Mirac Ya Vedûd

Ey âşık-ı sâdık,
Bir gece kulunu, Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya ayetlerimizi O’na göstermek için götüren (Allah) her türlü noksanlıktan uzaktır. Şüphesiz O, her şeyi işiten ve görendir. [İsrâ, 1]

Ey Kıble-i İslâm ü dîn
Kutlu olsun sâna mîrâc-i güzîn
Biz kamûmuz kullarız sen şâhsın
Gönlümüz îçinde rûşen mâhsın
Ümmetin olduğumuz devlet yeter
Hizmetin kıldığımız izzet yeter!

Gözünün perdesini açarsan, pek sevdiği kulunu geceleyin yürüten Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir! Hz. Peygamber’e Miraç’ta kendi cemâlini gösterirsin; Geceleyin kulunu yürüten Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir! Aşk şarabı olur, coşar köpürürsün! Bu yüzden, daha fazla kendinden geçer, aklını kaybedersin! Binlerce aklı da alır götürürsün! Geceleyin kulunu yürüten Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir! Canın başına bir taç geçirirsin, gönlünü alır, Mirac’a çıkarırsın; onu, iki dünyadan da ötelere yükseltirsin! Geceleyin kulunu yürüten Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir! Gönül, Sen’in lûtfunla yükselir, uçar; çölleri, ovaları aşar ve bütün canlardan ileriye geçer! Derken, ansızın karşısına Sen çıkarsın! Geceleyin kulunu yürüten Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir! Lûtfu ile, sevgisi ile yücelttiğini, ötelere götürdüğünü, mekansızlık bahçesine kondurur, ona ikramlarda bulunursun! Geceleyin kulunu yürüten Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir! Nerede olursak olalım, bizimle beraber olduğun için öyle seviniyorum ki, gönlüm, her an uçmada, her an sabır elbisesini yırtmadadır! Geceleyin kulunu yürüten Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir! Altı cihetten (yönden) de kaçar, o lûtuf kapısına sarılırım! Çünkü Sen, pek gönüller bağlayansın, pek güzelsin! Geceleyin kulunu yürüten Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir! O büyük ve eşsiz varlık, canlara can verdi, gönülleri neşe ile oynatmaya başladı! Yokluğa bile sevda verdi, onu sevdalı kıldı! Geceleyin kulunu yürüten Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir! Ey gönül! Yücelere, ötelere doğru kaç; Çünkü sen, elsizsin ayaksızsın! Geceleyin kulunu yürüten Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir! [Hz. Pir Mevlana]

Evvel Allah âdınî yâd eyleriz, dil dil olmuş kalbi dilşâd eyleriz

Şükür erdik Leyle-i Mi’râc’a… Gece, aşık-ı sâdıkı mirac merdiveni ile maşuka erdirendir. Gece ile sevgili arasındaki irtibatı gösteren belgelerden biri de Leylâ’dır. İslam dünyasında aşk denince akla gelen bu kelime Aşk’ın Leyla’sı Arapça gece mânâsında “leyl” den türemiştir. Böylece sevgili ile gece, gece ile sevgili bütünleşmiş, sevgili ile gecenin sihir ve sonsuzluğu, aşk ile gecenin sükûnet ve ızdırâbı bir araya gelmiştir.

Aşk, güzellik padişahının damına çıkılacak bir merdivendir. Sen gel de Mirac hikayesini aşığın yüzünden oku! Renk aleminden mücerret olan Mi’rac hikayesini, ben bî-dile, yani vecde müstağrak olmuş bayılmış olan bana sorma. Katre, derya oldu. Bilmem ki, peygamber ne oldu?

Vakit geçti, akşam oldu. Güneş kuyuya girdi, kendini gizledi. Ey bahtlı kişiler, mânâ ayının doğacağı feyizlerin, rahmetlerin yağacağı zaman geldi. Geceleyin ruhlar, makamlarına ulaşırlar, istekleri yerine gelir. Gecenin kıymetini, kudretini bilip anlayan kişi, gündüz gibi parlak bir gönül elde eder. Ey gündüz, yoksa sen mahşer günü müsün? Çünkü sen gelince bütün insanlar uykudan uyandılar, hayatlarını kazanmak için meydanlara döküldüler. Ey Hakk aşığı, beden kuyusunda gaflete dalma, aklını başına al da gökyüzü kovasını tut! Hz. Yusuf o kovayı tuttu da, kuyudan kurtuldu. Devlete erdi, Mısır’a sultan oldu. Karanlık gecede Mustafa (s.a.v.) gibi, safa aramaya bak! Çünkü o mânâ padişâhı bir gece Mîrac etti de eşsiz, benzersiz bir hale geldi. Geceleyin herkes sustu. Sen de onun huzuruna çıkman, ona münacatta bulunman, onunla manen buluşman için, abdest al; acele hazırlan; çünkü sesler, gürültüler halvet yerinin huzurunu kaçırır. [Hz. Pir Mevlana]

Nâyi Osman Dedemiz tarafından bestelenen ve dini mûsikîmizin en sanatlı eseri olan Miraciye’den bir Durak ile Dügah bahrinden mevc urup geldik efendim:

Çün irade kıldı ol Rabbü’l enâm
Kim Muhammed bûla ikrâm-ı temâm

Biline Peygamber-i alîcenâb
Kavl ü fi’li bencedir ayn-ı kitâb

Yâd olunsun mu’cizât-ı Ahmedî
Hoş bilinsün zât-ı pâk-i emcedi

Mu’cizâtından biri mirâcıdır
Hazret-i Peygamber’i i’râcıdır
[248. Mestmp3]

Nâyi Osman Dede, Galata Mevlevihanesi’nde Şeyh Gavsi Ahmed Dede’ye bağlanmış, çilesini tamamlayarak aynı mevlevihanede neyzenlik ve ve 1679’dan itibaren de neyzenbaşılık yapmış, neyzenbaşı iken şeyhinin kızı Hatice Hanım ile evlenmiş bir mutasavvıf. Kutb-i Nâyî unvanı, yani yaşadığı dönemin en büyük neyzenine verilen sıfat, Hz. Mevlânâ’nın neyzenbaşısı Kutb-i Nâyî Hamza Dede’den sonra ikinci olarak Osman Dede’ye verilmiş. Mîrâciye’nin bestelenmesine gelince… Bir Regaip Gecesi Osman Dede devrin büyük mutasavvıflarından yakın dostu Mehmet Nasûhî Efendi’nin Üsküdar’daki Nasûhî dergahına gelir. Nasûhî Efendi, Osman Dede’ye, “Mevlid Kandili için Mevlid-i Şerif var. Miraç Kandili için bir eser yok. Bir Mîrâciye yazıp bestele de okunsun” der. Bunun üzerine Osman Dede, Mîrâç Kandili’ne kadar olan kısa zaman içinde 400 mısradan oluşan, mesnevi tarzındaki Mîrâciye’yi besteler ve eser ilk olarak Nasûhî Dergahı’nda okunur. Mîrâciye’nin bundan sonra Miraç kandillerinde yatsı namazını müteakip okunması adet haline gelir. Münâcât esnasında her mısranın sonunda zâkirler tarafından “Ikbel yâ Mûcîb” denilir, böylece Mirâciye son bulurdu. Münâcât okunurken dinleyicilere gül suyu serpilir, şeker ve şerbet dağıtılır, ayrıca kaynamış süt ikram edilir ve bu iş vakıf yolu ile yürütülürdü eski devrin gül bahçelerinde…

Kimde kim aşkın nişânı vardurur, âkibet maşûka ânı irgörür

Bir kimsede aşkın nişan, alamet ve belirtilerinin zâhir olması, maşûkun ona koyduğu, nakşettiği birtakım işâretler olup samimiyet ve talep devam ettiği takdirde “Ey Sevgili! merak etme ve sabırla kapımı bekle! Bir gün seni huzuruma alacağım ve cemâlimi sana ikram edeceğim!” müjdecisi ve habercisi zımnındadır. Yani samimi bir aşk, maşukla vuslata vesiledir, biiznillahi Teala…

Sürekli artan bir ateş-i aşk, samimi bir taleb ve sabr-ı cemîl…

Aşıkların serveri, dertlerin tabibi Habibullah Efendimiz, ilahi aşkı kainatta en mükemmel manada zatı saadetlerinde yaşayan bir Hazret-i insandır.

Aşktır seyr ü sülûkune delil
Akl u fikri istemez n’eyler gönül
Leytetü’l Mir’ac olur her gecesi
Her deminde Hazrete erer gönül

Mirac gecesinde Peygamber Efendimiz, ilahî aşk ile kendinden geçti de yüz binlerce yıllık yolu aşıverdi! Ya Vedûd! sen de bizi aşkınla yakıp benliğimiz yok et! Çünkü, sen bir güneşsin; biz de gölgeleriz! Ya Vedûd! bizlere de aşık-ı sâdıkların halleriyle hallenmeyi ve ateş-i aşk ile nefsin bütün çirkin vasıflarını yakarak arınmayı lutf u kereminle nasib eyleyiver…

Peki bu geceden, mirac’dan bizlerin nasibi nice olur?

Sular temizlenmek için buhar halinde göklere yükseldikleri gibi, bir mümin de manen temizlenmek için namaza durur. O da su gibi göklere yükselmek ister. Bu yüzdendir ki Azîz Peygamber Efendimiz; “Namaz müminin miracıdır.” Diye buyurmuştur. Şu halde müminin namaza durması, onun ötelere, mânâ âlemine sefere çıkması ve Hakk’ın huzûruna varması sayılır. Namazı bitirmesi göklere doğru yaptığı seferden dönmesi sayılır. Seferden dönen bir kimse, ailesine dostlarına selam verdiği gibi, namazı kılan mümin de namazı bitirince iki tarafına selam verir.

Mirac demek kendi vücudundan kopup (fenafillah) Allah ile bâki olmak (bekabillah) demektir. Mü’minlerin miracı da namazdır. Allâh u ekber.. diyerek iki elimizi kaldırıyor dünyayı da ahireti de attık diyoruz (terk-i dünya, terk-i ukba) Dünya ve ahiret kalkınca ne kalıyor? Yalnız Allah …

Nûr-ı Zât-i Mustafa’nın hakkıçün
Sırr-ı arş-ı Kibriyâ’nın hakkıçün

Rûyine müştâk olanlar hakkıçün
Aşkına uşşâk olanlar hakkıçün

Va’dini ihsân kıl âşıklara
Din yolunda sa’y eden sâdıklara

Bil vesile, gönül kandilinizin çerağı her dem rûşen olsun, Mevlam aşk yolunda sabır ve talebinizi ziyade eyleyip salât-ı hakiki ile miracınızı ikram buyursun… Ta böylece Miracla “Hazret-i insan” olduğumuzun farkına varmalı, en azından namazla ferahlayıp dünyanın hayhuyundan sıyrılıp kendi miracımıza yaklaşmalı,Hak müyesser eyleye..

Ikbel yâ Mûcîb, Ikbel yâ Mûcîb, Ikbel yâ Mûcîb, Âmin Ya Mûin, bi hürmeti men erseltehu rahmeten lil alemin

Aşk, gönül şehrini her zaman yağma eder durur da aşık onun için dağınık sözler söyler. Kelamı mucibince yerine vâsıl edemedik, kusurlar affola efendim…

Muhabbet-i Ehli beyt-i Mustafa üzerlerimize sâyebân,
Vakt-i şerif, sebeb-i gufran, aleme bayram olan Cuma, vuslat vesilesi Mirac-ı Şerif, ömür ve şahsiyetlerimiz, ahir ve akibet, zahir ve batınlarımız hayrola, aşk ola, aşk ile dola, Aşkullah, Muhabbettullah, Marifetullah, Şevkullah ve Zikrullah gönüllere nakşola erenler

Umalım ki Mevlam söylediklerimizi önce bize duyursun,
sonra ihtiyacı olanlara tesir buyursun. . .


Sözü çok olanın, yalanı dahi çok olur imiş;
Yüksek müsaadelerinizle

Mevlam ateş-i aşkınızı ziyâde eylesin

Gam ve telaş sizlerden uzak olsun da
huzur bulasınız efendim

Reklamlar