Bak yeşil yeşil

Bilinmeyi seven bir noktanın, bir damla su yüzünden toprağa düşmesiyle başladı bütün hikâye; formsuz özün giyindiği ilk don!

Secde yeri öpmektir toprak tene girerek
“Rahmet” olana mutlak toprağa düşmek gerek

Yağmur düşen toprak, misss gibi hayat kokuyor hâlâ…

Bir yazara şöyle dense ne hisseder acaba?
“Sizin vasıtanızla kendini ifâde eden bu güzel cümle için hayli müteşekkirim güzel insan.”

İşte hayat(ın) dolu cümlesi:

Ben, bütün hayat kıvılcımlarını yayan aşkın ve ateşli doğurgan gücüm. Bana ölüm yok ama onu dağıtan da benim.

Dört bir yanda hikmetle kolan vurup kanat çırpan benim. Çayırlara yayılan güzelliğin bağındaki o dipdiri ve ateşli öz benim.

Suda parıldar; güneşte, ayda ve yıldızlarda yanarım. Gözün göremediği rüzgarın gizemli gücü benimdir. Bütün hayat soluğunu ben beslerim. Bütün yeşilliklerde, bütün çiçeklerde ben soluk alıp veririm.

Sular canlıymış gibi aktığında o benimdir. Bütün dünyayı tutan şu sütunları ben yükselttim. Esen yellerin ardındaki gizli güç benim; benden kaynaklanır onlar.

İnsan soluklanarak yürürse, ateş de işte öyle; benim soluğumla yanar. Bütün bunlar, içlerinde ben olduğum için, onların hayatlarından olduğum için yaşarlar.

Her görünende kendini ifâde eden, başka başka yüzlerde açığa çıkan benim.

Ben hikmetim. Her şeyin kendisinden türediği, yıldırım gibi düşen sözün gümbürtüsü bendendir. Ölmesin diye her şeyin içine yayılan dirilik benim. Ben hayâtım.

Yeşil: Eski Türkçe yaş-ıl “yaş bitki rengi”nden tâze can buluyor ki dirilik yâni hayat ALLAH’ın HAYY ismidir.

Yeryüzü suyla yeşil ve yeşil HIZIR demek
İlyas’ı bulmak için sarfet ömrünce emek

Kesilip odun olur yeşil olmayan ağaç
Yağmur, rahmet aynı söz! Kurumadan çiçek aç

Mûsâ iki ırmağın birleştikleri yere
Varmadan rastlamadı HAKK’a en yakın ere

O er kayığı deldi, geçer iken ırmağı
Nefsini del Rûh’u bul! Yırtılsın benlik ağı

Söz verdiğin RABB’ini hatırlamaktır zikir
Sana Şah damarından yakın O! Eyle fikir

Hazreti’ni gaflettir arzda en büyük günâh
Tövbe et! Özür dile özünden; O’dur İLÂH

Özünü yüzüne yansıtmak için geldiğini ne bilsin içine bakmayan, dışına sızmayan nâdân…

“İnsan, kendi gerçeğini görmek için sahnede görünüyor” dedi ayna taşıyan yazar gülümseyerek, “herkes hemen selfie çekmeye başlıyor!”