Umutrehberi 10 yaşında

Pek azîz dostlar,

Kapat gözlerini balığım üzülme sen
Bir gün elbet kurtulacağız cam çeperlerden
Gülüş güzel, gök mavi desem anlar mısın?
Ben ağlasam haykırsam göğe, duyacak mısın?
Zaman geldi mekan değil ertele sabret
Balığım hiç dinmesin aşkın bir deniz hayal et


Pek de üslubumuzdan beklenmeyecek bir şiir oldu amma bundan tam 10 sene evvel tam da buradan başlamıştık… IRAKSAMALAR’ı dinledikten sonra “bir şey yapmalı” diye çıkmıştık yola… Ama nasıl olurdu? Yaşadığımız şehirde değil ölümden ve Hak dinden bahsetmek, ulvi cümlelerle söze başlamak bile mesafeyle karşılanırken, bize, O’nu sevin, sevdikçe yanın, yandıkça anın, demenin formülü “huzur bulasınız” suretinde sevdirildi.

Onlar ki, inanmışlar ve Allah’ı anmakla kalpleri huzur ve doyum bulmuştur; çünkü bilin ki, kalpler gerçekten de ancak Allah’ı anarak huzura erişir. [Rad, 28]


Ve bir gece vakti ansızın gelen satırlar yetişiverdi imdadımıza… İlk mektuba işte böylece başlamıştık…

Aradan geçen yıllardan sonra, sırf yolda kalmanın bile bir marifet sayılacağı düşünüldüğünde, bize söyletilenleri, söz dinlemez nefsimize dahi anlatabildiysek, mucibince ameline vesile olabildiysek kendimizi bahtiyar addederiz.

Uykun varsa yol üstünde uyu! Hak yolundan uzak durma, orada yat. Belki bir yolcu orada uyandırır, uykunu giderir, açılırsın! [Hz. Pir Mevlana]


Dinleyen söyleyenden ârif olsa gerek el-hak öyledir de… Mevlam, “siz muhabbet ehli cânlar”ın hürmetine bizim duyuşlarımızı ve niyetlerimizi temizlesin, ihlası ile olgun, saf ve berrak kılsın…

Aşk yolculuğumuzda pîr, vahdet feyzini, aşk şarâbını sunan kâmil mürşiddir. Şeyh Gâlib Dedemize kulak verelim:

Tedbîrini terk eyle takdîr Hudâ’nındır
Sen yoksun o benlikler hep vehm ü gümânındır
Birden bire bul aşkı bu tuhfe bulanındır
Devrân olalı devrân erbâb-ı safânındır
Âşıkda keder neyler gam halk-ı cihânındır
Koyma kadehi elden söz pîr-i mugânındır

Âşık olmak, o yana bir pencere açmaktır. Çünkü gönül, dostun cemali ile aydınlanır ya Hazret-i Pir’e bende olanların bendesi fakir de, yolun sonuna yaklaştı, azalan bir ömür ve artan günahlar arasında, kâinatın kalbinden cümle canların akibet seadetlerinin duacısı olarak dâim niyazı o dur ki:

Ateş-i aşkınız ziyade olsun da
Huzur bulasınız

Ümit AKDEMİR

Umutrehberi

umutrehberi
İnsan ünsiyet(yakınlık) ile nisyan(unutuş) arasında gidip gelen bir sarkaçtır. Alıştığımız şeyleri ben denilen kâğıt kaleye yaklaştırıp içine sokuyoruz. Alışmadığımız, kenara attığımız, unutmayı seçtiğimiz şeyleri ise “öteki” deyip kâğıt kalemizin uzağına fırlatıyoruz. Lakin bu koyu nisyan temayülümüze(eğilim) rağmen her zerreden bizi kendisine davet eden mânâ, gene de cömertliğinden bağırır: Beni unutmayın, sizi her devrenizde, âlemden âleme geçiren beni unutmayın! der.

Amma biz gene de unuturuz. Ancak dünya boğuntusu, ateş içinde tüten bir kor gibi başımıza vurup bunaldığımız zamanlar, temiz ve saf hava ihtiyacıyla bir an onların dünyasına, UMUTREHBERİ‘ne açılan pencereyi sürmek hatırımıza gelir. Fakat çaresizlikten açılan bu pencere, bizi sağımızdan solumuzdan gıdıklayan dünya cilveleri yüzünden pek çabuk elimizden düşer. Böylece de yeni hayat hayhuyunun boğucu ve bunaltıcı dört duvarı arasında sıkışıp kalırız.

Evet, belki eğri, belki doğru… amma sen ey fikir kuşu, bırak bu eski huyunu… istiğrak göklerine doğru daha fazla kanat açmadan GERİ DÖN… hem çabuk dön ve söz verdiğin gibi, yalnız İstanbul’un mâvi yaşmaklı semasında, yeşil feraceli dağlarında, çınarlarında, kubbelerinde, minarelerinde uç… İstersen evlerine, izbelerine, çarşı pazar, kahve ve meyhanelerine de gir… Şayet bu hava dar gelir de kanatların uyuşursa, uçma adaleleri körleşmesin diye kafeslerinden kovalanan ev güvercinleri gibi, seni gene bir boy âzat ederim. Lâkin ileri gitmekten her zaman kork… Zira insanoğluna mânâdan söz açmak, kışı yaza çevirmekten de zordur. Çünkü mânâ düğümü, bir yürek yanığı, bir derinden taşan iman, bir yatışmaz vecd olmadan çözülmez vesselam.

Ben bilmez idim gizli ayân hep sen imişsin
Canlarda ve tenlerde nihân hep sen imişsin
Senden bu cihan içre nişan ister idim ben
Ahir bunu bildim ki cihan hep sen imişsin

Cenab-ı Hakk’ın rızasına talib, Cemâline râgıp, pek muhabbetli dostlar,
Vakt-i şerif, Regaib-i muhterem, Şehrullah olan Receb, müslüman canların bayramı olan Cuma, nazargah-ı ilahi olan gönül, aşk ile dola, ahir ve akibet hayrola efendim, huu