Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Ramuz el-Ehadis’

Ne muhteşem bir parola; “selamun aleyküm” السلام عليكم ve karşılığı “ve aleyküm selam”. Selam, yani silm, barış, güven, selamet. Selim ve sağlıklı olma.

selam_olsun

Allah’ın isimlerinden biri, “es-Selâm”. Güvenin ve selamette olmanın kaynağı demek. Bu aynı zamanda Allah’ın barışı, güveni ve selameti istediğinin göstergesi.

es-Selâm: Ayıplardan sâlim olan enbiyâ ve evliyâsını selamete sevk edici, azaplardan sâlim kılıcı, acı ve zararlı görülen işlerin bile sonunda hayır halkedici olan Zât-ı Akdes.

“Selamun aleyküm”, dua makamında bir selamlaşma. Yani selamette ve güvende olasın, Allah’ın Selam ismi sende tecelli etsin demek. Karşınızdaki insan da aynı duayı size yöneltiyor, siz de öyle olasınız diye dua ediyor. Işığın aynalarda yansıması gibi, selamet katlanarak çoğalıyor. Mümin müminin aynasıdır.

“Selamun aleyküm” bir bakıma da, benden emin ve selamette olabilirsin, ben de senin öyle olmanı istiyorum demek.

Toplum içindeki bir insanın akşama kadar bu duayı onlarca kez tekrarladığını ve aynıyla karşılık bulduğunu düşünün. Eğer bu bilinçli bir eylem olarak yapılırsa Allah’ın bu isminin tecellisi hüzme hüzme toplumun ve insanların üzerine inecek de inecek. Böylece toplumda barış ve selamet oluşacak, en azından buna katkı sağlayacak demektir.

Elbette selam güvenin ve barışın sebeplerinden sadece bir tanesi. Başka sebepleri de var. Kardeşine gıyabında dua etme, gıybetini etmeme, suizan etmeme gibi. Ayrıca barışı ve güveni bozan sebepler de var. Onların da terkedilmesi İslam ahlakının gereği. Hepsi harmanlandığında galip taraf insanda ve toplumda etkisini gösterecektir.

سَلَامٌ عَلَيْكُمْ طِبْتُمْ فَادْخُلُوهَا خَالِدِينَ
Müminler cennete girerken de bu parola ile karşılaşacaklar. “Selamun aleyküm, ne güzel şeyler yaptınız, buyurun ebedi yurdunuza”  [Zümer:73] denecek onlara.

Allah Rasulü(sav) buyuruyor ki: ‘İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Size birbirinizi sevmenizi sağlayacak bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yaygınlaştırın’.

Demek selam aynı zamanda sevginin anahtarı, sevgi de cennete girebilmenin. Selamlaşma bir insan eylemi, aynı zamanda önemli bir kültür öğesi. Selamlaşmanız sizin ait olduğunuz, ya da olmak istediğiniz kültürünüzü de belirler. Kültürünüz, yaşama biçiminizi, yaşama biçiminiz de manevi değerlerinizi, hatta inancınızı oluşturur.

“Selamun aleyküm” yerine kullandığımız; günaydın, iyi günler, merhaba gibi kelimeler de güzel kelimeler. Ama bunlar profan, yani manevi bir atıfları yok. Kuru bir temenniden ibaret. En nihayet, gününüzün aydın olmasını diliyorum demek gibi bir iyi niyetin ifadesi. Ama sizin öyle istiyor olmanız karşı tarafa bir şey kazandırmıyor, çünkü bu bir dua anlamı taşımıyor.

… Ama bizde şimdi, sanki “Selâmün aleyküm!” demek kabahatmiş gibi… Sen adama, “Selâmün aleyküm!” diyorsun; ne yazık ki, kıymetini anlamıyor, “Günaydın!” diyor… Halbuki, “Selâmün aleyküm!” demek, “Allah sana dünyada da iyilik versin, ahirettede iyilik versin; seni cennetine soksun!..” demek. Adam ilericilik sanıyor, “Günaydın” demeyi… Gün, aydın tabii ya; güneş doğduğu zaman ortalık aydınlık olur. Bundan basit, bundan daha tabii ne var?.. “Tünaydın” diyor; tün aydın olmaz ki, tün kara olur. (Tün, gece demek.) “Tünkara” demesi lâzım. “Günaydın” “Tünkara” Selâmlaşmanın böyle olması lâzım, gerçek olması için.

Hal böyle iken selamdan yüksünmek, selamı istiskal etmek iman açısından tehlikeli bir durumdur. Selama bilinçli olarak karşı çıkılması, ben Allah’ın ismi olan bu duayı sevmiyorum, istemiyorum, kabul etmiyorum anlamına gelebilir. Bunun da ne olduğu malumdur.

“Selamun aleyküm” Arapça değil, İslamca bir parola. Dünyanın her yerinde her milletten ümmet fertleri bunun anlamını bilir ve kullanır. Hiçbir Müslüman bundan gocunmaz. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de aynen böyle geçiyor. Allah ne kadar İslamca bir kelime ise Selam da o kadar İslamcadır. Selamlaşmamızda Arapça bir kelimeyi neden kullanalım diyenler varsa onlar için söylüyorum. Dinde milliyetçilik olmaz. Bilimde olamayacağı gibi.

Kaldı ki, ‘selamlaşma’ kelimesinin aslı da Arapça, ama onu kullanırız. Ve ilginçtir, bu insanlar ‘merhaba’ demeyi yadırgamazlar da “Selamun aleyküm” demekten yüksünürler. Demek ki sebep selamın Arapça olması değil, manevi referansının bulunması. Yoksa ‘merhaba’ kelimesinin aslı da Arapça.

Sünnette, gelen birisinin selam verdiği gibi ayrılanın da selam vermesi esastır. “Sanmayın ki, ikincisi daha az önemlidir” buyurulur. Ve Allah Rasulü’nün toplayıcı (cevamiu’l-kelim) sözlerinden bazıları:

Selamı yaygınlaştırın, açları doyurun, akraba ilişkilerinizi canlı tutun, herkesin uyuduğu seher vakitlerinde kalkıp namaz kılın, o zaman cennete selam ile girin! Râvi: Hz. Ebu Hureyre (ra) Ramuz el-Ehadis (72:14)

Ehli Cennet, nimetlerine dalmış halde iken kendilerine bir nur zahir olur. Başlarını kaldırınca görürler ki, Rab, üstlerinden kendilerini şereflendiriyor. Ve “Esselamü aleyküm ya ehli Cennet” diye buyuruyor. İşte bu, Allah Tealanın Kur’andaki “Selamün kavlen mirrabbirrahim” ayetindeki buyurmasıdır. Ondan sonra Allah onlara nazar eder, onlar da Allah’a nazar ederler. Ve Rablarına nazar ettikleri müddetçe, başka hiçbir nimete iltifat etmezler. Ta ki, Allah Tealanın temâşâsı kalkıp, nuru ve bereketi kalıncaya kadar. Râvi: Hz. Câbir (ra) Ramuz el-Ehadis (247:1)

Selâm, Allah (z.c.hz)’lerinin isimlerinden büyük bir isimdir. Onu halkı arasıda zimmet kılmıştır. Bir müslüman bir müslümana selam verdi mi, artık onu, hayırdan başka türlü yad etmek haramdır. Râvi: Hz. İbni Abbas (ra) Ramuz el-Ehadis (215:5)

Sizden biri kardeşine kavuştuğunda ona selam versin. Eğer ikisi arasına ağaç, duvar, yahut taş gibi bir engel girip de sonra yine buluşurlarsa, ona tekrar selam versin. Râvi: Hz. Ebu Hureyre (ra) Ramuz el-Ehadis (62:6)

Hâsılı selâmı sabahı kesip selam deyip geçmeyelim!

Göklerde son ilâm:
Allah bir, bir İslâm.
Şekiller elif lâm;
Esselâm, esselâm
Yer çökük, gök soluk;
Diz bükük, saç yoluk.
Ne varsa korkuluk
Ne bir harf ne kelâm;
Esselâm, esselâm.
Bu hayat bir ezber;
Hayattan ne haber,
O’nunla beraber?…
Ne bir harf, ne kelâm;
Esselâm, esselâm.
Ön ve ard, sağ ve sol,
Bin yolda yol bu yol.
Emir: Öl yahut ol!
Ne bir harf, ne kelâm;
Esselâm, esselâm.
Elinde alâmet,
İzinde selâmet
Tek isim… Muhammed..
Ne bir harf ne kelâm;
Esselâm, esselâm.

Reklamlar

Read Full Post »

Yağmurlar yağdıran, fakirliği gideren, kurtuluşa erdiren, gönülleri açan “bir mübarek kelime”ye dair mülâhazalar

Sizin hastalığınızın ve şifânızın ne olduğunu söyleyeyim mi? Hastalığınızın günahlar, ilâcınızın da istiğfar olduğunu unutmayın! [Ramûz el-Ehâdis]

Bir sabah gözümüzün nuru Resûlullah (sav) kalktı ve Bilâl’i (r.a.) çağırttı: Ey Bilâl sen hangi amel ile cennette önüme geçtin? Dün, rüyamda cennete girdim, bir de baktım ki senin ayak seslerin benim önümde. Hz. Bilâl dedi ki:

– Ey Allah’ın Resûlü hangi günahı işledimse mutlaka iki rekat namaz kıldım ve istiğfar ettim,ne zaman abdestim bozuldu ise hemen abdest aldım, cihanı abdestsiz dolaşmadım…

Hasan-ı Basri (ks) hazretlerine gelen bir kişi kuraklıktan şikâyet eder, O da;
– “Estağfirullah diyerek Rabbimizden mağfirette bulun” der.

Çok geçmeden fakirlikten, geçim derdinden şikâyet eden birisi gelir. Hazret ona da; – “Estağfirullah diyerek Rabbimizden mağfirette bulun” der.

Çocuk sahibi olamadığından yakınan üçüncü kişi için de hazret:
– “Estağfirullah diyerek Rabbimizden mağfirette bulun” der.

Hasan Basri hazretleri ektiği halde mahsul alamamaktan yakınan kişi için de;
– “Estağfirullah diyerek Rabbimizden mağfirette bulun” der.

Orada bulunanlar hazretin cevaplarının hikmetini sorunca Hasan Basri hazretleri onlara şu ayeti kerimelerle karşılık verir:

Çok affedici olan Rabbinize istiğfar edin ki, üzerinize bol bol yağmur yağdırsın; Size mal ve evlât nasip etsin, bağlar yeşertsin, ırmaklar akıtsın [Nuh, 10-12]
Son iki nimet, Kur’an’da “içinden ırmakların geçtiği bahçeler” ile sembolize edilen öteki dünyadaki mutluluk haline işaret olsa gerektir.

– Gönül genişliği, güzel bir hayat mı istiyorsun? Rabbimizden mağfirette bulun:

Ve Rabbinizin mağfiretini isteyin sonra O’na tevbe edin! O’na dönün ki belirlenmiş bir ömür süresinin sonuna kadar sizi nimetleriyle yaşatsın ve faziletli bir hayat sürenlere, lütuf ve fazlından mükâfatlarını versin. [Hud, 3]

– Belalardan, musibetlerden, azaptan korunmak mı istiyorsun? Rabbimizden mağfirette bulun;

Oysa sen onların içinde bulundukça Allah, onlara azab edecek değildir ve onlar istiğfar ederlerken de Allah, onlara azab edecek değildir. [Enfal, 33]
– Kusurlarının bağışlanmasını, sevaplarının artmasını, derecenin yükselmesini mi istiyorsun? Rabbimizden mağfirette bulun;

Yine hatırlayın ki: …. “Bizi bağışla” deyin ki, biz de suçlarınızı affedelim; iyilik yapanların mükâfatlarını daha da artıracağız.[Bakara, 58]

Gam ve telaştan sıyrılıp kurtuluş ve esenliğe mi ermek istiyorsun? Rabbimizden mağfirette bulun;

… Hepiniz Allah’a tevbe edin ey mü’minler ! Belki böylece korktuğunuzdan kurtulur, umduğunuzu elde edebilirsiniz. [Nûr, 31]

İşte hitâm-ı misk bâbından bir müjde: O kullarının tevbesini kabul edip, onların kusurlarını affeden ve ne yaptıklarını bilendir… O, iman edip güzel işler yapanların dualarına cevap verir; lütfuyla onlara istediklerinden fazlasını da verir. [Şûrâ, 25-26]

Müslümanın hayatında Kur’ân’ı okuyup anlama ve yaşamanın ayrı bir değeri vardır. Özellikle sekülerleşen günümüz dünyasında hayatı Kur’ân’la yaşama gayreti ayrı bir anlam kazanmaktadır. Kur’ân, doğumdan ölüme bütün hayatı kuşatan hükümler vaz‘ etmektedir. “Bu dünya işi, bunun Kur’ân ve dinle ne alâkası var?” diyebileceğimiz bir alan hemen hemen hiç yoktur. Çünkü Kur’ân her nefesimizin düzenleyicisidir.

Ey karanlık geceyi uykuda geçiren mümin! Dua zamanı geldi; haydi, kalk! Ey kötülük etmeyi adet edinmiş nefis; ibadet etme, iyilik etme zamanı geldi! Pencereden bak; tövbe kapısını aç! Evi tertibe koy, düzelt! Haydi, durma; bizim nöbetimiz geldi! Suçtan, kötülüklerden neden temizlenemiyorsun? Günahlardan ellerini yıka, yüzüne su vur; abdest al, namaza durma zamanı geldi! Seni mezara koydukları, lahitte yüzünü kıbleye döndürdükleri zaman, hayatta su karşında duran kıbleyi hatırlarsın ama, namazını kılamadığın, kazaya bıraktığın için içinin yanmasından eline ne geçer? Sen şimdi hayatta iken bu kıbleden bir nur, bir ışık ara, bir ışık elde et de o nur, o ışık senin kabrini ışıtsın, aydınlatsın! Allah’ın nuru gelince kabir, bir gül bahçesi olur! [Hz. Pir Mevlana]

Gelin birbirimizi uyaralım, Hakk’a varalım, bey’at kılalım. İtaatkar kimse, bu haliyle kibirlenip kendinde varlık hissedecek olursa asî olur. Asî tevbe ederse mutî olur, tevbe ibadetten öncedir. Çünkü tevbesiz ibadet sıhhatli olmaz. Nitekim Hak Teala: “Tevbe edenler, ibadet edenler” [Tevbe, 112] ayetinde tevbeyi ibadetten önce zikreder.

Estağfirullah Ya Rabbî, Yâ Rabbî! Bizleri, Kur’ân saâdetinden mahrum kalarak sefâletlerini saâdet zanneden bedbahtların hüsrânına düşmekten koru. Endişelerimizi, kederlerimizi izale et. Gönüllerimizin sıkıntılarını gider. İşlerimizi kolaylaştır. Dinin üzerine yaşat bizleri. Bize zor gelen her şeyi kolaylaştır. Gizli de ve açıkta ömrümüz boyunca aşkın ile yaşatıp takva üzerine sabit kıl. Günah ve kusurlarımızı, sevap ve güzelliklere tebdîl eyle! Aşk, vecd ve samîmî gözyaşlarıyla ilâhî rahmet ve mağfiretine nâil buyur! Ya Rabbi bizleri Hak Nebi’nin şefaatine, meleklerin de dua ve istiğfarına mazhar eyleyiver.

Hâmiş niyyetine: Canlar, hanelerimizin, gün, yıl ve ömürlerimiz bereketine vesile olsun diye 1432’nin ilk gününde un yağ tuz şeker gibi bereket timsalleri ile pazar eyleyelim, gönül hanelerimize hediyyelerle dönelim erenlerim… Mevlam, şu gelen yeni vakitlerde, hallerimizi aşkına müşteri bir hale tebdil eylesin, her halimizi tevhide ve rızasına uygun eyleyip, dertlerimize misilsiz şifalar ihsan eylesin. Âmin ya Mûin…


Kainatın kalbinden bâki muhabbetle
Ümit AKDEMİR

Read Full Post »

Bir başka gün olarak “CUMA”


Hz. Ali (kv) den rivayetle Peygamber Efendimiz buyurdular ki:
Cuma günü olduğunda, kuş kuşa, vahşi hayvanlar vahşi hayvanlara, yırtıcılar da yırtıcılara “Selamun aleykum,
bugün Cuma günüdür” derler.


Allah nazarında günlerin efendisi Cuma’dır.

.
Peygamber Efendimiz’in nebevi ikliminden, asr-ı saadetten CUMA’ya dair zaman ve mekânlar ötesi mesajını CUMA olduğunda yeniden düşünelim diye sizlerle paylaşmak istedik.


6, 7.
Cuma gününde duaların icabet buyrulduğu o vakti, ikindi namazı ile güneşin batması arasında arayınız. Ve o da bu kadardır. (buyurup elini kapayıp açtı.)

Râvi: Hz. Enes (r.a.)

19, 7. Cuma namazında hazır olun ve imama da yakın bulunun. Zira insan Cuma’dan geri kalmakla, Cennet ehli olduğu halde, Cennetten geri kalmış olur.

Râvi: Hz. Semure (r.a.)

69, 9. Dört gece gündüz, dört gündüz de gece gibidir. Allah, o günlerde and verenin isteğini geri çevirmez. İnsanları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsana nail olurlar. Bunlar: Kadir gecesi, Kurban arefesi, Beraat gecesi, Cuma gecesi ve günleridir.

Râvi: Hz. Enes (r.a.)

69, 10. Dört kişinin defteri yeniden başlar; Hasta iyi olduğunda, müşrik Müslüman olunca, mağfiret ümid eden kimse Cuma’dan dönünce, Hacı hacdan dönünce.

Râvi: Hz. Ali (r.a.)

80, 12. Cuma günü bana çok salât ü selâm getirin. Kim salâvat getirirse onu bana arz ederler.

Râvi: Hz. İbni Me’sud (r.anhüma)

91, 6. Allah (z.c.hz.) ve melekleri Cuma gününün sarıklılarına salât ederler.

Râvi: Hz. Ebud Derda (r.a.)

96, 1. Ameller Perşembe ve Cuma günleri Allah’a arz olunur. Herkes mağfiret olunur. Şirk edenler kalır. Aralarında geçimsiz olanlar da, barışıncaya kadar, bırakılır. (Ondan sonra mağfiret ederim buyuruyor Cenabı Hak.)

Râvi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)

108, 7. Mescit kapılarında (cuma namazında) melekler insanları geliş saatine göre yazarlar. “Falan adam şu saatle geldi, filân da şu saatte geldi, filân, hutbe okunurken geldi, filân da namaza yetişti, fakat hutbeye yetişemedi.”

Râvi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)

108, 9. Melekler, Cuma günleri cami kapılarında, yanlarında defterler olduğu halde oturur ve “1’inci, 2’inci, 3’ncü” diye gelenleri yazarlar. İmam hutbeye çıktı mı defteri dürerler.

Râvi: Hz. Ebû Ümâme (r.a.)

109, 7. İnsanlar, kıyamet günü Allah’ın huzurunda, Cuma günü camiye gidişlerine göre, önce birinci, sonra ikinci, sonra üçüncü, sonra dördüncü olarak sıra ile otururlar.

Râvi: Hz. İbni Mes’ud (r.anhüma)

115, 6. Her Cuma gecesi beni Âdem’in amelleri Allah’a arz olunur. Akrabasını yoklamayı kesenin ameli kabul olunmaz.

Râvi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)

116, 9. Kıyamet gününde her merhalede Bana en yakın olanınız, dünyada Bana en çok salât ve selâm getireninizdir. Kim ki Cuma günü ve Cuma gecesi Bana salâtı şerife getirirse, Cenab-ı Hak, onun yetmişi ahiret ve otuzu dünya ihtiyaçlarından olmak üzere, yüz hacetini giderir. Sonra Allah bir meleği vazifelendirir. Size nasıl hediyeler gelirse o da kabrime girer. Bana salât edeni haber verir. Adı, nesebi ve kabilesine kadar. Ben de beyaz bir deftere yazarım.

Râvi: Hz. Enes (r.a.)

118, 8. Cennet ehli Cennetteki makamlarına yerleşir ve Cuma’dan Cuma’ya Allah’ı ziyarete giderler. Onlara Arşı Rahman aşikâr olup, Allah’ı görürler. Bu Cennet bahçelerinden birinde olur. Ve herkes derecesine göre bir minbere yerleşir. En aşağısının yerleri misk tepelerindedir. Ve bunlar kendi hallerini diğerlerinden aşağı görmezler. Soruldu ki: “Rabbimizi görecek miyiz?” Buyurdu ki: “Evet, ayın 14’üncü gününde görülmesinde, ya da güneşin görülmesinde nasıl hilâf yoksa (veya bunları nasıl izdihamsız görüyorsanız) öyle Rabbinizi göreceksiniz.” Allah (z.c.hz.) onlara ayrı ayrı muhatap olur. Ve hatta bazılarına dünyadaki bazı sözlerini hatırlatır. Kul: “Yarabbi mağfiret etmemiş miydin?” der. Allah: “Ettim de onunla buraya geldin” buyurur. O esnada iki bulut öyle güzel kokular serper ki, kimse böylesini görmemiştir. O zaman Allah Tealâ buyurur ki: “Haydi kalkın ikram edeceğim şeylerin başına.” O zaman kalkıp cennetin çarşılarına gelirler. Bu çarşılarda aklın tasavvur edemeyeceği şeyler vardır. Orada ne para verilir, ne de yüklenilir. Sadece emredilir. İşte orada biz birbirimizle karşılaşacağız. Derecesi üstün olanların elbisesi başka olur. Ve birinin gözüne bu ilişince kendi elbisesi de derhal fevkalâde olur. Çarşılardan yerimize döneriz. Ailelerimiz: “Başka bir şekilde güzelleşip geldiniz” derler. Biz de deriz ki: “Tabii güzelleşip gelmek hakkımızdır. Zira Rabbimizi ziyaretten geliyoruz.”

Râvi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)

120, 2. Cennet ehli ulemaya Cennette de muhtaç olur. Şu şekildeki, Cuma günü Allah Tealâ hazretlerinin huzuruna gidilince ve Allah onlara “İstediğinizi isteyin” deyince ne isteyeceklerini şaşırırlar. Ve ulemaya dönerler. Âlimler de hallerine göre tavsiyelerde bulunur. “Şöyle, şöyle isteyin” derler. Böylece âlimlere dünyada muhtaç oldukları gibi Cennette de muhtaç olurlar.

Râvi: Hz. Câbir (r.a.)

126, 7. Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, Allah o saatte kula ne isterse verir. O da namaz sırasındadır.

Râvi: Hz Amr İbni Avf (r.anhüma)

126, 8. Cuma gününde bir saat vardır. Mümin kul o saatte bir şey isterse o müstecap olur. Hangi saat olduğu soruldu: ‘İkindi ile akşam arasıdır’ buyurdu.

Râvi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)

130, 1. Allah (z.c.hz)’nin, her cuma günü hepsi cehennemi hak etmiş oldukları halde, oradan azad ettiği altıyüz bin azadlısı vardır.

Râvi: Hz. Enes (r.a.)

134, 6. Cuma günü ve Cuma gecesi yirmi dört saattir. Onlardan hiç bir saat yoktur ki, Allah Tealâ, o saatte ateşi hak etmiş altıyüz kişiyi azad etmesin.

Râvi: Hz. Enes (r.a.)

145, 5. Öyle kast ediyorum ki, cemaate bir imam tayin edeyim, kendim de dolaşayım. Ve Cuma günü kimi evinde bulursam yakayım.

Râvi: Hz. İbni Mektum (r.a.)

164, 2. Azameti gökle yer arasını dolduran ve yetmiş bin meleğin tazim ve teşyi ettiği bir sureyi size haber vereyim mi? O “El Kehf” suresidir. Her kim Cuma günü onu okursa, Allah Tealâ bu sebeple o kimsenin diğer cumaya kadar ki ondan sonra da üç gün ilavesi içindeki günahlarını mağfiret eder. Ayrıca kendisine semaya kadar erişen bir nur verilir. Ve deccal fitnesinden korunmuş olur. Her kim yatacağı zaman bu surenin sonundan beş ayet okursa, korunur ve gecenin istediği vaktinde de uyandırılır.

Râvi: Hz. İsmail İbni Rafi (r.a.)

172, 3. Sizden biri her Cuma helaline yakın olmaktan aciz midir? Bu takdirde onun için iki ecir vardır. Kendi guslünün ecri ve hanımının guslünün ecri.

Râvi: Hz Ebu Hureyre (r.a.)

198, 7. Cuma günü tırnak kesmek şifa getirir ve derdi giderir. Yemekten evvel ve sonra el yıkamak da zenginlik getirir ve fakirliği giderir.

Râvi: Hz. İbni Abbas (r.a.)

198, 12. Cumaya erken gitmek, ümmetimin fukarasının haccıdır.

Râvi: Hz. Ali (r.a.)

199, 17. Cuma, bir evvelki ile bir sonraki Cumaya kadar olan (günahlara) ve üç gün fazlasına kefarettir. Bu, Cenab-ı Hakk’ın böyle buyurması sebebiyledir: “Kim ki bir hasene ile gelir, onun için on katı vardır.” Ve namazlar da aradakilere kefarettir. Yine Allah Tealâ buyurdu ki: “İyilikler, kötülükleri giderir.

Râvi: Hz. Malik el Eş’ari (r.a.)

199, 18. Cuma, her müslümana vacibtir (farzdır). Ancak şu dört kişi müstesna, Köle, kadın, çocuk yahut hasta.

Râvi: Hz. Tarık İbni Şahab (r.a.)

200, 1. Cuma, Cuma ezanını işitenedir.

Râvi: Hz. İbni Amr (r.anhüma)

200, 2. Cuma vacibtir. Yalnız memluklere ve hastalara değil.

Râvi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)

200, 3. Cuma, imamı olan her köye vacibtir. O köyde imamla beraber dört kişiden fazla adam olmasa dahi.

Râvi: Hz. Ümmü Abdullah (r.a.)

200, 8. Bir Cuma diğerine kadar, beş vakit namaz da araları için kefarettir. (Kebairden sakınıldıkça) Cuma guslü de öyledir. Cumaya gitmek için atılan her adım, yirmi senelik amele bedeldir. Ve Cumadan çıkınca da iki yüz senelik amel mükâfatı verilir.

Râvi: Hz. Ebû Bekir (r.a.)

200, 9. Cuma her köy ahalisine vacibtir. Dördüncüsü imam olmak üzere üç kişi olsa bile.

Râvi: Hz. Ümmü Abdullah (r.a.)

201, 4. Hacca, gazaya, umre ve Cumaya gidenler Allahın kefaletindedir. Dua ederlerse, O, onlara icabet eder. Ondan isterlerse verir.

Râvi: Hz. Câbir (r.a.)

201, 11. Hac, kendi ile evvelkisi arasına, Ramazan da evvelki ile arasına, Cuma da evvelki ile kendi arasına kefarettir. (Günahı da anadan doğma temiz olur)

Râvi: Hz. Ebû Ümâme (r.a.)

40, 8. Sizden birisi Cuma’ya geldiğinde, oturan bir kimseyi kaldırıp da onun yerine oturmasın.

Râvi: Hz. Câbir (r.a.)

58, 6. Cuma günü imam hutbede iken, yanındakine “sus” dersen, Cumanı ilga etmiş olursun.

Râvi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)

60, 11. Cuma günü olduğunda, kuş kuşa, vahşi hayvanlar vahşi hayvanlara, yırtıcılar da yırtıcılara “Selamun aleykum, bugün Cuma günüdür” derler.

Râvi: Hz. Ali (r.a.)

61, 6. Cuma günü olduğunda, sizden birisi başını yıkar, gusül eder, mescide erkenden gider, yakın oturur, hutbeyi dinler ve sükût ederse, o kimsenin attığı her bir adım için kendisine bir senelik oruç ve bir senelik namaz sevabı vardır.

Râvi: Hz. Evs İbni Evs (r.a.)

61, 7. Perşembe günü olunca Allah Tealâ meleklerini, beraberinde gümüşten sahifeler ve altından kalemler olduğu halde gönderir. Onlar Perşembe günü ve Cuma gecesi Bana salâtı çok getiren insanları kaydederler.

Râvi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)

65, 3. Sizden biri, Cuma günü mescidde uyuklarsa, oturduğu yeri değiştirsin.

Râvi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)

75, 5. Cuma günü guslediniz. Kim ki böyle yaparsa, bir haftalık günahlarına kefaret olur. 3 günde ziyadesi vardır.

Râvi: Hz. Ebû Ümâme (r.a.)

211, 4. Köy, Cehennem mevkilerindendir. Ne şeriat tatbik edilir, ne Cuma kılınır. Çocukları yaramaz, gençleri şeytan ve ihtiyarlar cahildir. Oradaki mümin leş gibi kokar gelir.

Râvi: Hz. Ali (r.a.)

211, 12. Cuma günü Cumaya gitmek, her baliğ olana vacibtir (farzdır). Cünüblükten gusül ettiği gibi yıkanmak da vacibtir.

Râvi: Hz. Hafsa (r.a.)

214, 9. Misvak ve Cuma guslü, her müslümana vacibtir.

Râvi: Hz. İbni Amr (r.anhüma)

215, 12. “Şâhid” arefe günü ve Cuma günüdür. “Meşhûd” ise kıyamet gününde vaad olunandır. (Burç suresindeki “Şahid” ve “Meşhud” kelimelerinin izahıdır)

Râvi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)

218, 4. Farz namaz, bir evvelkinden bir sonraki namaza kadar ki hatalara, Cuma, evvelkinden önündeki Cumaya kadar kefaret olur. Ramazan ayı evvelkinden önündeki Ramazana kadar kefaret olur. Hac da evvelkinden gelecek hacca kadar kefaret olur. Zevci veya mahremi olmayan müslüman bir kadının hac etmesi helal olmaz.

Râvi: Hz. Ebû Ümâme (r.a.)

218, 6. Zeval vakti namaz mekruhtur. Cuma günün müstesna. Zira Cuma günü Cehennem kızdırılmaz.

Râvi: Hz. Ebû Katade (r.a.)

218, 7. Bana salât-ü selam getirmek, sırat üzerinde nurdur. Bir kimse Cuma günü Bana seksen kere salât getirse, seksen yıllık günahları mağfiret olur.

Râvi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)

218, 12. Cuma kılınan camideki farz namaz haccı mebrur ve nafile namaz ise kabul olunmuş bir hac gibidir. Cuma kılınan camide namaz kılmak, diğer mescidlerdeki beşyüz namaza bedeldir.

Râvi: Hz. Ömer (r.a.)

219, 2. Beş vakit namaz ve diğer cumaya kadar Cuma namazı, büyük günahlardan sakınılmak şartıyla, aralarındakilere kefarettir.

Râvi: Hz Ebu Bekir (r.a.)

225, 1. Gusül dört şey sebebiyledir: Cenabet, hacamat, ölünün gasli ve Cuma guslü.

Râvi: Hz. Âişe (r. anha)

225, 3. Cuma günü gusül, her baliğ erkek ve kadına lazımdır. (Sünnettir)

Râvi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)

225, 9. Cuma günü gusül her baliğ müslümana vacibe yakın sünnettir. Bulursa, misvaklanmak ve koku sürünmekte böyle.

Râvi: Hz. Ebû Said (r.a.)

232, 9. Cumaya erken gelen kimse deve kurban eden gibidir. Bunu takiben gelen sığır kurban eden gibi, bunu takiben gelen ise koyun kurban etmiş gibidir. İmam minbere oturduğunda defter kapanır ve melekler hutbeyi dinlemeye otururlar.

Râvi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)

235, 10. Müslüman Cuma günü ihramdadır. Namaz kılınca ihramdan çıkar. Eğer ikindiyi kılana kadar (camide) oturursa hac ve umre yapmış kimse gibi olur.

Râvi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)

236, 6. Cumalara yaya olarak yürümek günahların kefaretidir. Soğuk sabahlarda abdesti tamam almak ve namazdan sonra namazı gözlemek de öyledir.

Râvi: Hz. Nafi’ İbni Cubeyr (r.a.)

238, 8. Cumada uyku veya uyuklama şeytandandır. Sizden birisi uyukladığı zaman yerini değiştirsin.

Râvi: Hz. Hasan (r.a.)

240, 1. Vitir Bana farz, size nafile. Kurban Bana farz, size nafiledir. Cuma günü guslü de Bana farz, size nafiledir.

Râvi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)

241, 15. Allah (z.c.hz) lerinin buyurduğu “Yevmi Mev’ud” arefe günüdür. “Şahid” de Cuma günüdür. Cumadan efdal bir güne, güneş ne doğmuş, ne de batmıştır. Ve o günde öyle bir saat vardır ki, bir Müslüman ona rastlar da Allah’a hayır dua ederse, muhakkak Allah onu kabul eder ve bir şeyden sığınırsa Allah onu ondan korur.

Râvi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)

241, 16. “Yevmi Mev’ud” kıyamet günüdür. “Yevmi Meşhud” arefe günüdür. “Şahid” de Cuma günüdür. Cuma’dan efdal bir güne güneş ne doğmuş ne de batmıştır. Ve o günde öyle bir saat vardır ki , bir müslüman ona rastlar da Allah’a hayır dua ederse muhakkak Allah onu kabul eder ve birşeyden sığınırsa Allah ondan onu korur.

Râvi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)

247, 9. Melekler Cuma günleri mescid kapılarına gönderilir, gelenleri sıra ile kaydederler. İmam minbere çıkınca defter kapanır.

Râvi: Hz. Ebû Ümâme (r.a.)

253, 1. Ameller, Pazartesi ve Perşembe günleri Allah’a arzolunur. Cuma günleri de Peygamberlere, ana-babaya, soya-sopa arzolunur. İyi amelle onlar ferahlanır, ve yüzlerinin parlaklığı artar. Öyle ise Allah’tan korkun da ölülerinizi üzmeyin.

Râvi: Hz. Abdul Gafur (r.a.) dedesinden

256, 11. (Cuma günü) mescidin kapısına melaike oturur. Ve imam minbere çıkıncaya kadar gelen cemaati yazarlar. İmam minbere çıkınca sahifeler kapatılır. Kalemler kaldırılır ve melekler cemaat için şöyle söylerler: “Allahım, eğer hasta ise ona şifa ver. Eğer sapıtmışsa ona hidayet ver. Eğer fakirse onu zengin kıl.”

Râvi: Hz. İbni Amr (r.anhüma)

270, 3. Cebrail (a.s.) bana beyaz bir ayna getirdi. İçinde kara bir nokta vardı. Sordum, bu nedir? Dedi ki: “Bu Cuma’dır ve kıyamet de Cuma günü kopacaktır.”

Râvi: Hz. Enes (r.a.)

272, 2. Camilerinizden sabileri (küçük çocukları), mecnunları, alış verişi, hırgürü, ses yükseltmeyi, ceza tatbikini, kılıç çekmeyi uzaklaştırın. Kapılarında sular bulundurun. Ve her Cumada buhur yakın.

Râvi: Hz. Muaz (r.a.)

277, 5. Cuma günü imamın minbere çıkması namazı keser ve hutbeye başlaması sözü keser.

Râvi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)

278, 2. Allah (z.c.hz.)’leri Ademi (a.s.)’ı kendi eliyle Cuma günü yarattı ve ruhundan nefyetti. Ve meleklere ona secde etmeyi emretti de hepsi ettiler. Yalnız şeytan etmedi ki, o cindendir. Ve o şeytan Rabbının emrinden fısk etti. Yani Rabbının emrinden çıktı.

Râvi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)

278, 9. Allah (z.c.hz.)’leri toprağı Cumartesi günü, dağları Pazar günü, ağaçları Pazartesi günü, hoşa gitmiyen şeyleri Salı günü, nuru da Çarşamba günü yarattı. O toprakta hayvanatı Perşembe günü yaydı. Adem (a.s.)’ı ise Cuma günü ikindiden sonra son mahluk olarak yarattı. Cuma’nın son saatinde ikindi ile akşam arasında.

Râvi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)

279, 1. Allah Pazar ve Pazartesi günü arzı, Salı günü dağları ve dağlardaki faydalı şeyleri, Çarşamba günü ağaçları, medineleri, mamur araziyi ve harap araziyi, Perşembe günü ise göğü yarattı. Cuma günü, üç saat kalana kadar, yıldızları, güneşi ve ayı ve melaikeyi yarattı. Bu üç saatten ilk saatinde ecelleri, ikincide insanların faydalandığı her şeye ülfeti koydu. Son saatte de Adem (a.s.)’ı yarattı. Onu Cennette iskan etti. Ve iblise (meleklere) secde etmelerini emretti. Ve son vakitte de onu Cennetten çıkardı.

Râvi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)

279, 3. Beş şey vardır ki, onları kim bir gün içinde yaparsa, Allah onu Cennet ehli olarak yazar; Hasta ziyareti yapmak, cenazede bulunmak, Cuma günü oruçlu olmak, Cuma namazına gitmek ve kendine takdir olanla sadaka vermek.

Râvi: Hz. Ebû Said (r.a.)

301, 7. Allah nazarında günlerin seyyidi Cuma’dır. O, kurban ve Ramazan bayramı gününden de kıymetlidir. Onda beş haslet vardır; Allah o günde Hz. Adem (a.s.)’ı yarattı. O cennetten arza o gün indirildi. O günde vefat etti. Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, bir kul o saatte Allah’dan bir şey istedi mi Allah onu kendisine mutlaka ihsan eder. Ancak istediği günah veya sıla-i rahmi kesen birşey değilse. Kıyamette Cuma günü kopacaktır. Hiç bir melek-i mukarreb, sema, arz, rüzgar, dağ ve taş yoktur ki, bu sebeble Cuma gününden korkmuş olmasın.

Râvi: Hz. Saad İbni Ubâde (r.a.)

302, 1. İnsanların seyyidi Adem (a.s.), Arabın seyyidi Hz. Muhammed (s.a.s.), Rumun seyyidi Süheyb (r.a.), Acemin seyyidi Selman (r.a.), Habeşin seyyidi Bilal (r.a.), dağların seyyidi Tur-i Sina, ağaçların seyyidi sidre, ayların seyyidi haram ayları, günlerin seyyidi Cuma, kelamın seyyidi Kur’an, Kuran’ın seyyidi Bakara suresi, Bakaranın seyyidi Ayetel kürsi’dir. Ve onda beş kelime vardır ki, her bir kelimede elli bereket bulunur.

Râvi: Hz. Ali (r.a.)

310, 2. Nafile veya farz namazı sarıkla kılmak, sarıksız kılınan yirmibeş namaza bedeldir. Sarıklı bir Cuma ise, sarıksız yetmiş Cuma’ya bedeldir.

Râvi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)

320, 11. Cuma günü gusletmek, cünüplükten guslün vacip oluşu gibi, vacibtir.

Râvi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)

320, 12. Cuma günü gusül, her baliğ olana, cünüplük guslu gibi vacibtir.

Râvi: Hz. Ebû Said (r.a.)

326, 6. Cuma’da öyle bir saat vardır ki, kul onda Rabbına dua ettiğinde mutlaka kabul olur. O da imamın minbere kalktığı vakittir.

Râvi: Hz. Meymune (r.anha)

333, 8. Bu gününüzde iki bayram birleşmiş oluyor. İsteyene bu bayram namazı Cumaya da kifayet eder. Fakat Biz İnşallah yine geleceğiz.

Râvi: Hz. İbni Hureyre (r.a.)

344, 9. Allah (z.c.hz.) Ramazanın her gecesi iftar zamanında bir milyon kişiyi Cehennemden azad eder. Cuma’nın her saatinde de, hepsi cehennemlik olan yine bir milyon kişiyi Cehennemden azad eder.

Râvi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)

348, 6. Öyle kasd ediyorum ki, birine emredeyim de namazı kıldırsın da, Ben Cuma’ya gitmeyenleri evleri ile beraber yakayım.

Râvi: Hz. İbni Mes’ud (r.anhüma)

364, 8. Allah (z.c.hz.)’nin indinde Cuma gecesi ve gününe muadil bir gün yoktur.

Râvi: Hz. Ebû Bekir (r.a.)

365, 6. Hiç bir Cuma yoktur ki, Allah’ın, altıyüz yirmi bin kişi Cehennemden azatlısı olmasın. Hepsi de Cehennemi halk etmiş olduğu halde.

Râvi: Hz. Enes (r.a.)

365, 7. Ümmetin bayramları içinde Cuma’dan efdal bayram yoktur, ve o günkü iki rek’at namaz, Cuma günü dışındaki bin rek’atten efdaldir.

Râvi: Hz. Enes (r.a.)

367, 5. Cuma gecesi ve Cuma günü yirmidört saattir. O saatlerden her birinde, Allah Tealanın Cehennemden altıyüz bin azaltısı vardır. Ki hepsi de ateşi hak etmiş oldukları halde.

Râvi: Hz. Enes (r.a.)

367, 7. Cuma’yı terkedenler bundan vazgeçsin. Yoksa, Allah (z.c.hz.) bunların kalbini mühürleyecek sonra gafillerden olacaklardır.

Râvi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)

383, 9. Allah ( z.c.hz)’ne tevbekar gençten daha sevgili, isyanda devam eden ihtiyardan daha menhus ve sevaplar içinde de Cuma günü ve gecesinde yapılandan sevgili, günahlar içinde de yine Cuma günü ve gecesinde işlenilenden daha menfuru yoktur.

Râvi: Hz. Selman (r.a.)

390, 12. Mü’minin Cuma günkü hali müslümanın ihramdaki halidir. Namaza kadar ne tırnak ne de saç keser. Soruldu: “Ya Resulallah Cumaya ne zaman hazırlanılır?” Buyurdu ki: “Perşembe günü.”

Râvi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)

391, 6. Cuma günü imam hutbe okurken konuşanın misali, kitap taşıyan merkebe benzer. Yanındakine sus diyenin de cuması yoktur.

Râvi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)

404, 10. Kim Cuma günü oruçlu sabahlar, cenazeyi teşci eder, hasta ziyaret eder ve miskin doyurursa ona kırk sene günah dokunmaz.

Râvi: Hz. Câbir (r.a.)

407, 6. Bir kimse Cuma günü gusl ederse, Allah onu günahlarından çıkarır ve ona denir ki: “Ameline yeniden başla.”

Râvi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)

412, 3. Kim özürsüz olarak Cuma’yı terkederse, bir dinar tasadduk etsin. Bulamazsa yarım dinar versin.

Râvi: Hz. Semure (r.a.)

412, 11.Kim özürsüz olarak üç Cuma’yı terk ederse münafıklardan yazılır.(Kasıt ameli nifaktır)

Râvi: Hz. Usame (r.a.)

412, 12. Kim zaruret olmaksızın arka arkaya üç Cuma’yı terk ederse, Allah onun kalbini mühürler.

Râvi: Hz. Ebû Katade (r.a.)

422, 4. Bir kimse ana babasının veya birinin kabrini her Cuma ziyaret eder ve orada “Yasin” okursa, Allah ona Yasin’in her harfi miktarınca mağfiret eder.

Râvi: Hz. Âişe (r.anha)

422, 7. Kim ana-babasının veya birinin kabrini her Cuma bir defa ziyaret ederse, Allah o kimseyi affeder ve kendisi “vefalı” yazılır. (Hayatında asi oldu ise de.)

Râvi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)

426, 5. Bir kimse Çarşamba, Perşembe ve Cuma günü oruç tutsa da, sonra Cuma günü malından az veya çok sadaka verse, anasından doğduğu gün gibi oluncaya kadar, amelinin bütün günahları af olunur.

Râvi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)

427, 9. Bir kimse Cuma gecesi iki rek’at namaz kılar ve onda “Fatiha” ve onbeş kere “İza zülzilet” i okursa, Allah onu kabir azabı ve kıyamet tehlikelerinden emin kılar.

Râvi: Hz. Enes (r.a.)

431, 9. Bir kimse Cuma günü elbiselerini yıkasa, yıkansa, sonra erkenden camiye gelse, hutbenin evveline yetişse ve camiye de yayan gelse binmese, imama yakın otursa, hutbeyi dinlese, sussa ve lağv etmese, evinden mescidine kadar attığı her bir adıma karşılık, kendisine gecesi ihya edilmiş, gündüzü de oruç tutulmuş bir senelik amel sevabı verilir.

Râvi: Hz. Ebû Bekir (r.a.)

431, 11. Bir kimse Cuma’yı kaçırırsa bir dinar (altın) tasadduk etsin. Eğer bulamazsa yarım dinar versin.

Râvi: Hz. Semura (r.a.)

432, 9. Bir kimse Cuma namazından sonra yerinden kalkmadan evvel otururken yüz defa: “Sübhanellahi ve bihamdihi Sübhanellahil azim ve bi hamdihi estağfirullah” derse, Allah onun yüz bin günahını, ebeveyninin de yirmi dört bin günahını affeder.

Râvi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)

439, 1. Bir kimse Cuma namazından sonra yedişer kere, “Kul hüvallahu ehad, Kul eûzü birabbil felak, kul eûzü bi Rabbin nâsi” surelerini okursa, Aziz ve Celil olan Allah bu sebeble onu diğer Cuma’ya kadar zarar ve kötülüklerden korur.

Râvi: Hz. Âişe (r.anha)

449, 15. Cuma günü gusletmek, misvak kullanmak, bıyıkları kesmek, sakalı bırakmak İslam fıtratındandır. Zira mecusiler bıyıklarını uzatır, sakallarını kısaltır. Şu halde onlara muhalefet edin. Bıyıklarınızı kısaltın, sakallarınızı uzatın.

Râvi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)

455, 2. Ümmetimin helakı Kitab ile süttedir. Kitaba gelince; Kura’nı okurlar hilafı hakikat te’vil ederler. Sütü ise severler, kıra çıkarlar, cemaatı ve Cumaları terkederler.

Râvi: Hz. Ukbe İbni Amir (r.a.)

469, 13. Cuma gecesini diğer geceler arasından kıyama tahsis etmeyin ve Cuma gününü de diğer günlerden ayırıb oruca tahsis etmeyin. Adet etmişseniz başka

Râvi: Hz. Ebû Hureyre ra

476, 8. Kıyamet kopmaz, ta ki zamanda yakınlık oluncaya kadar. Öyle ki, bir sene bir ay gibi olur. Bir ay Cuma, hafta gibi, bir Cuma bir gün, bir gün bir saat, bir saatte bir ateş yanıncaya kadar geçen zaman gibi sürer.

Râvi: Hz. Enes (r.a.)

492, 9. Ya Ebud Derda, diğer geceleri bırakarak Cuma gecesini ihyaya ve diğer günleri bırakarak Cuma günüün oruca tahsis etme.

Râvi: Hz. Ebud Derda (r.a.)

499, 3. Ya Ali (a.s), tırnak kesmek, koltuk, kasık temizlemek perşembedendir. Cuma günü de kokulanır ve yeni elbise giyersin.

Râvi: Hz. Ali (r.a.)

512, 9. Dört şeyden gusül edilir: Cenabetten, Cuma guslü, ölü yıkamadan ve hacamattan sonra.

Râvi: Hz. Zübeyr (r.a.)

518, 11. Cuma günü on iki saattir. Ondan bir saat vardır ki, o saatte mü’min bir kul Allah Tealadan ne isterse Allah onu kendisine verir. Öyle ise bunu ikindinin son saatlerinde arayın.

Râvi: Hz. Câbir (r.a.)

529, 8. Kış geldiğinde kışlığa Cuma gecesi taşınırlardı. Yaz gelince de yazlık eve yine Cuma gecesi taşınırlardı. Yeni elbise giydiklerinde Allah’a hamd eder, iki rek’at namaz kılar ve eskisini de birine verirlerdi.

Râvi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)

531, 3. Harp zamanı (ashabına) hitap ettiğinde, bir yay kirişine dayanarak konuşur, Cuma günü hitap ettiğinde bir asaya dayanarak konuşurlardı.

Râvi: Hz. Saad (r.a.)

525, 1. Yeni bir elbise giydiklerinde onu Cuma günü giyerlerdi.

Râvi: Hz. Enes (r.a.)

532, 10. Recep ayı girdiği zaman şöyle dua ederlerdi: “Allahım Recep ve Şaban’ı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazan’a eriştir.” Cuma gecesi geldiğinde de şöyle derlerdi: “Bu gece mesud bir gece ve nurlu bir gündür.”

Râvi: Hz. Enes (r.a.)

533, 7. Cuma günü minbere yaklaştığında, yanında oturan kimselere selam verirlerdi. Minbere çıkıncada yüzünü halka çevirir, sonra oturmazdan önce onlara selam verirlerdi.

Râvi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)

537, 3. Yazlığa çıkmak istediklerinde Cuma gecesi çıkmayı severlerdi. Kışlığa girerken de keza Cuma gecesi girerlerdi.

Râvi: Hz. Âişe (r.anha)

543, 8. Ekseriyetle Cuma günü gusl ederlerdi. Bazen de terk ettikleri olurdu.

Râvi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)

544, 4. Yemen kumaşından bir elbisesi vardı. Cuma ve bayramlarda onu giyerdi.

Râvi: Hz. Câbir (r.a.)

546, 17. Cumadan ve akşamdan sonraki iki rek’atı ekseriya evde kılarlardı.

Râvi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)

547, 3. Cuma günü (hutbede) mev’izayı uzatmazlardı.

Râvi: Hz. Câbir İbni Semure (r.a.)

553, 10. (Cuma) günü ayakta hutbe okurlar, her iki hutbe arasında oturur, Kur’andan ayetler okur, insanlara (Allah’ın nimetlerini) hatırlatırlardı.

Râvi: Hz. Câbir İbni Semura (r.a.)

553, 11. Her Cuma “Kaf” suresinden hutbe irad ederlerdi.

Râvi: Hz. Umumi Hişam binti Haris (r.a.)

554, 11. Cumadan önce dört, sonra da dört (rek’at) kılardı. Onların arasını bir şeyle ayırmazdı.

Râvi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)

556, 7. Öğlenin farzından evvel iki, sonra da iki rek’at kılarlardı. Akşamdan sonra, evinde iki rek’at, keza yatsıdan sonra iki rek’at kılarlardı. Cumadan sonra dönünceye kadar namaz kılmaz ve evinde iki rik’at kılarlardı.

Râvi: Hz İbni Ömer (r.a.)

557, 3. Her ayın başında oruç tutarlardı. Cuma günlerini ekseriya oruçlu geçirirlerdi.

Râvi: Hz. İbni Mes’ud (r.anhüma)

559, 6. Cuma günü, Ramazan ve Kurban bayramı günleri ve arefe günü guslederlerdi.

Râvi: Hz. Fakih İbni Saad (r.a.)

559, 20. Cuma günü namaza gitmeden önce, tırnaklarını keser, bıyıklarını kısaltırlardı.

Râvi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)

561, 15. Bayram ve Cumalarda kırmızı bir aba giyerlerdi.

Râvi: Hz. Câbir (r.a.)

562, 9. Cuma günü minberden indiğinde, haceti olan bir kişi ile konuştuktan sonra, mihraba geçip namaz kıldıkları vaki idi.

Râvi: Hz. Enes (r.a.)

Bütün hadisler, büyük hadis alimi Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi(ks) hazretlerinin pek değerli Ramuz el-Ehadis adlı hadis külliyatından alınmıştır.

Read Full Post »

%d blogcu bunu beğendi: