hemen yeniden abdest al ki bu abdest bir kalkan gibi seni kötülüklerden koruyacak, iyiliklere sevk eden itici bir güç olacaktır.

– Bunların hepsini abdest mi yapacak!
– Bilir misin abdest ayeti gelene dek Peygamber Efendimiz, abdest almadıkça ashâb-ı kirâm ile ne konuşur ne de selam alıp verirmiş. Abdestsiz bir iş yapmak şöyle dursun, bir söz dahi söylemezmiş. Mekke’nin fethi gününe kadar her namaz vaktinde mutlaka abdest tazelermiş ya…

– Seven, sevdiğini sevgisi nispetinde taklit edip haliyle hemhal olsa gerektir.
– Bu son abdestim olur da bu abdestle huzura varırım, huzur bulurum niyetiyle…

O halde tam ve tamamlayıcı bir abdesti her zaman, ter ü taze yanımda hissedebilirsem; onsuz yapamayacak derecede abdestle yakınlığım olur. Uzuvlarımı abdestle, abdestimi namazla ferahlandırmayı itiyat edinebilirsem; Rahmân’ın çağrısına icâbet eden bahtlılar kervanına katılabilirim. Ve bunu alışkanlık edinebildiğim sürece namazlarım, işlerimin arasında öylesine geçiştiriverdiğim birer yük gibi olmayacaktır. Gündüzlerin koşturmacası arasında, gecenin dinginliğinde abdest için suyun izzetine uzatacağım ellerimi. Uzuvlarım, ulvî gâyelere akan suyun serinliğinde buluşacak. Suyun arınmışlığı ve paklığı, günahlarla benim arama, uykularla aramıza mukaddes bir perde gibi gerilecek.

… Nasip kesiliyordu, visal âleminden ayrılıyordum… Gülerek Hazret-i Veysel bana nîdâ eyledi: Hadi, evlât! Abdestli gez, bir an bile abdestsiz durma!… Uykudan sakın, çok yiyen olma!… Dudakların Resûl’e müteveccih olsun!… Senin haberin olsa da olmasa da kalbin daima ALLAH’ı haykırıyor… Onu kendi hâline bırak… Son nefeste “ALLAH” demek kalbin bu haykırışının son nefesini RAHMÂN suyu ile abdest aldırmak olduğunu da unutma. Ruhun Huzûr’a abdestli giderse Melekler seni istikbâle çıkarlar… Bu söylediklerim dünya sözü değil ruhanî âlemden öğretilen sözlerdendir. Duamı oku, tasınla içir hastalarına, sevdiklerine, ben sana hibe ediyorum!

Hakîkat bahrinin ilmin ne bilsün her tahâretsiz
Ki Cibrîl-i Emîn uçmaz bu deryânın kenarından

Aşk çeşmesinden abdest alınca, dört tekbirle cümle varlığın cenaze namazını kılanlarının demine, devrânına hû efendim hû

Reklamlar

Read Full Post »

%d blogcu bunu beğendi: